Kliniği artık üstümüzde taşıyabiliyoruz

Kliniği artık üstümüzde taşıyabiliyoruz

Yoğun bakımlarda hastaların önemli sağlık verilerini gösteren cihazlar artık insanların kolunda/vücudunda taşınır oldu. Kişisel sağlık verilerinin korunmasının zorluğunu bir kenara bırakırsak yararları çok daha fazla. Hayatlarımıza daha fazla girmeleri kaçınılmaz gibi gözüküyor

Kliniği artık üstümüzde taşıyabiliyoruz

Sağlık verilerini izlemek üzere kişilerin üzerlerinde taşıdıkları cihazların sayısı her yıl neredeyse katlanarak artıyor. Bu cihazlar aracılığıyla veriler taşıyan kişi tarafından görülürken sağlık hizmeti veren kişi veya kurumlar tarafından da izlenebiliyor ve acil durumlarda erken uyarılar yapılabiliyor.

Bu tür cihazlar sağlıklı insanlar tararafından da kullanılıyor ama ağırlıklı olarak kronik hastalıkları olan hastalardan rağbet görmekte. ABD’de 2024 yılında 130 milyon erişkinin bu tür bir cihaz kullandığı saptanmış. (1)

Kimler mi kullanıyor? Aynı araştırmada 37 milyon kişinin obesite nedeni ile, 31 milyonun depresyon veya panik atak yüzünden, 30 milyonun tansiyon yüksekliği, 17 milyonun diabet , 12 milyonun solunum yolu hastalıkları, 8 milyonun kanser ve 7 milyon kişinin de kalp rahatsızlığı olduğu için kullandığı saptanmış.

Bu kişilerin yaklaşık yarısı da verileri sağlık kurumları ile paylaşmaktaymış. 

Yapılan çalışmalar cerrahi işlemler için de hem ameliyat öncesinde hem de sonrasında bu cihazların yararlı olabileceğini ortaya koymuş. Nasıl mı?

Öncesinde kişinin fiziksel aktivite durumu, kilosu, kan şekeri, oksijen saturasyonu, kardiak durumu saptanarak cerrahi riskin hesaplanması ve düzeltilebilenlerin de iyileştirilmesi sağlanabilir.

Daha da önemlisi cerrahi sonrası veriler. Ülkemizde maliyetler hesaplanırken yatak ücretleri pek gündeme gelmez. Ayrıca, bizim hastaların kendilerini hastanede daha emniyette hissettikleri için erkenden eve gitmek gibi bir telaşları da yoktur.

ABD gibi ülkelerde yatış ücretleri fazla olduğundan hastaları bir an önce, hatta mümkünse aynı gün hastaneden çıkarıp eve gönderme telaşı vardır. Bu hastaların önemli bir bölümünün de yalnız yaşadığını unutmayalım.

Hastalar eve gittiğinde bir komplikasyon gelişiyorsa genelde hastaların nabızları hızlanır ve/veya ateşleri olur. Şekerlerinin izlenmesi, kalp ritimleri, oksijen saturasyonlarının bilinmesi problemlerin erken dönemde farkedilip müdahale edilmesine yardımcı olacaktır. Ne kadar uyudukları, uyku düzeni de ameliyat sonrası gelişmeler konusunda yardımcı olur.

Daha uzun dönemde de hastaların kilo verme, aktivitelerini arttırma gibi önerileri yerine getirip getirmediği de izlenebilir. Ameliyat sonrası rehabilitasyon programlarına özellikle bizim hastalar pek uymazlar. İzlendiklerini biliyorlarsa gayrete gelmeleri beklenebilir.

Araştırıcılar cihazların pratikte işe yarayıp yaramadığını da araştırmışlar. Ameliyat geçiren ve bu cihazları kullanan 1965 hasta ameliyat öncesi ve sonrasında otuz gün izlenmiş. Ağırlıklı olarak kadın hastalardan oluşan grubun yaş ortalaması 50.4 imiş ve günlük adım sayıları, kardiak fonksiyonları ve hastaların kendini ne kadar iyi hissettikleri izlenmiş. (2)

Başlangıçtan itibaren günlük adım sayılarını binden fazla arttıran hastaların hastanade kalış süreleri azalmış, iyileşmeleri hızlanmış.

Bu tür cihazlar elbette ki klinik gözlemin yerine geçemez ama hastaların ameliyat sonrası gelişmelerini saptama konusunda yardımcı olacaktır.  

Özetle, yoğun bakımlarda hastaların önemli sağlık verilerini gösteren cihazlar artık insanların kolunda/vücudunda taşınır oldu. Kişisel sağlık verilerinin korunmasının zorluğunu bir kenara bırakırsak yararları çok daha fazla. Hayatlarımıza daha fazla girmeleri kaçınılmaz gibi gözüküyor.


  1. Haridas C, Etal. Increasing Use of Wearable Devices for Health or Activity Tracking Among Adults with Chronic Diseases in the US. Journal of the American College of Surgeons 242(6):p 1580-1590, June 2026.
  2. Elemosho A, etal. Association of Perioperative Steps and Heart Rate Variability from Wearable Devices with Surgical Outcomes. J Am Coll Surg. May 2026.

İlgili İçerikler