Yıllarca Çin’in en meşhur olduğu konulardan biri bir buçuk milyara yaklaşan nüfusu idi. Çin’de yaşadığımı duyanlar hep aynı soruyu sorardı: “Abi, bu kadar çok insan ile nasıl yaşıyorsun?” Çin’in dünyanın üretim merkezi hâline gelmesinde yüksek nüfusunun büyük yardımı olmuştu. Bu yüksek nüfusun büyüsüne kapılan birçok firma Çin pazarına satış yapabilmek için bu ülkeye büyük yatırımlar yaptı. Hatırlarsanız, adını anmak dahi istemediğim bir devlet başkanı tüm Çinlilere portakal satarak memleketin ekonomisini kalkındırmayı düşünüyordu, gerçi bu onun en masum düşüncesi bile olabilir.
Gel zaman git zaman Çin’de işler tersine döndü. Gazete başlıklarında artık yüksek nüfus değil, hızla azalan nüfus yer alıyor. Çin’de nüfusun azalması, kıtlık gibi felaketler dışında ilk defa yaşanıyor. Gelecek de çok parlak değil. Doğum oranı 2025’te 1.02’ye kadar geriledi, bu rakam nüfusun sabit kalması için gerekli olan 2.1’in yarısından bile az.
Parklardan süpermarket raflarına Çin’in yaşlanması
Gündelik hayatta da bu rakamların etkileri artık daha çok hissediliyor. Bizim oğlan az biraz koşturmacaya başlayınca en popüler hafta sonu aktivitemiz parklarda gezmek oldu. Şangay kazan, biz kepçe, park park dolanmaya başladık. Bu yaz tatile memlekete gelince de park gezilerimize devam edelim dedik ama bizim hanım memleket parklarını görünce şaşırdı. Neden mi dersiniz, gelin açıklayayım. İlk olarak bizim parklarımız çocuklara ait, doğum oranlarımız düşüşte olsa dahi Çin’e göre hâlâ çok daha yüksek. Çin’de ise parklar daha çok yaşlılar için dinlenme, sohbet ve dans etme mekânları olarak kullanılıyor, tek tük çocuklar görüyorsunuz. Süpermarketlerde benzer bir durum var, Çin’de bebek bezi rafları giderek küçülürken, yetişkin bezi rafları büyüyor. Çok uzak olmayan bir gelecekte yetişkin bezi pazarı bebek bezi pazarını geçecek gözüküyor.
Çin’de hangi parka giderseniz gidin, karşınıza çıkabilecek bir görüntü
Çin’in yüksek nüfusu yeni bir olay değil, Çin tarih boyunca yüksek nüfusa sahip bir ülke oldu. 21. yüzyılın başına kadar tarih boyunca dünya nüfusunun yüzde 20’sinden fazlası Çin’de yaşadı, hatta 19. yüzyılda bu oran yüzde 30’lara kadar dayandı. Yüksek nüfus, Sanayi Devrimi öncesi büyük bir nimet olarak görülüyordu. Yüksek nüfus demek daha fazla iş gücü, daha fazla asker demekti.
Çin’in uygarlık kuran nehirleri
Çin’in bu yüksek nüfusunda coğrafyanın da büyük katkısı var. Sırtını Himalayalara dayayan Çin, su bakımından çok bereketli topraklara sahip. Çin’in tüm medeniyetleri de nehir kenarlarına kurulmuş. Özellikle iki önemli nehir Çin tarihini belirler. Bunlar, medeniyetlerin kıyısında kurulduğu Sarı Nehir ile ülkenin en uzun nehri olan Yangtze Nehri’dir. Bu nehirler sayesinde yılda iki kez pirinç hasadı yapılabilmiş ve milyonlarca insanın karnı doymuştur. Çin’de pirinç bizde ekmek ile aynı anlama geliyor, her yemekte siz istemeden masaya geliyor. Bundan dolayı kültürel anlamda da çok büyük yere sahip.
Çin uygarlığını şekillendiren nehirler
Mao’nun Kahraman Anneleri
Konumuza geri dönelim, 1900’lerin başında Çin nüfusu 400 milyona yaklaşmıştı fakat akabinde ülkede başlayan ve bitmek bilmeyen savaşlar nedeniyle ülke nüfusu konusunda kimsenin fikri yoktu. Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra, 1953 yılında, yapılan ilk nüfus sayımında toplam nüfusun 600 milyona ulaştığı hesaplandı. Lider Mao da yüksek nüfustan memnundu ve bir ülkenin nüfusunun fazla olabileceği fikrine katılmıyordu, 1949 yılında “Çin’in büyük bir nüfusa sahip olması iyi bir şeydir” diye yazmıştı. 1950’lerde çok çocuklu annelere “Kahraman Anneler” (英雄母亲) adı veriliyor ve topluma örnek gösteriliyorlardı. Hâl böyle olunca ülke nüfusu hızlı bir yükselişe geçti. Nüfus 20 yıl içerisinde 300 milyon artarak 900 milyona yaklaştı.
Bu yüksek nüfus artışı devlet üst kademelerinde tedirginlik yaratmaya başladı, artık devlet demir pirinç kabını doldurmakta zorlanıyordu. 1973 yılında “Geç, Seyrek, Az (晚、稀、少)” kampanyasını başlattı. Bu kampanya sayesinde kadın başına doğum oranları 1970’lerde hızla düşüşe geçti. Çin’in nüfus büyümesinde asıl frene bastığı dönem sanıldığının aksine tek çocuk yasasından çok bu dönemdir.
Nüfus artışına mühendislik çözümü: Tek çocuk politikası
Mao döneminin kapanması ile kontrolü ele geçiren Deng Xiaoping için mevcut doğum oranları da yüksekti. Onun kafasındaki planda nüfus “bağımlılık oranını” olabildiğince düşürmek, toplam nüfus içinde çalışan nüfus oranını artırmak vardı. Bu iş de aslında roket mühendisi olan Song Jian’a düştü. Song Jian, Moskova’da dönemin YZ’si sayılan cybernetics üzerine eğitim görmüştü. Çin’e döndükten sonra bir dönem roketler üzerine çalışmalarına devam etse de ilerleyen yıllarda kendini toplum mühendisliğine adamaya karar verdi. Yaptığı çalışmalar Çin’in optimal nüfusunun mevcut kaynaklara göre 900m olması gerektiğini hesapladı ama mevcut nüfus artış hızı ile Çin nüfusunun 2 milyara dayanması kaçınılmaz gözüküyordu. Song, ülke yönetimini bu işin üstesinden ancak tek çocuk politikası ile gelinebileceğine ikna etti. Song iyi bir mühendisti ama unuttuğu bir şey vardı, konu insan olunca 2 kere 2 bazen 5, bazen 3 ediyordu.
Dönemin tek çocuk posterlerinden biri, nur topu gibi bir çocuk ve annesi
Tek çocuk politikasını bir mühendis buldu ama uygulaması bir askere düştü. Devlet Aile Planlama Komisyonu’nun başına eski bir ordu generali olan Qian Xinzhong getirildi. Qian’in ekibinde milyonlar çalışıyordu ve ilk hedefi yüksek doğum oranlı kırsal bölgeler oldu. Sadece 1983 yılında 16 milyon kadın kısırlaştırıldı ve 14 milyondan fazla kürtaj gerçekleştirildi. 35 yıl yürürlükte kalan tek çocuk politikası büyük acılar yaşattı, bilançosu ağır oldu: 321 milyon kürtaj, 108 milyon kadın ve 26 milyon erkeğe uygulanan kısırlaştırma. Milyonlarca anne ileri ay gebeliklerini sonlandırmak zorunda kaldı, milyonlarca kız çocuğu terk edildi, boğuldu ya da merdiven altı kliniklerde kürtaj ile alındı. Günümüzde dahi Çin’de erkek sayısı kadın sayısından 30 milyona yakın fazla ve birçok bölgede erkekler evlenecek eş bulamıyorlar.
Orta sınıf kapanından kurtulmanın anahtarı: Nüfus artışını yavaşlat, eğitim düzeyini yükselt
Nüfus kontrolü, büyümekte olan ülkelerin orta sınıf kapanından kurtulmasının en büyük anahtarlarından biridir. Misal Güney Kore, Japonya gibi ülkeler demografik fırsattan yararlanmak için nüfus kontrolünü kullandılar. Orta gelir kapanından atlayan ülkeler çalışan nüfusun toplam nüfus içinde oranını artırırken, çalışan nüfusun eğitim düzeyini zamanla artırmayı becerdi. Taiwan ve Kore’de toplam çalışan nüfus içinde yüksek eğitim ve üstü görmüşlerin oranı yüzde 70 üstüne çıkarken, Türkiye, Meksika, Brezilya gibi ülkelerde bu oran yüzde 50’nin altında kaldı. Çin ise son 10 yılda yaptığı atakla yüzde 50’lere yaklaşsa dahi gelişmiş ülkeleri yakalaması için uzun bir yolu var.

Tek çocuk politikası sonrası doğurganlık hızında düşüş yaşandı, 2000’lerin başına gelindiğinde doğurganlık oranı nüfusun kendini yenileme oranı olan 2.1’lerin altına gerilemişti. Çin’de yaşananlar, aslında zenginleşen birçok ülkenin başına geldi. Artan gelir, yüksek şehirleşme ve eğitimli kadın nüfusu etkisi ile kadınlar daha geç evlenmeye, hatta evlenmemeye başladı. Tatilde, sahildeki sabah sohbetlerinde bizim sitenin teyzelerinin en büyük sorunu çocuklarının evlenmemesiydi, Çinli teyzelerin durumu daha da beter. Ofiste çalışan ablamız kızının evlenmemesinden dolayı hayata küsmüş durumda, abla nasılsın diye her sorduğumda kızından dert yanıyor.
Ocağa incir diken çocuklar
Evlenen ailelerin de çok çocuk yapası yok, haksız da değiller. Her çocuk cüzdanda açılan delik demek. Çin'de çocuk yetiştirmenin aile bütçesi üzerindeki yükü birçok gelişmiş ülkeden daha yüksek. Bir çocuğu 18 yaşına kadar yetiştirmenin maliyeti Çin'de kişi başına GSYH'nin yaklaşık 6,3 katına ulaşırken, bu oran ABD'de 4,1, Almanya'da 3,6 ve Fransa'da 2,2 seviyesinde. Hâl böyle olunca hiç kimse “Rabbim rızkını verir” deyip çocuk yapmaya yanaşmıyor.
Tüm bunlar sonucunda Çin nüfusu ilk defa 2022 yılından itibaren daralmaya başladı, çalışan nüfus ise 2011 yılından beri küçülüyor. Demografik değişim ekonomik sistemi sarsmaya başladı bile. Yaşlanan nüfus daha az tüketim, daha yüksek sağlık harcaması demek. 2050'ye gelindiğinde Çin'de her 10 kişiden yaklaşık 4'ünün 60 yaşın üzerinde olması bekleniyor. Buna hangi ekonomi dayanır?

Hükümet de demografik riski yıllarca önce görüp önlem almaya çalıştı. 2015 yılında tek çocuk politikası iki çocuk politikasına, 2021’de ise 3 çocuk politikasına çevrildi. Xi 2023 yılında yaptığı konuşmada çocuk sahibi olmayı destekleyen bir toplum çağrısında bulundu, bunun için de doğum, çocuk yetiştirme ve eğitim masraflarının azaltılması gerektiğini söyledi.
Kim çocuk yapar bu devirde?
Devletler çocuk sayısını sınırlandırma konusunda çok güçlü silahlara sahip iken çocuk sayısını artırma konusunda elleri kolları bağlı. Yapabilecekleri tek şey çocuğa özendirmek. Tek çocuğu olan ama büyük bir ailede büyümüş biri olarak bazen ben de bizim oğlana da üzülüyorum, evde beraber oyun oynayacağı, canı sıkılınca iki pataklayacağı, biraz yaş alınca da gece kaç saatlere kadar oturup dertleşeceği bir kardeşi yok. Öbür yandan da derler ya, bir çocuk büyütmek için bir köy gerekir, ne yazık ki modern toplumlarda da o köy yok, çekirdek aileler ve daha çok bireyler var. Hadi gel köyümüze geri dönelim desek de artık çok geç.


