Elektrik, 25 Ekim 1970'te Arnavutluk'un en uzak köyündeki son eve de girdi!

Elektrik, 25 Ekim 1970'te Arnavutluk'un en uzak köyündeki son eve de girdi!

Bazen de yaşanan ekonomik sefalet, ulusal bağımsızlığın ve parlak bir geleceğin "zorunlu bedeli"dir: Halktan fedakârlık ve sabır istenir; ekonomik sıkıntılara katlanmanın bir vatandaşlık ve vatanseverlik ödevi olduğu belirtilir

Elektrik, 25 Ekim 1970'te Arnavutluk'un en uzak köyündeki son eve de girdi!

Arnavutluk’un diktatörü Enver Hoca, halkına ülkesinin elektriklendirme atılımının tamamlandığını bu cümleyle duyurmıştı. Enver Hoca’nın partisinin merkez komitesi toplantısında müjdelediği bu büyük başarı, Tiran Radyosu'nda ve partinin resmî yayın organında yayımlanmıştı. 1970 yılında Arnavutluk televizyonu kurulma aşamasındaydı; insanların çoğunun evinde televizyon yoktu. Müjde halka, köy meydanlarına kurulan hoparlörlerden de dinletilmişti.

Haber önemli bir başarı olarak sunulmuştu ama söylenenler gerçeklerle tam örtüşmüyordu: "Elektrik her eve girdi." denmişti ancak birçok dağ köyüne sadece tek bir ampulü yakacak kadar düşük voltajlı hatlar çekilmişti. Altyapı yetersizdi, üretim kapasitesi dardı; 1970 ve 1980'li yıllarda ülke genelinde, özellikle kış aylarında saatlerce süren elektrik kesintileri çok sık yaşandı.

Peki, sadece gerçek payı az olanları değil, bütün müjdeleri neden hep bizzat diktatörler açıklar?

Otoriter rejimlerin temel propaganda stratejilerinden biri, "Müjdeyi lider verir; olumsuzlukları başkaları açıklar." ilkesidir. Lider halka maaş zamlarını, yüz güldürücü aşamaları, zaferleri ve büyük projeleri bizzat açıklar. Zamlar, vergi artışları, kısıtlamalar ve başarısızlıklar ise bakanlara, valilere ve resmî sözcülere açıklatılır.

Peki, verilecek müjde yoksa ne yapılır? İcat edilir: 1970'lerde Zaire, yani bugünkü adıyla Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin halkı açlık ve sefalet içindeyken Cumhurbaşkanı Mobutu Sese Seko, uzaya fırlatılacak bir roket hazırlanması için bir Alman şirketiyle anlaşmış, büyük miktarda para harcatmıştı.

1978'de yabancı gazeteciler ve diplomatlar huzurunda fırlatılan füze; kalkıştan birkaç saniye sonra kontrolden çıktı, yalpalamaya başladı ve diktatörün hemen önündeki ormanlık alana çakıldı.

Gözlerinin önünde çakılan füzeye ve yaşanan büyük rezalete rağmen istifini bozmayan Mobutu, halkına durumu şöyle açıklamıştı: "Kritik veriler topladık, başarılı bir denemeydi."

Bu ülkelerde zaman zaman ekonomik krizlerin suçluları arasında açgözlü tüccarların, fiyat spekülatörlerinin, istifçilerin ve karaborsacıların bulunduğu da açıklanır. Lider, krizin sebebi değil; bu "vatan hainleriyle" mücadele eden bir kurtarıcıdır. Bu izlenim; enflasyon, işsizlik, dış borç gibi verilerin açıklanması sansürlenerek pekiştirilir ve "Gerçekte bir krizin bulunmadığı, bunun muhalefetin ürettiği bir algı operasyonu olduğu" söylenir.

Bazen de yaşanan ekonomik sefalet, ulusal bağımsızlığın ve parlak bir geleceğin "zorunlu bedeli"dir: Halktan fedakârlık ve sabır istenir; ekonomik sıkıntılara katlanmanın bir vatandaşlık ve vatanseverlik ödevi olduğu belirtilir.

Arnavutluk’ta kriz ve kıtlık yaşandığında Hoca derhâl parti kadrolarını veya bürokratları hedef gösterir; suç, "Enver Hoca’nın vizyonunu kavrayamayan, bir de yabancı ajanlara hizmet eden bürokratlara" yüklenirdi. Hoca, 40 yıllık iktidarı boyunca en yakın çalışma arkadaşlarını bile bu nedenle tasfiye etmişti: Dışişleri bakanları, savunma bakanları ve başbakanlar "hain" ilan edilmiş, bütün günahlar bu isimlere yıkılmıştı.

Hitler zamanında Almanya da öyleydi; bir aksilikle karşılaşıldığında "Führer bunu bilseydi böyle olmazdı!" denirdi. Yolsuzluklar, bürokratik engeller, yerel parti yetkililerinin zorbalıkları ve ekonomik sıkıntılar "Hitler'in etrafındaki liyakatsiz veya kötü niyetli kimselere" yüklenirdi.

Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko bu yöntemi şovlara dönüştürerek uygular: Çiftliklere, fabrikalara baskınlar yapar; kirli bir ahır, bozuk bir makine, gecikmiş bir proje gördüğünde televizyon kameraları canlı yayındayken bakanlara bağırır, onları görevden alır. Lukaşenko, 2018'de bir sanayi bölgesini gezerken "korkunç bir manzara" gördüğünü belirterek başbakanı ve çok sayıda bakanı kovmuştu; pazarda patates veya et fiyatlarının yükseldiğini fark ettiğinde de “Fiyat artışlarını yasaklıyorum, uymayan hapse girer.” demiş, suçu tüccarlara ve bakanlara yüklemişti.

Sovyet Rusya’da, milyonlarca insanın öldüğü ya da öldürüldüğü zamanlarda baskıcı rejimin başı Stalin’i, çocukları kucağına almış müşfik bir baba olarak gösteren resimler dağıtılıyordu. Buna inanan insanlar da yaşadıkları haksızlıkları Stalin’e mektup yazarak şikâyet ediyorlardı.

Baskıcı rejimlerin baş aktörlerinin yanılmazlıklarını, büyüklüklerini, doğruluğu tartışmalı müjdelerle sağlama çabaları, gazetelerde eskiden daha sık okuduğumuz “Sahte Subay Kız İsterken Yakalandı” haberlerini anımsatıyor.

Mesela 19 Ocak 1967'de Milliyet'te çıkan bir haberde şunlar vardı: "İstanbul'da işsiz gezen 23 yaşındaki N. K., Bitpazarı'ndan aldığı kullanılmış bir subay üniformasını giyerek ve beline kurusıkı bir tabanca takarak dolaşır. Kadıköy'de tanıştığı genç bir kadının ailesini etkilemek için resmî üniforması ile kız istemeye gider. Aile inanır, kızlarını vermeyi kabul eder ve bir nişan töreni düzenler. Kız tarafının askerî inzibat olan bir akrabası, damat adayının üniformasındaki rütbe ve bröve dizilimindeki yanlışlıkları, ayrıca selam verme biçimindeki tutarsızlıkları fark eder; şüphelenip hangi birlikte görev yaptığını sorunca da sahte teğmen çelişkili cevaplar verir."

Üniformasına güvenip kız istemeye kalkan sahte teğmenin oyunu dikkatli bir akrabanın gözünden kaçmayınca sahte subay, nişan yüzüğü yerine kelepçeyi takmıştı.

Sonuç: Arnavutlar "Gerçek, suyun üstüne çıkan yağ gibidir…" derlermiş; Ruslar ve Belaruslar "Çuvaldızı çuvalda gizleyemezsin.", Demokratik Kongolular da "Gece ne kadar uzun ve karanlık olursa olsun, sabah mutlaka doğar." derlermiş.

Atasözleri yalanın da dolanın da ömrünün sınırlı olduğunu bin şekilde anlatsalar da insanlar bazen bunları unutuyor: Aslında bütün mesele de galiba bundan ibaret!


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler