Kırk yılda bir yumurtadan iki başlı bir kuş çıkar mı? Çıkar! Bazen bir katır, eşekle at arası birşey doğurur mu? Doğurur!
Böyle gariplikler insanlarda da görülebilir: Evliya Çelebi, Seyahatnamesi’nde Silahtar Kara Murtaza Paşa’nın Sivas valisi olduğu dönemde, Turhal yakınlarındaki bir köyde file benzeyen bir çocuğun doğduğunu anlatmıştır.
Eskiden böyle alışılmışla çelişen olaylar, doğaüstü birer işaret, kehanet veya yukarılardan gelen bir uyarı , "hayra" ya da "şerre" delil olarak kabul edilirdi. Roma senatosu böyle bir anormal yaratığın doğum haberini aldığında bunu tanrıların bir şeye kızmış olmalarına bağlar ve onları yatıştırmak için kurban törenleri düzenlermiş.
MÖ 480'de Yunanistan'ı işgal etmek için ordusuyla Çanakkale Boğazı'nı geçmek isteyen Pers Kralı Kserkses, yaptırdığı köprünün fırtına çıkınca yıkıldığını görünce bunu yıkan güçlere yalvaracağına, kurban keseceğine denizi kırbaçlatmış, şer güçlerini o şekilde yola getirmeye çalışmıştı.
Diğer taraftan Yunan tarihçisi Heredot, Kserkses'in bu seferi sırasında bir katırın doğurduğunu ve bunun Perslerin felaketinin habercisi olarak yorumlandığını aktarır.
O devirlerde sadece sıra dışı oluşumları ve gelişimleri izlemekle yetinilmez, bunlar bahis konusu olmadığında bile fal baktırır, çıkılacak seferler için en uygun zaman, tapınak inşa etmek için seçilen yerin uygun olup olmadığı bu şekilde saptanırdı.
Eski Roma’da bu işi, genellikle augur denen görevliler yaparlardı: Augurlar, kuşların hangi yöne doğru uçtuklarına, ötüş biçimlerine bakıp tasarlanan girişimin yararlı ya da zararlı olacağını söylerlerdi.
Sakatat falcıları da vardı: Bunlar bir hayvan kurban eder, sonra iç organlarına, özellikle karaciğer, kalp ve akciğerlerlerine bakar, bunların görünüşünden manalar çıkarırlardı.
Osmanlı'da iktidar değişimleri sırasında "Tefe'ül" usulü kullanılırdı: Kur'an-ı Kerim veya Mevlana'nın Mesnevi'si rastgele açılır, kimin tahta çıkacağı ya da kimin kazanacağı karşılaşılan ilk ayet veya beyte bakılarak tahmin edilirdi. Osmanlı sarayında görevli müneccimler, devlet adamlarının tahta çıkış zamanlarını veya siyasi güç dengelerini yıldız haritaları ve gök olaylarına bakarak hesaplardı.
Kehanetlere inanmak, falcılara göre yol belirlemek artık tarihe karıştı… Değil mi?
Pek öyle değil!
Bu tutum, günümüz için de zaman zaman geçerli olmaktadır. Mesela, Kastamonu’nun Aybasan Köyü’nden bir vatandaş, bana, kendilerine komşu Edeler Köyü’nde bir katırın yavruladığını, köylünün bunu kıyamet belirtisi olarak kabul ettiğini ve felaketin önlenmesi için hem katırı hemde yavrusunu öldürüp derin bir çukura gömdüklerini ve sonradan dirilip çıkmasınlar diye üstüne kat kat beton attıklarını anlatmıştı.
Sadece bilgisi kısıtlı, dünyası sınırlı insanlar değil, birçok anlı şanlı devlet büyüğünün de hala bu şekilde davrandığı bir gerçektir:
Filipinleri 1965-86 yılları arasında yönetmiş olan Ferdinand ve eşi İmelda Marcos, medyumlara danışıp karar verirlerdi. Başkan Ferdinand Marcos, "7" sayısının uğuruna inanır, seçim tarihlerinden kanun imzalamaya kadar önemli kararları, ayın 7'sine veya 7'nin katlarına denk getirmeye çalışırdı.
1970'lerde Arjantin'i yöneten Peron, El Brujo yani Büyücü olarak anılan Sosyal Refah Bakanı Jose Lopez Rega’ya bağımlıydı: Rega, kabine toplantılarını, devlet kararlarını yıldız fallarına bakarak yönlendirirdi.
ABD Başkanı olan eşine 1981 de yapılan suikast girişiminin ardından Nancy Reagan, ünlü astrolog Joan Quigley ile çalışmaya başlamıştı: O tarihten sonra Başkan Reagan’ın uçağının kalkış saatleri, basın toplantıları, Sovyetler Birliği'nin lideri Gorbaçov ile yaptığı tarihi görüşmelerinin dakikaları ve hatta ameliyat tarihleri Quigley’nin hazırladığı yıldız haritalarına göre belirlenmiştir.
Bulgaristan'ı 1954-1989 yılları arasında yönetmiş olan Bulgaristan Komünist Partisi lideri Todor Jivkov, sık sık kör kâhin Baba Vanga’yı ziyaret eder, öngörülerini sorardı.
1981-1995 yılları arasında Fransa'yı yönetmiş olan Cumhurbaşkanı Mitterrand, astrolog Elizabeth Teissier ile düzenli olarak görüşürdü: Körfez Savaşı dönemi ve Maastricht Antlaşması gibi kritik uluslararası krizlerde karar vermeden önce yıldız haritalarını inceletmiş, astrolojik tavsiyelerini hesaba katmıştır.
Reagan ve Mitterrand, ABD ve Fransa gibi köklü demokratik kurumlara sahip ülkelerde liderlik yaptılar. Reagan’ın ve Mitterrand’ın astrolog ile görüşmesi, devlet aygıtının işleyişini felç etmedi. Dış politika, ekonomi ve askeri kararlar, Pentagon, dışişleri, bürokrasi ve parlamentoların süzgecinden geçmeye devam etti.
Marcos, Perón ve Jivkov ise yetkilerin tek bir kişide toplandığı otoriter rejimleri yönettiler. Kurumsal denetim ve bağımsız denetleme mekanizmaları yoktu. Bu durum, kişisel batıl inançların devlet politikasına dönüşmesine yol açmıştı.
Öyleyse yaşadığınız yerde bir çok şey yayından çıkmışsa, saçma sapan kararlar hayatınızı rezil ediyorsa memleketinizde de böyle bir eğilimin geçerli olabileceğini düşünmeniz gerekir.
Bir politik liderin kararlarını akılla çelişmeyen verilere, bilgilere, uzman tavsiyelerine göre değil de fala, astrolojiye ya da mistik danışmanlara dayanarak aldığını kesin olarak kanıtlamak tabii ki güçtür. Ancak tarihsel ve siyasi örnekler incelediğinde, bu tür durumların belirgin bazı davranışsal ve kurumsal belirtileri bulunduğu anlaşılır:
Doğru dürüst devlet tecrübesi, uzmanlığı olmayan, ancak liderin yanından hiç ayırmadığı "özel danışmanların" belirmesi bir ipucudur. Bu kişilerin lider üzerindeki nüfuzunun kabine üyelerinden fazla olması ise güçlü bir işarettir.
Liderin, aldığı bir kararı açıklarken mantıklı gerekçeler sunmak yerine "İçime öyle doğdu", "Gördüğüm işaretler bunu gösteriyor" veya "Zamanının geldiğini hissettim" gibi öznel ve akla uygun olmayan ifadeler kullanması da kuşkumuzu arttırmalıdır; felakete yol açacağı açık olan adımlar atılırken bile "Kazanacağımız kesindir" gibi mantık dışı bir özgüven sergilenmesi şüphenizi pekiştirmelidir.
Bir liderin kararlarını fala veya kahve telvesine bakıp aldığını anlamanın başka işaretleri de vardır:
Basın toplantısı normalde saat 14:00'te başlayacaktır ama bir türlü başlamaz. Çünkü Merkür rötar yapmıştır, lideriniz bu nedenle eşref saatini bekliyordur.
Ekonomi bakanı istifa ettiğinde yerine liyakatli biri yerine sırf "Yükseleni Akrep ise kriz yönetiminde işe yarar" ya da "Burcu Boğadır, parayı tutar" denilerek atama yapılıyorsa durum gerçekten vahimdir.
Ulusa sesleniş konuşmasında "Ekonomik göstergeler kötü ama dün gece fincanın kulpunda büyük bir kısmet gördük" veya "Seçim tarihini dolunay zamanına denk getirdik, şansımız açık" gibi cümleler duymaya başlarsanız geleceğinizin bilim ve irfanla değil telveyle tayin edilmekte olduğunu düşünmeniz gerekir.
Kısacası devlet akıl, bilim ve sağlam veriler yerine "Hele dur bakalım, bir de şu tarot ve iskambil kartlarına bir göz atalım" moduna geçtiyse, özellikle her şeyin tek kişiden sorulduğu bir yerde yaşıyorsanız lideriniz de siz de yavaş yavaş hapı yutmaktasınız demektir.
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


