Ünlü edebiyatçı James Joyce, Homeros'un Odisseya” destanını model alarak tek bir günde geçen olayları anlatan bir roman yazmıştır. Roman, 16 Haziran 1904 de Dublin'de geçer ve Odisseyus'u temsil eden Leopold Blum'un gün boyunca şehirdeki gezintisini, karşılaşmalarını ve zihinsel akışını anlatır. Romandaki her bölüm Odisseya destanındaki bir olayla koşuttur.
Mesela Odisseya’daki tek gözlü dev, romanda "Yurttaş" adlı bağnaz, dar görüşlü, kökeni farklı herkesi hor gören aşırı milliyetçi bir tipe dönüşmüştür. "Tek gözlü" olması, dünyayı tek ve bir dar açıdan gören, hoşgörüsüzün biri olmasındandır.
Odisseyus ve adamlarının hapsedildiği mağara, romanda Dublin’in dumanlı bir meyhanesidir. Mitolojideki kahramanın, devin tek gözüne kazık saplayarak onu kör etmesi, romanda sarsıcı bir sözel tartışmaya ile yansıtılır. Kör Tepegöz’ün Odisseyus’un gemisine kayalar fırlatması, tartışmanın sonunda Bay Blum, meyhaneden bir at arabasına binip kaçarken, çılgına dönen Yurttaş’ın onun arkasından bir bisküvi kutusu fırlatmasıyla ifade edilir.
Yayınlandığı devirde çeşitli sorunlara yol açmış olan bu roman, eninde sonunda Joyce'un edebiyatta “bilinç akışı tekniğinin öncüsü” ve 20. yüzyıl avangart edebiyatının baş mimarı olmasını sağlamıştır.
Joyce gibi eski destanlardan, mesela Gılgamış destanından esinlenmiş romancılar var mıdır ? Vardır; mesela Margaret Atwood, Oryx and Crake romanında genetik mühendisliği yoluyla vb.ölümsüzlük arayanları anlatırken Gılgamış olayından esinlendiğini söyler.
Peki bizim edebiyatımız?
Avrupa ve Britanya tarihi üzerine çalışmalarıyla tanınan Norman Davies, “Europe” başlıklı önemli eserinde, Rusya’nın bir Avrupa ülkesi olup olmadığının yüzyıllar boyunca tartışıldığını, bu ülkenin ancak dünya edebiyatının seçkin eserleri düzeyinde edebiyat, dünya resim, heykel, müziği düzeyinde ürün veren sanatçılar yetiştirmeye başladığında gelişmiş bir ülke olarak kabul edildiğini söyler.
Bugüne kadar Gılgamış’ın çağdaşı konusunda, henüz Joyce’un Odisseya’sı çapında etki yaratacak bir eserin kaleme alınmamış olması, bizim için zamanla saygınlığımızın uydurmadan değil, gerçekten katmerlenmesine neden olabilecek bir fırsat oluşturabilir.
Konusunu anımsayalım: Halkına kan kusturan bir kral olan Gılgamış, gücünün ve kibirin esiriydi. Uruk halkını kat kat surlar ve tapınaklar inşa ettirmek için gece gündüz çalıştırır, onları savaşlarda harcardı.
Kibrinden bıkan halk, tanrılara yakarıp kendilerini kurtaracak birini istedi. Tanrılar da Gılgamış'ı dengelemesi için Enkidu'yu yarattı. Enkidu ile Gılgamış önce dövüştüler, sonra dost oldular. Enkidu ile koalisyona benzeyen bir birlik oluşturan Gılgamış, bir çatışmada Enkidu ölünce korktu ,"Bir gün ben de böyle mi olacağım ?" diye gece gündüz düşünmeye başladı. Mucizeler sağlayan bir ot bulsa, yese bu, derdine çare olabilir miydi? Tıpkı zamanımızda geliştirilmiş olan bazı ilaçlar gibi…
***
Çağdaş ve belki de yazarına, yazarının ülkesine şan, şeref kazandıracak bir “Gılgamış” romanı nasıl gelişir? Bir deneyelim:
Çağdaş Gılgamış, Efsanedeki benzeri gibi Ortadoğu ülkelerinin birinin kralı olabilir. Bu kral, saray hastanesinin başhekimini önemli bir konuda fikir sormak için huzura çağırmıştır:
-Bu ilaçlar gerçekten yararlı mıdır?
- Evet, GLP-1 reseptör agonisti adı verilen türden ilaçların kilo kaybı dışında alkol, sigara gibi diğer bağımlılık ve alışkanlıkları da azalttığı düşünülmektedir..
Bu ilaçlar beynimizdeki haz merkezince salgılanan dopamin hormonunu baskılar. O zaman yemek, alkol, sigara gibi bağlılıklarımıza neden olan "haz alma" mekanizması zayıflamaktadır.
Bunların aşırı alışveriş yapma veya tırnak yeme gibi alışkanlıklarda da işe yaradığı iddia ediliyor. “Shoplifting” yani dükkanlarda satılan malları yürütme düşkünlüğünün tedavisinde de yararmış. Bunları neden merak ediyorsunuz?
-Bu ilaçların olumsuz etkilerini de duydum: İnsanı aynı zamanda maç izlemek, müzik dinlemek, spor yapmak, cinsellik gibi keyif veren olumlu alışkanlıklardan da uzaklaştırırlarmış.
-Böyle bir şey var ama, kullanma nedeni çok önemli olduğunda böyle yan etkiler belki bir süre için sineye çekebilir. Siz neden almayı düşünüyorsunuz?
-Kral olmaktan sıkıldım da ondan.
-Öyle mi?
-Güya saygı görmek ama bunun gerçek olmadığını bilmek, aslında halkın beni sevmediğini bilerek yaşamak sıkıntımın nedenlerindendir. Krallıktan istifa etmeyi düşünüyorum.
-Engel olan mı var ?
-Kimseye bir şey söylemedim.Sadece şöyle çıtlattığım yakınlarım, sonra bakanlar, “Şakası bile kötü” diyorlar.
-Bu ilacı neden almayı düşündüğünüzü anlamadım.
-Binlerce insanın hayatının iki dudağımın arasında olması hoşuma gidiyor. Krallık bitince mesela bu zevkten mahrum kalacağım. Sonra, her konuda kararı veren tek kimse olmak da bana haz veriyor.
-Bu da bitecek.
-”Aman ayrılma, sen gidersen mahvoluruz” diyenleri nasıl ikna ederim?
-Basit ! Onları da mecbur edin bu ilaca başlasınlar. Onlar size tapma, yaranma kötü alışkanlığından sıyrılınca siz de harekete geçersiniz.
-Bende antisosyal kişilik bozukluğu da var diyenler varmış.
-Şimdi bu konuda…
-Bu konuda fikrinizi sormayacağım; çünkü o mesele çözüldü.
-Güzel…Nasıl çözüldü ?
-Onlar artık ortalarda görülmüyorlar..
-Peki bu konuda başka sormak istediğiniz var mı?
-Var. Bu ilaca zehir filan katarlarsa…
-Yediğiniz yemekleri önceden tadan yok mu?
-Bu kadar çok eşimin olması neye yarıyor sanıyorsunuz?
-İlacı önce onlarda mı deneyeceksiniz?
-Belki bu konuda trollerimin birkaçından da yararlanmak iyi bir fikir olabilir.-
***
Yerimiz, önerdiğimizin tümünü tefrika etmemize yetmez ama evet; memlekete en ufak yarar sağlayacak nesneleri bile gözardı edecek halimiz ve zamanımız kalmadı.
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


