Gençliğin NEET bir tablosu

Gençliğin NEET bir tablosu

İlk bakışta gençlerin daha az kaçmak istemesi olumlu bir işaret gibi durabilir. Ancak hem girişimciliğin hem de göç arzusunun aynı anda gerilemesi başka bir ihtimali de akla getiriyor. Belki de mesele gençlerin buraya daha çok bağlanması değil, hayal kurma ufkunun daralması. Risk almak da gitmek de bir geleceğe inanmayı gerektirir. O inanç zayıfladığında insan büyük adımlar atmaktan değil, olduğu yerde beklemekten yana olur.

Gençliğin NEET bir tablosu

Gündemin yoğunluğu yüzünden aradan çok daha uzun bir zaman geçmiş gibi hissettirse de, en azından bana öyle geliyor, daha beş gün önce 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nı kutladık. Böyle özel günlerde bir gözüm hep TÜİK'in paylaştığı istatistiklerde olur. Ne var ki son yıllarda hem 23 Nisan'da çocuklara dair paylaşılan veriler hem de 19 Mayıs'ta gençlere dair paylaşılan veriler bana giderek yüzeysel geliyor ve ülkedeki tabloyu gerçekten anlamamıza pek yardımcı olmuyor.

Dolayısıyla, bu hafta hem gençlerin durumunu anlamamız için faydalı olabilecek bir rapordan bahsetmek hem de bu köşeye geçen sene yazdığım benzer bir yazının devamı olacak şekilde farklı bir konuda yazı yazarak biraz nefes aldırmak istiyorum.

Türkiye’de ve muhtemelen dünyada gençlere dair en fazla paylaşılan istatistik, muhtemelen ne eğitimde ne istihdam da yer alan ve kısaca NEET olarak adlandırılan gençlere yönelik oranlar oluyor. Eğitim-Bir-Sen'in bu yıl açıkladığı Eğitime Bakış raporuna göre 18-24 yaş aralığında bu oran OECD ortalamasında yüzde 14 iken Türkiye'de yüzde 31. Türkiye, bu kategoride yüzde 30 barajını aşan tek ülke ve 2019'dan bu yana listenin başında. TÜİK'in 2025 verilerine baktığımızda ise 15-34 yaş grubunda NEET oranı yüzde 23,3 ve bu oran yaklaşık 5,4 milyon gence denk geliyor. Geçen sene de bu köşede benzer bir büyüklükten söz etmiştim. Ancak burada dikkat çekici bir ayrıntıdan bahsetmek istiyorum. Yine TÜİK verilerine göre, aynı dönemde genç işsizlik oranı yüzde 15,3'e geriledi. İlk bakışta bu iyi bir haber gibi görünüyor.

Peki işsizlik düşerken NEET oranı nasıl yükselebiliyor?

Çünkü bu iki değer aynı şeyi ölçmüyor. İşsizlik, iş arayan ama bulamayan gençleri sayarken NEET ise iş aramaktan tamamen vazgeçmiş, eğitime de dönmemiş gençleri kapsıyor. Dolayısıyla işsizliğin düşmesi her zaman istihdamın artması anlamına gelmiyor, kimi zaman gençlerin aramayı tümden bırakması anlamına da geliyor aslında.

Habitat Derneği'nin Infakto RW ortaklığıyla 2017'den bu yana yürüttüğü Türkiye'de Gençlerin İyi Olma Hali Araştırması'nın altıncısı bu ay içerisinde yayınlandı. Ben de bu raporu kendi planında, kısaca özetlemek istiyorum. Araştırmaya göre gençlerin yaşamdan memnuniyet oranı yüzde 54. Bu oran 2023'e kıyasla sekiz puanlık bir artışa işaret ediyor. Fakat aynı veriyi biraz geriden okuduğumuzda, 2017'deki yüzde 71 seviyesinin hâlâ on yedi puan altında olduğumuzu görüyoruz. Yani ortada bir toparlanma var ama bu toparlanma kaybedilen yere dönüşü sağlamış değil. Gelecekten umutlu olduğunu söyleyenlerin oranı da yüzde 45'te kalıyor. Üstelik bu memnuniyetin en güçlü belirleyicisi çalışma durumu. Çalışan gençlerde yaşamdan memnuniyet yüzde 58, öğrencilerde yüzde 55 iken iş arayan gençlerde bu oran yüzde 27'ye kadar düşüyor.

İstihdam tablosuna baktığımızda gençlerin yüzde 44'ü tam zamanlı, yüzde 4'ü yarı zamanlı çalışıyor, yüzde 52'si ise çalışmıyor. Toplumsal cinsiyet farkı burada da kendini gösteriyor. Erkek gençlerin yüzde 59'u çalışırken kadınlarda bu oran yüzde 38. Ev içi sorumluluklar nedeniyle iş gücünün dışında kalan, raporun ifadesiyle "ev genci" olarak tanımlanan kadınların oranı yüzde 26 iken erkeklerde bu oran yalnızca yüzde 6. Geçen yılki raporda kadınların NEET olma olasılığının erkeklere göre iki buçuk kat fazla olduğunu, bunun da en çok bakım yüküyle açıklandığını yazmıştım. Bu yılki veri de aynı yapısal eşitsizliği bir kez daha doğruluyor.

Gençlerin yüzde 72'si iş bulmanın zor olduğunu düşünüyor. Bu kaygıya rağmen, ya da belki tam da bu kaygı yüzünden, birbirini tamamlayan iki eğilim göze çarpıyor. Kendi işini kurmak isteyenlerin oranı 2017'deki yüzde 63'ten 2025'te yüzde 36'ya gerilemiş. Benzer şekilde başka bir ülkeye yerleşmek isteyenlerin oranı da 2023'teki yüzde 43'ten yüzde 28'e inmiş. Peki bunu nasıl okumalıyız? İlk bakışta gençlerin daha az kaçmak istemesi olumlu bir işaret gibi durabilir. Ancak hem girişimciliğin hem de göç arzusunun aynı anda gerilemesi başka bir ihtimali de akla getiriyor. Belki de mesele gençlerin buraya daha çok bağlanması değil, hayal kurma ufkunun daralması. Risk almak da gitmek de bir geleceğe inanmayı gerektirir. O inanç zayıfladığında insan büyük adımlar atmaktan değil, olduğu yerde beklemekten yana olur.

Bu beklemenin maddi zemini araştırmada açıkça görülüyor. Gençlerin yalnızca yüzde 40'ı maddi durumundan memnun, yüzde 67'si 2018'den bu yana yaşanan ekonomik sorunlardan olumsuz etkilendiğini söylüyor. En çarpıcı done ise göreli yoksunlukla ilgili. Gençlerin yüzde 84'ü sahip olduğu gelir ile ihtiyaç duyduğu gelir arasında fark olduğunu belirtiyor. Bu his iş arayanlarda yüzde 98'e, öğrencilerde yüzde 94'e çıkıyor. Son bir yılda gelirinin giderini karşılamadığını söyleyenlerin oranı yüzde 49. Tasarruf yapabilenler ise yalnızca yüzde 26 ve bu tasarrufun büyük kısmı geleceğe yatırım için değil, yüzde 82 oranında acil durumlara karşı bir güvence oluşturmak için.

Tüm bunların bedeli ne yazık ki bedende ve zihinde ödeniyor. Gençlerin sağlık durumundan memnuniyeti yüzde 72. Bu oran kötü görünmeyebilir ancak 2023'teki yüzde 87 seviyesinden belirgin bir düşüş anlamına geliyor. En sert düşüş yine iş arayan gençlerde, onların sağlık memnuniyeti yüzde 84'ten yüzde 60'a inmiş. Bunun yanında her beş gençten biri son bir ayda sıklıkla uykusuzluk, bitkinlik ve mutsuzluk yaşadığını ifade ediyor. İş bulamamanın yalnızca bir ekonomik mesele değil, aynı zamanda bir sağlık meselesi olduğunu görmek için bu sayılara bakmak yeterli.

Son olarak, biraz daha sessiz ama bir o kadar düşündürücü bir tabloya değinmek istiyorum. Gençlerin yüzde 95'i her gün internete giriyor, en çok Instagram ve WhatsApp kullanıyor. Buna rağmen kendini dijital konularda yetkin hisseden gençlerin oranı on dört puan azalarak yüzde 28'e gerilemiş. Yani ekranla geçirilen zaman artarken o ekranı gerçekten anlama, yönetme, üretme becerisi geriliyor. Üstelik bu, son bir yılda her dört gençten birinin internette rahatsız edici bir mesaj aldığı bir ortamda oluyor.

Geçen yılki yazımı, gençlerin emeğinin ucuz, hayallerinin ise lüks kalmaya devam edeceği cümlesiyle bitirmiştim. Bu yılki rapor, o cümleyi değiştirmemi gerektirecek bir şey söylemiyor. Sonuçta elimizdeki tablo, birkaç puanlık iyileşmelerin gölgesinde, gençlerin büyük çoğunluğunun gelirini yetersiz bulduğu, geleceğe değil olası bir kötü güne hazırlandığı bir tabloya işaret ediyor. Tasarruf edebilenlerin bile birikimlerini yüzde 82 oranında acil durumlara karşı tutması, bu kuşağın enerjisini ileriye gitmeye değil, yerinde durabilmeye harcadığını gösteriyor.


Referanslar

İstatistiklerle Gençlik - 2025 - Veri Portalı - TÜİK. (n.d.). Veri Portalı. https://veriportali.tuik.gov.tr/tr/press/58017

Eğitim-Bir-Sen | Yayınlar. (n.d.). Eğitim-Bir-Sen. https://www.ebs.org.tr/yayinlar/egitime-bakis-raporu

Türkiye’de Gençlerin İyi Olma Hali Araştırma Raporu 6 yayında! Habitat Derneği. https://habitatdernegi.org/blog/turkiyede-genclerin-iyi-olma-hali-raporu-6/

İlgili İçerikler