Çin'de sıcak yaz günleri

Çin'de sıcak yaz günleri

Çin’deki her değişim kelebek etkisi yaratıyor, dünyanın diğer köşesinde bizlerin hayatlarını doğrudan etkiliyor. Çin iç pazarındaki daralma ile üreticiler, boşta kalan kapasitelerini değerlendirecekleri ihracat pazarlarına, tabiri caiz ise akın ediyor. Batılı üreticilerinin Çinli üreticiler ile hem kendi pazarlarında hem de ihracat pazarlarında rekabet etmeleri çok zor. Çinli üreticiler yüksek kapasite, uzun çalışma saatleri ve mükemmele yakın Çin üretim ekosistemi ile daha hızlı ve ucuza üretiyorlar. Hâl böyle olunca Batılı üreticiler küçülmeye veya kapanmaya başlıyor

Çin'de sıcak yaz günleri

En sevdiğim mevsim tartışmasız yaz. Adana’da büyümüş biri olarak sıcaklarla aram hep iyi olmuştur. Yaz; tatil demektir, deniz demektir, karpuz demektir. İnsan, yazı nasıl sevmez derken hayat beni Çin’e getirdi. Yaz tatili kavramı Batı’ya ait bir kavram, Doğu’da özellikle Çin’de çok da anlamı yok. Batı’da esmer ten, sahilde tatil yapacak paranız olduğunu gösterirken, Çin’de esmerlik köyde tarlada çalıştığınızı gösterir. Bundan dolayı Çinli kadınlar güneşli günlerde ellerinden şemsiyelerini düşürmezler. Çin’de yıllık izinlerin birçok şirkette 10 günü geçmediğini düşünürsek, insanların zaten öyle sahillere inecek çok da vakti olmuyor.

Yaz’ın en yoğun programlarından biri Xi Jinping’e ait. Bahar aylarında ABD Başkanı’ndan Alman Şansölyesi’ne kadar birçok dünya liderini Pekin’de ağırlayan Xi, Temmuz ayında da birincisi düzenlenen Dünya Yapay Zekâ İş Birliği Örgütü’nün (WAICO) Şanghay’daki açılış toplantısında bir konuşma yaptı. Xi, eşit, adil ve açık bir AI (yapay zekâ) için dünyaya çağrı yaparken, toplantıya 100’den fazla ülkeden temsilci katıldı. Çin, gelişmekte olan ülkeler için önümüzdeki beş yıl içinde 5.000 yapay zekâ eğitim programı ve kapasite geliştirme fırsatı sağlama sözü verdi.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, Tayland Başbakanı Anutin Charnvirakul, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve Pakistan Başbakan Yardımcısı Muhammed İshak Dar, Şanghay'da düzenlenen Dünya Yapay Zekâ Konferansı'nda

Çin ile ABD’nin farklı AI ekosistemleri var. ABD’de AI liderliği sayılı sayıda şirketin elinde bulunuyor. Bu şirketler, büyük teknoloji şirketleri ve girişim sermayesi fonları tarafından destekleniyor ve genelde açık kod paylaşmıyorlar. Çin’de ise AI ekosisteminde irili ufaklı birçok firma bulunuyor. DeepSeek ve Moonshot gibi firmalar, çok daha düşük bütçeler ile büyük başarılar elde ettiler. Bu firmalar ayrıca açık kod modeli ile çalışarak, kendi modelleri üzerinden başka kullanıcıların da çözümler geliştirmesine izin veriyorlar.

Avrupa’nın tatilde olduğu bu günlerde Çin ekonomisi de yavaşlamaya başladı. İlk çeyrekte hedeflere uygun şekilde yüzde 5 büyüyen ekonomi, ikinci çeyrekte yavaşlayarak yüzde 4,6 büyüdü. Büyümenin kral koltuğunun sahibi ise yine değişmedi: ihracat. İhracat, ilk yarıda geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 17’ye yakın bir artış göstererek büyümenin ana yüklenicisi oldu.

Otomotiv ihracatı ise tam anlamıyla uçuşa geçti. Toplam otomotiv ihracatı ilk yarıda yüzde 65 büyürken, sadece Haziran ayında 1 milyondan fazla araç ihraç edildi. İlk 6 ayda toplam araç ihracatı 5 milyon adedi geçti. Volkswagen’in 100.000 kişiye yakın kişiyi işten çıkarıp Almanya’daki dört fabrikasını kapama planı boşuna değil. Avrupalı üreticilerin artık Çin ile başa çıkması olası gözükmüyor.

Kaynak: Automobility LTD

Çin’in ihracatının kalitesi de gün geçtikçe artıyor. Çin eskiden hepsi bir milyoncuların üretim merkezi iken, artık yüksek teknoloji ürünlerinin adresi oldu. Yılın ilk yarısında teknoloji ürünlerinin ihracatı AI yatırımlarının da etkisi ile geçtiğimiz yıla göre yüzde 56 artış gösterdi. Yeşil enerji ürünleri ihracatı da Hürmüz krizinin de etkisi ile çift haneli büyüdü.

Tüm bu gelişmeler sizleri Çin ekonomisinde her şeyin iyi gittiği yanılgısına düşürmesin… Madalyonun öbür yüzü çok da parlak değil. Çin iç piyasası tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşıyor.

Çin’in iç pazardaki ana kriz kaynağı değişmedi: emlak ve inşaat sektörü. Çin emlak sektörü, 2021’de 1,2 trilyon doları aşan bir satış değerine ulaşmıştı. İnşaat ve inşaat yan sanayilerinin GDP’nin içindeki payı yüzde 30’ları geçmişti. O günlerden bugüne Çin emlak satışları yarı yarıya daraldı, önümüzdeki birkaç yıl içerisinde de bir toparlanma olması beklenmiyor. Geçtiğimiz haftalarda katıldığım bir sempozyumda bunun artık yeni normal olduğu, azalan nüfus ve yüzde 65’in üzerindeki şehirleşme nedeniyle eskiye dönüş şansı olmadığının altı çizildi.

Emlak sektörünün daralmasının sistem üzerinde bir domino etkisi var. Emlak satışlarında satış bedelinin yüzde 60’ından fazlası devletin kasasına giriyor. Bu işten en büyük kâr eden ise yerel hükümetler oluyor. 1990’ların başında değişen vergi dağıtımı yasası (分税制, fēnshuìzhì) ile yerel hükümetlerin gelirlerinde ciddi bir düşüş yaşandı. Yerel hükümetler eğitim, sağlık gibi hizmetleri karşılamakta dahi zorlanmaya başladılar. 1998 yılında çıkan konut reformu ise yerel hükümetlerin can simidi oldu (住房制度改革, Zhùfáng Zhìdù Gǎigé).

Şahısların ev sahibi olmasının önünü açan bu yasa ile hızla artan şehirleşme birleşince, yerel hükümetler yatırımlar için gerekli hazineyi bulmuş oldular. 2020’lerin başında yerel hükümet gelirlerinin yüzde 40’ından fazlası arazi satışlarından oluşuyordu. Bu para ise sisteme sabit yatırım olarak geri dönüyordu. Eyaletler altyapı yatırımlarına hız verdi, ayrıca bölgelerindeki üreticileri de üretim ve teknoloji yatırımları konusunda destekleme şansına sahip oldu.

Bu kaynaklarla Çin ziyaretiniz sırasında gördüğünüz yollar, köprüler yapıldı. Yatırımların diğer kaynağını yerel hükümet finansal araçları (LGFV) oluşturdu. Bölgedeki üreticiler de yerel hükümetler üzerinden ciddi miktarda paraya ulaştılar.

Emlak satışlarının düşüşü ile beraber emlak fiyatları da düşüşe geçti. 2010’larda büyük şehirlerde evi olanlar, tıpkı 1990’lar Japonya’sında olduğu gibi ciddi, kâğıt üstünde de olsa, dolar milyonerleri oldular. Amma velakin emlak fiyatları 2021’den itibaren hızlı bir düşüşe geçti, metrekare fiyatları 10 yıl öncesine dönüş yaptı. Hane halkının servetindeki bu ciddi erime de halkın tüketim iştahını azalttı. Hâl böyle olunca 2026 yılının ilk yarısında perakende pazar sadece yüzde 1 artış gösterirken, şehir merkezlerindeki alışveriş merkezlerinin birçoğunda mağazalar kapandı.

İç pazardaki bu yavaşlamadan Çin otomotiv pazarı da nasibini aldı. Toplam pazar ilk yarıda yüzde 20’ye yakın daraldı. 25 milyonun üzerindeki bir pazarın yüzde 20 daralması 5 milyon adede tekabül ediyor. Bu daralma sadece Çinli üreticileri değil, Avrupalı, özellikle de Alman üreticileri çok ciddi etkiliyor. İlk olarak Çin pazarında adetler, azalan pazar payı ve daralan market ile düşüyor. Üç Alman premium otomotiv üreticisi olan Mercedes, Audi ve BMW’nin satışları birkaç yıl öncesine kadar 2,2 milyon adede yaklaşmıştı. Bu yılı 1,5 milyon adet ile bitirseler dua edecekler gibi gözüküyor. En büyük darbeyi ise Volkswagen aldı. Kârının büyük miktarını Çin’den elde eden firma büyük bir krize girdi. Elektrikli dönüşümünde sınıfta kalan firma, Çin pazarında en güzel günlerinde 4 milyondan fazla araç satıyordu. Bu yıl sonunda iki milyona ulaşmaları dahi zor. İlk yarıda satışları geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 30 azaldı. Bunun dışında Çinli firmalar, Japon ve Alman üreticilerin ihracat pazarlarında da ciddi büyüme gösterdi.

Perşembe günü Almanya'nın doğusundaki Zwickau kentinde bulunan Volkswagen fabrikasında düzenlenen sendika protestosu. Üretim tesisi kapanma riskiyle karşı karşıya (Fotoğraf: Jens Schluter / AFP)

Çin’deki her değişim kelebek etkisi yaratıyor, dünyanın diğer köşesinde bizlerin hayatlarını doğrudan etkiliyor. Çin iç pazarındaki daralma ile üreticiler, boşta kalan kapasitelerini değerlendirecekleri ihracat pazarlarına, tabiri caiz ise akın ediyor. Batılı üreticilerinin Çinli üreticiler ile hem kendi pazarlarında hem de ihracat pazarlarında rekabet etmeleri çok zor. Çinli üreticiler yüksek kapasite, uzun çalışma saatleri ve mükemmele yakın Çin üretim ekosistemi ile daha hızlı ve ucuza üretiyorlar. Hâl böyle olunca Batılı üreticiler küçülmeye veya kapanmaya başlıyor. Geçtiğimiz hafta da ünlü elektrik batarya üreticisi Varta da Apple siparişlerini Çin’e kaptırınca batanlar listesine dâhil oldu. Sadece Almanya’da Covid’den sonra 300 binden fazla üretim çalışanı işini kaybetti.

1990’ların başında Fukuyama, Tarihin Sonu adlı kitabında liberalizmin komünizme karşı geri dönülmez zaferini ilan etmişti. Bundan 30 yıl sonra ise Çin usulü sosyalizmin liberalizm karşısındaki olası zaferi konuşuluyor. Cevdet Kadri hocam ise Çin’in artık hikâyenin sonuna geldiğini, geleceğinin hiç de parlak olmadığını savunuyor. Ben ne mi düşünüyorum? Neyse ki bu güzel yaz akşamında Ege’de deniz kenarında bunları düşünmektense keyifle mırıldanacağım şiirler var.

“Belli ki dağların, denizlerinve göllerin üzerindensıyrılıp gelmektedir seher.”

Saygı ve özlemle…


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler