Gençlerin “NEET” bir hikâyesi

Gençlerin “NEET” bir hikâyesi

“Türkiye’de NEET Gençler” raporuna göre, gençler iş bulmak için hala iyi bir eğitimi ve gerekli becerilere sahip olmayı öncelik olarak görse de, piyasa gerçeği bu meritokratik inancı hızla aşındırıyor. İşsiz gençlerin yüzde 45,2'sinin "iyi bir iş bulmayı sağlayacak tanıdıklarımın olması" gerektiğini düşünmesi, rapordaki ifade ile “ağ temelli yerleştirme pratiklerinin” yaygın olduğu algısının içselleştiğini gösteriyor

Gençlerin “NEET” bir hikâyesi

Yapay zekâ gündemi her zaman olduğu gibi yine dolu. Fakat bu hafta, ara ara yaptığım gibi direksiyonu kırıp, rotayı başka bir yöne çevirmek istiyorum. Eski ve yaygın adıyla Twitter’da, yeni adıyla X, aktif bir kullanıcıysanız eğer, ara ara önünüze düşen istatistiklerden biri OECD ülkelerinde ne eğitimde ne de istihdamda, kısaca NEET olarak adlandırılıyor, olan gençlerin oranına yönelik kıyaslamadır. 2024 verilerine göre Türkiye’de 15-29 yaş arasındaki nüfusun yüzde 26.4’ü ne işte ne eğitimde bir rol sahibi. Bu oranla da Türkiye OECD ülkeleri arasında birinci sırada.

Türkiye’de resmi verilere göre 15-24 yaş arasında yaklaşık 13 milyon genç var. Üst baremi 29’a çıkardığımızda bu sayınının 20 milyon civarına olduğunu söylemek mümkün.  Bu sayıyla, yukarıdaki oranın basit bir çarpımını yaptığımızda ise elde ettiğimiz sonuç yaklaşık 5.3 milyona denk geliyor.  Kısacası günümüzün bilgi tüketim çağında, haberlerde 45-50 saniye ya da sosyal medyada bir grafikte 10-15 saniyede mâruz kaldığımız bir sayı aslında Türkiye’deki yaklaşık 5.3 milyon gencin hikayesini anlatıyor.

Geçtiğimiz ay Prof. Dr. Emre Erdoğan’ın yürütücülüğünde, tam olarak bu grupta yer alan gençlerin hikayesine odaklanan “Türkiye’de NEET Gençler” isimli çalışmanın sonuçları yayınlandı.  Rapor aynı zamanda Türkiye’deki gençlerin iyi olma hâline de dikkat çekiyor, çalışan ve çalışmayan gençleri ayrı ayrı ele alıyor. Bu hafta ben de bu raporu aynı planda, kısaca özetlemek istiyorum.  

Türkiye geneli 2403 gencin katıldığı bu çalışmaya göre, 18–29 yaş aralığındaki gençlerin neredeyse yarısı (yüzde 46) bir işte çalışırken, diğer yarısı iş gücüne dahil değil.  Çalışan gençlerin iş gücüne katılımları incelendiğinde, bu grubun da toplumsal cinsiyet, yaşanılan yer gibi alt başlıklarda belirgin farklılıklar gösterdiği görülüyor. Örneğin erkeklerin istihdamda olma olasılığı kadınlara kıyasla yaklaşık üç kat daha fazla. Metropollerde yaşayan gençlerin istihdam edilme olasılığı ise kırsal bölgelerde yaşayanlara göre 1,3 kat daha yüksek.

Öte yandan gençlerin yaklaşık beşte biri mavi yakalı, yani fabrika ya da inşaat gibi alanlarda çalışıyor. yüzde 14’ü tezgahtar olarak görev yaparken, çalıştığını belirten 1105 gencin yalnızca yüzde 9’u beyaz yakalı çalışan konumunda. Avrupa Birliği genelinde ortalama günlük çalışma süresi yaklaşık 8 saat. Ancak raporda çalıştığını söyleyen gençlerin yalnızca yüzde 32’si standart çalışma süresi olan 8 saat çalışırken, yüzde 58’i 9 saat ve üzerinde çalıştığını ifade ediyor.

Çalışan gençlerin yüzde 55’inin 18 bin TL-36 bin TL arasında maaş aldığı görülüyor. Yani çalışan gençlerin kabaca yarısına yakını asgari ücret civarında ya da biraz üzerinde gelir elde ediyor. Bu bulgulardan hareketle, gençlerin önemli bir kısmının geçim sıkıntısı yaşadığı ve ekonomik olarak kırılgan olduğunu söylemek mümkün.  Araştırma ekibi de bu sonuçlar dair gençler arasındaki gelir piramidinin dar bir taban üzerinde yükseldiğini, orta ve üst gelir gruplarına geçiş olasılığının düşük olduğunu söylüyor.

Önceki paragraflarda da bahsettiğim gibi, çalışmanın asıl odağı NEET gençler. Rapor, bu grupta yer alan gençleri incelediğinde, tıpkı çalışan gençlerde olduğu gibi toplumsal cinsiyet açısından belirgin bir eşitsizlik ortaya koyuyor. Kadınların NEET olma olasılığı, erkeklere göre yaklaşık 2,5 kat daha fazla. Cinsiyet farkı temelinde nedenlere bakıldığında, kadınlarda “bakım yükü”, erkeklerde ise “iş bulamama” başlıca etkenler olarak öne çıkıyor. Yaş açısından değerlendirildiğinde ise, 18–23 yaş grubunun daha çok öğrenci veya işsiz kategorisinde yer aldığı; 24–29 yaş grubundakilerin ise “beklemede olma” ya da “aile sorumluluklarını üstlenme” durumları nedeniyle NEET grubuna dahil olma olasılıklarının arttığı görülüyor.

Geçtiğimiz yılın sonunda yine bu köşede yazmış olduğum 2025’e Bir Kala Gençler başlıklı yazıda ele aldığım rapor sonuçlarında gençlerin umut algılarının oldukça düşük olduğu görülmüştü. Benzer bir durum bu raporda da gözlemleniyor. Raporda çalışmadığını söyleyen gençlerin yüzde 65’i aktif olarak iş aramayı bıraktığını ya da beklemeye geçtiğini söylüyor. Yine gençlerin yüzde 82’si eğer iş arayacak olsalar, iş bulmalarının zor ya da imkânsız olduğunu belirtiyor. 

Rapora göre, gençler iş bulmak için hala iyi bir eğitimi (yüzde 50,9) ve gerekli becerilere sahip olmayı (yüzde 38,8) öncelik olarak görse de, piyasa gerçeği bu meritokratik inancı hızla aşındırıyor. İşsiz gençlerin yüzde 45,2'sinin "iyi bir iş bulmayı sağlayacak tanıdıklarımın olması" gerektiğini düşünmesi, rapordaki ifade ile “ağ temelli yerleştirme pratiklerinin” yaygın olduğu algısının içselleştiğini gösteriyor.

Çalışan gençlerde kendini gösteren ekonomik kırılganlık, çalışmayan gençlerin de kapsandığı durumda kendini çok daha ciddi bir şekilde hissettiriyor. Gençlerin yüzde 65’i 27 bin TL altında gelir elde ediyor. Bu sonuç gençlerin çoğunluğun asgari ücret ve daha düşük bir gelir seviyesine sahip olduğunu gösteriyor. Araştırmacılara göre bulgular gençlerin çalışma yaşamının ekonomik bağımsızlıktan çok geçim mücadelesini anlamına geldiğini gösteriyor.

Figür 1: Görüşülen kişilerin ortalama aylık gelirleri

Bu çıkarımı güçlendiren bir diğer done ise, gençlerin elde ettikleri gelirin yeterliliğine ilişkin değerlendirmeleri. Çalışan gençlerin yalnızca yüzde 17’si gelirlerinin ihtiyaçlarını tamamen karşıladığını ve hatta arttığını belirtirken, yüzde 30,7’si çalışmalarına rağmen gelirlerinin yetersiz kaldığını ifade ediyor. Bu oran, işsiz gençlerde yüzde 68,5; aile sorumluluklarını (bakım, ev işi vb.) üstlenenlerde yüzde 54,8; öğrencilerde ise yüzde 53,2’ye ulaşıyor. Çalışan ve çalışmayan tüm gençler bir arada değerlendirildiğinde, gençlerin yüzde 44,6’sı gelirlerinin ihtiyaçlarını karşılamadığını, yüzde 42,3’ü ise yalnızca temel ihtiyaçlarını karşılamaya yettiğini söylüyor. Yalnızca yüzde 11’lik bir kesim, gelirinin ihtiyaçlarını karşıladığını ve hatta arttığını belirtiyor. Bu veriler, gençlerin büyük çoğunluğunun gelirini yetersiz bulduğunu ortaya koyuyor.

Dolayısıyla tüm bu yapısal tıkanıklıklar, gençleri bir çıkış yolu olarak yurtdışına göç etmeye itiyor. Katılımcıların yüzde 67,8'i göç etme nedenini "daha iyi iş olanakları" olarak gösterirken, bu arzu sadece maaş beklentisiyle sınırlı değil. Gençlerin yüzde 22,5'i "daha fazla kişisel özgürlük isteğiyle", yüzde 28,9'u ise "ülkenin kötüye gittiğini düşündüğü için" gitmek istiyor. İşsiz gençlerde "kesinlikle gitmeyi düşünenlerin" oranı yüzde 13,1 ile en yüksek seviyede. Bu, gençlerin sadece ekonomik kaygı değil, Türkiye'de çok daha boyutlu kaygıları taşıdığını gösteriyor.

Bu kaygılar da kendisini ne yazık ki çeşitli kendini fiziksel ve mental sorunlar olarak gösteriyor. Gençlerin yüzde 36,6'sı sık sık yorgun hissettiğini, yüzde 33,5'i uykusuzluk çektiğini, yüzde 29,2'si mutsuz veya sıkıntılı olduğunu beliriyor.

Figür 2: "Görüşülen kişilerin son bir ayda bunlar ne sıklıkta başınıza geldi?" sorusuna yanıtları

Kısaca, gençlerin yüzde 67,9'unun "içinde bulunduğum şartların hayatımı şekillendirmeme izin vermediği" düşüncesi, meselenin ne CV hazırlama kurslarıyla ne de geçici stajlarla çözülebileceğini kanıtlıyor. Politika önerileri, yalnızca istihdam oranını artırmaya değil, aynı zamanda psikososyal iyi olma halini güçlendirmeye, güvenceli, şeffaf ve kapsayıcı çalışma biçimleri yaratmaya odaklanmalı. Bu, mesleki eğitimin itibarını artırmayı, esnek çalışma modellerini sosyal güvence kapsamına almayı ve en önemlisi, genç kadınların üzerindeki bakım yükünü kamusal alanda paylaşmayı gerektiriyor. Aksi takdirde, gençlerin emeği ucuz, hayalleri ise lüks kalmaya devam edecek; bu da gençlerin kırılganlığını daha da derinleştirecektir.


Referanslar

E. Erdoğan, P. Uyan-Semerci, B. E. Akkan, T. Erçetin, B. Kafalı-Eyolcu, P. Küney-Ocak, E. K. Özkan, Y. Kazaklı, ve G. Külekçioğlu, Türkiye’de NEET Gençler Profil ve İyi Olma Araştırması Özet Bulgular (TÜBİTAK 2519 – COST Çalışma Grubu Destek Programı Proje Raporu, Proje No: 222K388). İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi, 23 Ekim 2025

İlgili İçerikler