Erkeklerde penis sertleşme sorunu (bozukluğu), yalnızca bireyi değil, aynı zamanda çiftlerin yaşam tarzını değiştiren ve ilişkiyi geren bir durumdur. Bu sorunla erken yaşta karşılaşan erkekler, duyuruyu kaçıran insanların telaşına benzer şekilde, herhangi bir fikirleri olmadığından bir süre ne yapacaklarını bilemez halde kalabilirler... Daha sonra, ya bu sorundan hiç kimseye bahsetmezler, ya da akranlarına yaşadıklarını anlatarak aldıkları tavsiyelerle sorunu çözmeye çalışırlar. Ayrıca, hayal gücüyle bile harekete geçen bu organın, şimdi ölü taklidi yapmaya başlaması ve irade dışında gelişen hadisenin akibetinin tahmin edilememesi kaygıya neden olabilir.
Sanılanın aksine penis sertleşme bozukluğu, herkes tarafından iyi bilinmez. İnsanlar, bazen bu sorunu ya partnere ya da cinsel ilişki sırasındaki performans kaygısına bağlamaktadırlar. Elbette ki bazen bu faktörler etkili olabilir ama; bir kısım veriler, tanı ve tedavi konusunda iyimser olmamızın önünde engellerin de olduğunu gösteriyor. Avrupa Üroloji Derneği’nin yaptığı bir ankette, insanların penis sertleşme sorununun ne olduğunu bilmediğini ve farkındalığının endişe verici düzeyde düşük olduğunu gösterdi. İbre erken yaşlara kaydıkça erkeklerin sorunun bilinmeme oranının artması oldukça şaşırtıcıydı. Her kültürde ve her sosyal tabakada, hatırı sayılır düzeyde muhabbet için konu başlıklarından biri; “erkek” veya “kadın” cinsel performansıyla ilgilidir. Yapılan bir çalışma, cinsel birliktelik sıklığının önemli olmadığını, bir süre sonra çiftlerin “sanki” tatmin olmuş hissiyle yaşamlarını sürdürmelerinin, sertleşme sorununu maskelemiş olabileceğini düşündüren sonuçlar var. Yaşlılarda penis sertleşme sorunu, başka hastalıklar nedeniyle kullanılan ilaçlara veya halihazırda mevcut hastalıklara bağlanabildiğinden “doğal süreç” olarak görülebilmektedir.
Tarif edil(e)meyen bir şeyi tahayyül etmek veya bazen geçici olabilecek bu sorunla karşılaşan insanların, arkadaş tavsiyeleri ve merdiven altında üretilen, ama ilaç olmayan, ilaca benzeyen ürünlerden medet ummaları, dramatik sonuçlara neden olabilir. Sertleşme sorununun dile getirilmesiyle, bir psikoloğa mı (bu alanda özel eğitimli) veya tıbbi bir tedaviye mi gerek olup olmadığına eskiden “bevliyeci” şimdi “ürolog” dediğimiz uzman doktorlar karar vermektedirler.
Ben bu yazıyla, penisteki sertleşme sorununun bazen kalp hastalığının ön habercisi olabileceğini anlatmayı denerken, -aynı zamanda ve ek olarak- bu sorunun adlandırılmasının mitolojik, tarihsel ve sosyal olarak sembolik değerinin, toplumsal rolleri nasıl değiştirdiğinin önemine de değinmeye çalışacağım.
* * *
Sağlık haberlerindeki sayısal veriler, çoğunlukla istatistiklerden kotarılmış ve yuvarlanmış değerlerdir. Bu sayılar veya oranlar, kolay akılda kaldıklarından bir konuda farkındalık oluşturulmasında etkili olabilirler. Örneğin; insanların yaş aralıklarına denk gelen hastalık yoğunlukları veya bir hastalığın toplumda kaç insanın kaçında görüldüğüyle ilgili, veya bir organın performansında yaşa bağlı olarak meydana gelen değişiklikler gibi sayısal veriler... Örneğin “penis sertleşme sorununun kırk yaşından sonra iki erkekten birinde görüldüğü” kaba bir istatistiktir ama bir farkındalık oluşturulması için kullanılabilirdir ve basittir.
Yaş ilerledikçe organ fonksiyonlarında azalma genellikle doğal kabul edilir. Ama fonksiyonları azalan organ penis ise azalan bu fonksiyonu geri kazanmak için insanlar uzman dışında geleneksel çözüm arayışlarına yönelebilirler. Festivali olan mesir macunundan, uzak doğudan getirtilen ginsenge ve önerilen fındığın yararlarını anlatan aganigi naganigi ile müstehzi reklamlara kadar geniş bir spektrumda soruna çözümler gündeme gelebilir.
* * *
Dünya genelindeki mitolojilerde kahraman karakter hikayelerinin ortak bir ataya sahip olduğunu "Kahramanın Sonsuz Yolculuğu" (The Hero's Journey)1 adlı eserinde dile getiren mitoloji ve dinler tarihi alanındaki otörlerden Amerikalı yazar Joseph Campbell’a ek olarak “mitler, kamusal rüyalardır; rüyalar ise özel mitlerdir” diyen Carl Jung, “Kolektif Bilinçdışı”nda2 bunu ayrıntılı olarak “mitlerin toplumun ortak bilinçaltını yansıttığını” açıklıyor. Ek olarak, rüya olduğu gibi, masalda da (mitte) sembollerin olması, nesiller boyunca -yazıdan önce de- anlatımı kolaylaştırmışlardır. Sembollerin bir kısmı, insan vücudundaki organlar (göz, el, kalp, kan, üreme organları) olmuşlardır. Bu yoldan devam edince, öze paralel ilerleyen ve dokunan, Murathan Mungan’ın Lal Masallar’da “Anlatmasam inanmazlar oğul, masal derler; masala inanmazlar, masalı yalnızca dinlerler, sanki hakikati bilirmiş gibi, sanki hakikatin sırrına ermiş gibi, masala inanmayan gerçeğe inanır mı ?” serzenişi, her masalın insanın yeniden varoluşunu temsil ettiğini ve modern insanın kendi hikayesini çoğu zaman anlayamadığını ve “es” geçtiğini özetliyor. Canavarlar, hastalıklar, felaketler ve her bir tanrıya veya anti-tanrıyla özdeş semboller, günümüzdeki savaşları, pandemiyi ve depremleri düşününce, insanın kaderinin değişmediğini de gösteriyor. Sonuca etki etmeyen her şey zamanın ezici çarkında yok olup giderken; semboller, zahiri ve batıni anlamlarını koruyarak bugüne gelebildiler… Mitolojik olarak sunulan ile -her ne ise- hakikati bulmak için, onu temsil eden büyük küçük sembollerin ve hayatın karmaşık gerçeğiyle flulaşan rüyaların, bir hikayenin devamı olduğu anlaşılabilir... Örneğin, penis bir organ olmakla birlikte, kalp gibi, diğer bazı anlamlar da taşır. Çoğalmanın yanında, mitolojik bir çok öyküde karşımıza çıkar ve ortak anlamda “güçlü olmanın” da sembolüdür…
Antik Yunan’da bereketi simgeleyen ve annesi Aphrodit’in “oğlum” demekten utandığı Priapos, sürekli sertleşmiş ağrıyan bir penisle ortalıkta gezdiğinden, tıpta ona ithafen dört saatten uzun süren ağrılı penis sertleşmesine “priapizm” dendi. Priapos’un dölleme ve sürü koruyuculuğu görevi vardı. Kontrol edilemeyen dünyevi nimetlere, yaban hayata düşkünlüğü ve cinsel arzusu nedeniyle dik penisli Pan’ın Syrinks’in peşinde koşması, hazcılıkla özdeşleştirildi. Dionysos ve etrafındaki iri penisli satirler, şarapla birlikte gelen sapkın cinsel arzuyu temsil eder. Antik Mısır uygarlığında eli çakşırında dolaşan Min, seks ve üreme feyzi verirken, Hint Uygarlığında Şiva, rahatsız edilmesi nedeniyle cinsel organını kesmesiyle hikayeleştirilir. Bu örnekler, doğal ve karşı konulamaz bir kuvvet simgesi olarak penisin varlığıyla temsil edilirken “penissizliğin” (doğuştan olanı kast etmiyorum, bunun için Freud’a bakmak gerekiyor) yani onun fonksiyonundan yoksun olmanın sosyal alandaki etkilerine değinmeye çalışalım...
Antik Roma hukukunda ve sosyal yaşamında en yüksek yasal güç ve yetki, aile reisine yani “pater familias”a (babaya) ait olduğundan toplumsal yapıda da "iktidar” / “yetki” sahibi erkektir ve hukuken erkeğin (veya baba) elinde toplanmıştır. Yani, Latince "potentia" evrensel olarak "güç" anlamına geliyor ve Roma toplumunda bu gücün fiili olarak kullanıcısı ve yasal sahibi erkek olduğundan, aynı zamanda erkeğin iktidarını temsil ediyor. Arapça’dan Türkçe'ye geçen "iktidar" kelimesi, yalnızca siyasi iktidar anlamı taşımaz, Latince karşılığı "potentia" gibi "güç, kuvvet, kudret" veya "yapabilme yeteneği" anlamına gelir. Fransızca “pouvoir”, İngilizce ise “power” olarak karşılık bulur. Bu kelimenin erkeğin iktidarı ile özdeşleşmesi, hukuksal bir nedensellikten gelmektedir. Bu açıdan, Ortadoğu ve doğu Avrupa’daki “iktidar” olan “cinsiyet” deki erkek egemenliği (patriyarkal) ve otoritesinin daha belirgin olduğu görülür.
Antik Mısır Uygarlığında Min’in heykelinin yapay zekâ Gemini ile yeniden illüstrasyonu
Penis sertleşme sorunu, cinsel aktivite için yeterli penis sertliğine ulaşamama ve/veya bunu sürdürememe durumu olarak tanımlanır. Dünya genelinde 40 yaşını geçen her iki erkekten biri, hayatının bir döneminde penis sertleşme sorunu ile karşılaşmıştır veya karşılaşacaktır. Damarsal, sinirsel, hormonal veya psikolojik nedenli olabilir. Sertleşme sorunu, önemli bir mutsuzluk nedenidir ve aynı zamanda partnerin de sorunudur. Daha sıklıkla doksanlı yıllara kadar kullanılan “iktidarsızlık”, insan atalarımızın 370 milyon yıl önce bir köpek balığının kullanmaya başladığı organı, diğer karaya çıkan canlılarla birlikte devraldıktan sonra, uygarlıkların gelişmesiyle “kalabalıklaşarak” güçlenmenin ve kalabalık olmanın avlanmayı, ekmeyi ve biçmeyi kolaylaştırdığını fark etmesiyle, güç ve bereketin önemli aracı olduğunu ve üremenin bazı avantajlı durumlar oluşturduğunu, bunun da ancak üreme organlarının sayesinde gerçekleşebileceğini pratikleştirmeleri ve büyük kabilelere dönüşmeleri nedeniyle, “güç”ün anahtarını üreme organlarıyla sembolize ettiler. Bir süre sonra rekabetin de... Üremenin bu bereketine karşıt olarak, Malthus, yoksulluğun ana nedenini; kaynakların aritmetik şekilde, nüfusun geometrik şekildeki artışına bağlaması ve bunun da kalıcı dengesizliğe neden olduğunu, grafikte uzaysal olarak farkın açılmasını “felaket” olarak nitelemesi, penisin bildiğimiz fonksiyonlarının üreme dışındaki amaçlarla kullanılmasını söz ile olmasa da ussal olarak verdiğini düşünmek yanlış olmaz. Malthus’un “çoğalmanın açlık getireceğini” söylemesi, patronlar arasında da kabul görmedi ve penisin potansiyel faaliyetlerinden olan üreme faaliyetlerini açıkça kısıtlamaya yetmedi. Zaten onlarca yıl sonra Marx, Malthus’u “Grundrisse”te “açlığın, nüfus artışı nedeniyle değil; bölüşümdeki adaletsizlik nedeniyle olduğunu” belirterek eleştirdi. Penisin ekonomi politiğine ek olarak; gerek mitolojide Pan örneğinde olduğu gibi ve gerekse yaşanan bazı pratikler, iradenin penise kaptırılmasının yıkıcı sonuçlarını da göstermektedir. Bu durumu tiye alan Robin Williams, “Sorun şu ki; Tanrı erkeğe bir penis, bir de beyin vermiştir ama ikisine aynı anda yetecek kadar kan vermemiştir” diyerek özetlemiş gibi duruyor ve daha iyisini okumadan bu söz “en iyisi” diyeceğim.
Penisin faaliyetsizliğine isim koyma “sorunsalı”
Tıptaki bazı terimler, sosyoloji ve felsefe alanlarında da kullanılabilir. Bir terimin diğer anlamlarından sıyrılıp tıp alanında tekabül ettiği anlama gelene kadarki evrimi, temel olanla ikincil olanın ayrılması sorunu, onun pratikte kullanımıyla ilgilidir. Örneğin anomali, kriz, travma veya stres gibi kelimeler, tıp alanı dışında da kullanılırlar. Konuya özel olarak penis sertleşememe olayını anlatan “iktidarsızlık” kelimesinin neden penisin “bu hali” için kullanıldığını irdelemeye devam ediyoruz...
Türkçede "iktidarsızlık" tıbben “sertleşmeme” manasına gelen "erektil disfonksiyon"un halk nezdinde kabul görmemesi, halkın daha sıklıkla argo söylemleri tercih ettiği günlük pratiklerden görülebilir. Sertleşme sorunu, halk arasında Güldür Güldür Show 374. bölümde olduğu gibi “kuşun ötmemesi” yanı sıra kriko, geminin karaya oturması, tüfek atmaması, iş görmemesi ve bileği bükülmek şeklindeki tabirlere de rastlanabilir.
Trakya kralı Likurgos’un iktidar kaybı
Trakya Kralı Likurgos, şarap ve bereket tanrısı Dionysos'un Trakya'ya gelmesine karşı çıkarak, sarhoş edici şarabı ve ayinleri reddeder. Likurgos'un bu küstahlığına çok sinirlenen Dionysos, onu delirtir. Likurgos, delilik anında, elindeki bir baltayı kullanarak kendi oğlunu, Dionysos’un sembolü olan asma kütüğü sanarak keser. Likurgos'un oğlunu öldürmesi nedeniyle Dionysos, Trakya topraklarını çoraklaştırır. Likurgos’un sembolik olarak kendi tohumunu, yok etmesi, babalık iktidarının korkunç bir şekilde sona ermesi anlamına gelir.
Empotans (Impotentia)
Somut olan gerçeklik; penisin sertleşme problemidir. Roma Hukuku’na göre erkeğin merkeze alınarak, üreme faaliyetleri, aynı zamanda hükmetme ile birlikte anılan aile içindeki statüsünün kaybının, “iktidarsızlık”, olarak tarif edilmesi ve bunun XX. yy dahi kullanılması, nominalist felsefecilerin bu adlandırmaya itiraz etme olasılıkları da düşünülünce tartışma, yine de tıp camiası dışında bir yerde tartışılmadı. Zaten onlara göre adlandırma başkalarının sorunu... Tıbbi olarak bu adlandırma, her ne kadar “basit” bir “tanı” ve aynı zamanda “semptom” gibi görünse de, sosyal bazı komplikasyonlara neden olabilir. Bu nedenle de “potentia” kelimesinin zıddı “empotentia” yani “iktidarsızlık”, “bir şeyi yapma gücünden yoksun” olmak anlamına da geldiğinden, hikayelerde erkeğin cinsel performansı, onun genel iktidarı ile bir ve eş tutulduğundan, oluşan zaafiyet, "iktidar kaybı" olarak adlandırılır ve bu, tıbbi özel duruma karşılık getirilerek bir süre konu başlığı olarak kullanılmıştır. Batı dillerinde tıp alanında yaygın olarak kullanılan "impotence" (Latince impotentia, okunuşu empotans) Türkçeye Arapçadan geçen "iktidarsızlık" kelimesiyle karşılığını bulduğundan Türkiye'de de tıp camiası, bu yeni ve özgül terimi dünyayla birlikte eş zamanlı olarak 1990’ların sonuna kadar kullandı. Türkiye’de 1954 yılında Dr. Ali Eşref Gürsel tarafından yazılan “Erkekte Genital Organ Hastalıkları” kitabında “İmpotans” başlığında parantez içinde “iktidarsızlık” olarak özellikle belirtilmiştir. Yeni terimler, tıbbi alanda yaygınlaşsa bile, halk dilinde yerleşmiş olan "iktidarsızlık" kelimesi, hem kısa, hem de duygusal yükü de olduğu için popüler kültürde baskın kalmış olması, “anlaşılabilir”dir.
1954 yıl/ Dr. Ali Eşref Gürsel tarafından yazılan “Erkekte Genital Organ Hastalıkları” adlı kitap ve konu başlığı olarak İmpotans’ın parantez içinde “iktidarsızlık” olarak belirtildiği sayfa
Thor'un çekici Mjöllnir'i geri alması ve viagra®
Viagra®’nın piyasaya girmesiyle bazı nedenlerden kaynaklanan penis sertleşme sorunlarının çözülmesi, İskandinav mitolojisindeki Thor’un öyküsüne benziyor.
Baş tanrı Odin’in oğlu olan en güçlü tanrılardan Thor'un çekici Mjöllnir, yalnız başına bir silah değil, erkeklik gücünün ve bereketinin de sembolüdür. Thor uyurken devlerin kralı Thrym, Mjöllnir'i çalar. Sabahleyin Thor, Mjöllnir’in yerinde olmadığını fark eder. Bu kayıp, Thor için basit bir savaş aletinin kaybı yanında, erkekliğinin ve gücünün kaybı anlamına geldiğinden onu Thrym’den geri almak için hazırlıklara başlar. Thrym, güzellik tanrıçası Freya ile evlenmek karşılığında çekici geri verebileceğini söyleyince Thor çaresiz kalır. Tanrılar, Loki'nin kurnaz planıyla, Thor'u gelin kılığına sokmaya karar verirler. Sakalı ve heybetli yapısıyla bile gelinliğin içine zor giren Thor, çekicini geri almak için Thrym'in yanına, gelin Freya kılığında gider. Düğün ziyafeti sırasında Thrym, kutsaması için gelinin önüne Mjöllnir'i koyduğu anda, Thor üstündeki elbiseleri atar ve kılık değiştirmiş halinden çıkarak, çekici olan Mjöllnir'i kaptığı gibi Thrym'i ve düğündeki tüm devleri yok eder.
Bu öyküdeki, Mjöllnir sadece bir silah değil; İskandinav kültünde çekicin kutsadığı evliliklerin, tarlaların ve yaşamın bereketini sağlayan bir semboldür. Çekicin kaybı, Thor'un cinsel gücünün ve doğurganlığı kontrol etme yetkisinin kaybıdır. Thor'un gelin kılığına girmesi ise hem komik hem de onun gücünü geri kazanmak için her şeyi yapacağını gösteren bir eylemdir.
Viagra® dan sonra bu alanda benzer özelliklere sahip diğer moleküller geliştirildi ve erkekler için Mjöllnir’i geri kazanma fırsatı oluştu.
Viagra® (etken maddesi sildenafil sitrat) ilk olarak 1990'ların başında Pfizer tarafından yüksek tansiyon ve göğüs ağrısı tedavisi için test edilirken, yan etkilerden birinin de penis sertleşme sorununu gidermesi olduğu fark edildi. ABD’nin Gıda ve İlaç Dairesi, penis sertleşme sorunu için ilacı 1998 yılında onayladı. Viagra'dan önce yukarıda nedenlerini sıralamaya çalıştığım sosyolojik, tarihsel ve duygusal nedenlerle kullanılan stigmatize edici "iktidarsızlık" terimi, milyonlarca erkeği etkileyen bu yaygın tıbbi durum için tıp camiası, daha nötür ve teknik bir terim olan "erektil disfonksiyon"u benimsedi. Türkçe “sertleşme sorunu”, “sertleşme problemi” veya “sertleşme bozukluğu” olarak karşılığı daha modern olarak kullanılabilirdir. Viagra®’nın başarılarından biri de “iktidarsızlık”ı “erektil disfonksiyon” olarak değiştirilmesine sunduğu katkıdır.
Roma su kanalları (Aquaeductus) / Penis atardamarları
Madem penisle ilgili örnekleri mitolojilerden verdik; insicamı bozmadan şimdi de -mitolojik değil ama- tarihsel örneklerle devam edelim. Antik Roma'nın su kanalları (Aquaeductus), Roma mühendisliğinin en etkileyici başarılarından biridir. Kanallar, imparatorluğun genişlemesiyle artan su ihtiyacını karşılamak için hayati öneme sahiptir. Suyun büyük kısmı, halk hamamları (Thermae), anıtsal çeşmeler ve genel tuvaletler için kullanılırdı. Ayrıcalıklı zengin evlerine de ruhsat karşılığında bağlantı hakkı verilirdi. Hamamlarda ve tuvaletlerde kullanılan su, sürekli akıtılarak atıkları temizler ve şehrin dışındaki kanalizasyon sistemine (Cloaca Maxima) dökülmesini sağlardı. Bu kanallar oluşturulurken hem basınç farkından ve hem de eğimden faydalanıldı. Roma'ya su getiren ilk su kanalı, MÖ 312 yılında inşa edilen Aqua Appia'dır. İmparatorluğun altın çağında (MS I. Yy - III. yy), sadece Roma şehrine on bir büyük su kanalı su sağlıyordu. Su kanallarının korunması ve bakım için özel ekipler çalışırdı. Büyük imparatorluk hamamları; sadece banyo değil, aynı zamanda spor alanı, kütüphane, toplantı salonu ve bahçeleri de içeren komplekslerdi.
Diyelim ki penis, eski Roma şehrinde, bir alanda kurulu hamam olsun. Hamamı penis, suyu kan, kanalları kan damarı ve kalbi de su deposu olarak düşünelim. Su deposundan suyun hamama ulaşması için su kanallarının kusursuz olması yeğlenir. İnsan vücudundaki en büyük damar, kalpten çıkan ve adına “Aort” denilen atardamardır. Aort, Roma şehrinde depodan şehre uzanan ana su kanalıdır. Bu ana kanal, çeşitli yan kanallara, o kanallar sokaklara ayrılan görece daha dar kanallara, onlar da daha daha küçük kanallara ve en sonunda da arazideki hamama yeteri kadar su getiren kanala (penise giden atardamarlara) ayrılıyor gibi düşünelim.
Ateroskleroz, diğer deyişle damar sertliği, damarın iç tabakasında oluşan yangı sonucu kolesterol ve kanın içindeki bir kısım hücrelerin bu alana birikmesiyle oluşan bir durumdur. Şehirdeki bu su kanallarının çakıl, kum ve pislik olarak nitelenecek artıklarla sinsice dolduğunu ve suyun akımını azalttığını ve bazı yerlerde de akımın hamama yakın yerlerde durma noktasına geldiğini düşünelim. Doğal olarak hamam su azlığı nedeniyle iyi çalışamadığı için insanlar, hamama gidemeyecekler veya uzun kuyruklar oluşacaktır. Vücudumuzdaki organ atardamarlarında, oransal olarak en küçük, en dar ve en hassas atardamarlar -kalp atardamarları da dahil- maalesef penis atardamarlarıdır. Şehir hamamına benzettiğimiz yapının ana sorunu, bu kanallarda ilerleyen suyun yetersiz ve yavaş olması sonucu hamamın faaliyet göstermemesidir. Ayrıca ana su kanalındaki (aort demiştik) küçük bir daralma veya akım azlığı bile, penisin bulunduğu muhitteki ince kanallarda tam bir "su kesintisine" neden olabilir. Bu durumda hamamın asli görevini yapması beklenemez...
Desen: Sami Gürkahraman / Roma’da hamamlara su taşıyan kanalın tıkanması (Kolesterol damar iç duvarında kanın akışını engeller)
Ne yapılabilir?
İşte bu nedenle, "kalp ve damar sağlığı" ile "penis sertleşmesi" yan yanadır. Üroloji doktoru, penis sertleşme sorununun nedenini tespit etmeyi bu nedenle önemsemektedir. İyi bir penis sertliği, iyi bir kalp damar sağlığıyla ilişkilidir. Eğer su kanallarında bir sorun varsa kesinlikle inşaat ekiplerinin yapacağı bir şeyler vardır. Yapılan çalışmalar göstermiştir ki (bir çok çalışma var), diğer nedenler dışlandığında penis sertleşme sorunu damar sertliğinden kaynaklanıyorsa, bir kaç yıl sonra kalp atardamarlarında da damar sertliğine bağlı problemlerin olma ihtimali yüksektir.
Bu nedenle üroloji uzmanı, damarsal bir sorun nedeniyle penis sertleşme sorunu düşündüğü hastayı kalp doktoruna yönlendirirken; kalp damar hastalıkları riskini (kalp krizi, felç vs), yüksek tansiyonun araştırılmasını, şeker hastalığını, yüksek kolesterol ve sigara kullanımının değerlendirilmesini ve gerekiyorsa agresif bir şekilde tedavi edilmesini amaçlar. Eğer hasta kalp hastalığı için ilaç kullanıyorsa (özellikle nitrat içeren ilaçlar işlenebilir bir konu bu), penis sertleşme tedavisinde kullanılan bazı meşhur ilaçlarla ciddi tansiyon düşüklüğüne yol açabilecek potansiyel ilaç etkileşimlerinin, kalp doktorları tarafından kontrol edilmesini ister.
Sonuç olarak; insan vücudu her zaman bir yerdeki arızayı, bu yerden uzak bir yerde belli edecek işareti bulur. Önemli olan insanın o işareti görebilme duyarlılığı ve becerisini gösterebilmesidir.
İnsanın çakşırında da kalp hastalığının belirtisi olabiliyor demek ki...
Yalnızca bakmak değil; görmek gerekiyor.
1 Kahramanın Sonsuz Yolculuğu - Joseph Campbell- İthaki yayınları – Çev. Sabri Gürses
2 Kolektif Bilinçdışı – Carl Gustav Jung – Pinhan yayınları- Çev. Canberk Şeref
Yazı, sağlık tavsiyesi amacıyla yazılmamıştır ve yazının okuyucuyla özdeşleşen kısımlarını doktoruna danışmasını şiddetle öneririm. Bu yazının hazırlanma sürecinde bilgisini paylaşan, önerilerde bulunan ve ayrıca eski kaynaklardan yararlanmamı sağlayan Prof Dr Tarık Esen hocama ve şekillerin oluşturulmasında yapay zekâ Gemini ile bana yardım eden FTRT Dilaver Birim’e teşekkür ederim.


