TTB hiç rahat bırakılmadı

TTB hiç rahat bırakılmadı

Sağlık Meslekleri Kurulun'un yapısı tümüyle sorunlu. Birinci ve en önemli sorun kurul başkanlığını Sağlık Bakan Yardımcısının yapıyor olması. Bu, kurula kaçınılmaz bir şekilde siyasi bir kimlik kazandırıyor

TTB hiç rahat bırakılmadı

Mevcut hükümet sendikaları, meslek örgütlerini ve muhalefet konumundaki demokratik kitle örgütlerini sevmiyor. Muhalif siyasi partileri de sevmiyor. Bunların yetkilerini kısmak için adımlar atmaktan da çekinmiyor. Bu örgütlerin içinde Türk Tabipleri Birliği (TTB) ön saflarda olduğundan elbette o da payını alıyor.  

Gerçi haksızlık da etmeyelim, zira oldum olası gücü ele geçirenler hep aynı davranışta bulundu. Önceleri tüm hekimlerin TTB üyeliği zorunlu iken 1983 yılında çıkan bir yasa ile, kamuda çalışan hekimleri ayırarak, sadece özel sektörde çalışan hekimler için zorunluluk getirildi. 12 Eylül darbesinin TTB’ye hediyesi de bu oldu. Üstelik de o dönemde özel sektörde çalışan hekim sayısı çok azdı.  

Daha sonra Anayasa Mahkemesi Tabip Odalarının delege seçimi ile ilgili maddeyi iptal edince uzun süre TTB Merkez Konseyi seçimi yapılamadı. Bu nedenle de Füsun Sayek on yıl başkan olarak kaldı. 2006 yılında gerekli yasa çıkarıldı ama araya bir madde eklenerek TTB’nin asgari muayene ücretini belirleme yetkisi kaldırıldı.  

Bu arada odaların finans kaynaklarını yok etmek için de her şey yapıldı. 

Şimdiki sorun ise iptal edilen 39. madde. Bu madde Tabip Odalarının Onur Kurullarının disiplin uygulamalarını düzenliyor. Anayasa Mahkemesi, Onur Kurullarının bir yönetmeliğe dayanarak ceza vermesinin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile bu durumun bir yasa ile düzeltilmesi gerektiğine hükmetti.  

29 Nisan 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararında, hukuki bir boşluk doğmaması amacıyla TBMM tarafından dokuz ay içinde yeni bir düzenleme yapılması gerektiği belirtilmişti. Kararda sözü edilen dokuz ay çoktan doldu ama hiçbir gelişme yaşanmadı ve yaşanacak gibi de gözükmüyor. Tabip odalarının bu yetkisi askıya alındı. 

Aynı durum TMMOB ve Diş Hekimliği Birliği için de geçerli. Saldırı her tarafa.  

Bu durumda hekimlere disiplin cezası verecek tek kurum 2 Kasım 2011’de yürürlüğe giren 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile oluşturulan Sağlık Meslekleri Kurulu oldu. Bir yıl sonra da bir yönetmelik yayınlanarak göreve başladı.

 “Ne var bunda?” diyenler çıkacaktır ama durum o kadar basit değil. Sağlık Meslekleri Kurulunun yapısı tümüyle sorunlu. Birinci ve en önemli sorun kurul başkanlığını Sağlık Bakan Yardımcısının yapıyor olması. Bu, kurula kaçınılmaz bir şekilde siyasi bir kimlik kazandırıyor. 

Kurulda ayrıca bir hukuk müşaviri, bakanın seçeceği beş ayrı sağlık meslek mensubu üye,  Milli Eğitim Bakanlığı temsilcisi bir üye, Yükseköğretim Kurulunun seçeceği iki üye ve Meslekî Yeterlilik Kurumu temsilcisi bir üye de yer alıyor. Bu seçilecek üyelerin hekim olma zorunluğu da yok. Eczacı, diş hekimi veya hemşire gibi sağlık çalışanlarından veya tamamen sağlık alanı dışından da olabilecek. Bu üyelerin tamamı Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK tarafından belirleniyor.   

Neyse ki kurula sağlık meslek birliklerinden birer üye de eklenmiş.  

Kurul meslekten men kararı verebildiği gibi mesleki yeterlilik eğitimine ya da hasta hakları ve etik ilke eğitimine de zorunlu olarak gönderebiliyor. Yakın zamanda sezaryen oranları yüksek olan kadın doğum uzmanlarını normal doğumu öğrensinler diye eğitime göndermişti.  

Anayasa diyor ki:

“Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlâkını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleridir.” 

Yıllardan beri hekimler tarafından seçilen Tabip Odası Onur Kurulları Anayasanın verdiği bu yetkiyi büyük bir titizlikle yürütürken şimdi işlevsiz durumda ve bir gelişme de yaşanmıyor. İptal edilen 39. maddenin meslek örgütlerinin özerkliği açısından önemi de başka bir yazı konusu olmalı. 

Bu durum 1940’lı yıllarda tek parti döneminin kudretli Ankara Valisi ve Belediye Başkanı Nevzat Tandoğan tarafından söylenen ”Bu ülkeye komünizm gelecekse onu da biz getiririz" sözünü hatırlattı. Sağlık Bakanlığı da “Hekimlere disiplin uygulamaları yapılacaksa, onu da biz yaparız” diyor.  


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

 

İlgili İçerikler