Herkes eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya’nın borsa spekülasyonuyla kazandıkları ve iade edeceklerini söylediği yaklaşık 2 milyar 7 milyon lirayı konuşuyor. Bu arada Kaya’nın bütün ismini bir kerede doğru söyleyen kimseye rastlamadım son bir haftada. Aynı duruma düşmemek için kısaca Fatma Hanım diye bahsetme taraftarıyım. Kazananı herkes konuşuyor ama bir de kaybedenler var. Yok, 455 bin 758 tekil yatırımcıdan bahsetmiyorum. Dedikodulara göre, politikacı ve bürokratlar arasında da zamanında uyarılmadığı için yatırdıkları parayı kaybedenler varmış. Bu konuda ilk açıklamayı yapan, eski maliye bakanlarından, AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Ekonomi İşleri Başkanı Nihat Zeybekci oldu. Zeybekci, krizde doğrudan "mağdur" olduğunu ve parasının kilitlenen fonlarda kaldığını açıkladı. Muhtemelen yangında son kurtarılacak bir kadro da var iktidar takımının içinde. Bu eski iki bakanı kıyaslarsak, AKP içinde Fatma Hanım’ın Zeybekci’den daha fazla etkili olduğunu ya da daha fazla sevildiğini, gözetildiğini söyleyebiliriz yani!
Cumhuriyet tarihi boyunca yaşanan en büyük mali skandal olduğu söylenen son borsa krizinin bir başka “ilk”i de bu kadar çok politikacı ve yüksek bürokratın isminin skandala karışmış olması. Krizinin toplam mali bilançosunun yaklaşık 830 milyar TL ile 992 milyar TL arasında olduğu tahmin ediliyor, tabii bir de borsa genelinde trilyonlarca liralık değer kaybının oluştuğu düşünülüyor.
Borsa krizinde en son neler oluyor diye dolaşırken, İstanbul Üniversitesi’nin Yakın Dönem Türkiye Araştırmaları arasında, Gökhan Demirkol’un bir makalesiyle karşılaştım. Adı, “Aldım, Sattım, Battım: Tanzimat Dönemi Mizah Basınında Galata Borsası ve Osmanlı Toplumu (1870-1877).” Önce olayın bir özetini vereyim. Osmanlı, 1854 yılında Kırım Savaşı’nı finanse etmek için Londra ve Paris piyasalarında dış borç arayışına çıkar. Hazineye nakit girişi sağlamak için çıkılan bu yolculukta ayrıca yabancı bankaların İstanbul’da şube açmalarını sağlamak da bir diğer amaçtır. Bu yeni dönem Galata Bankerleri için de yeni bir dönemin başlaması anlamına gelir.
Özetle iş şu: Kırım Savaşı sonrasında çıkarılan Osmanlı tahvillerinin ve hisse senetlerinin işlem gördüğü Galata Borsası'nda ortada fiziksel veya nakit olarak hemen teslim edilecek bir tahvil/hisse senedi yokken, yatırımcılar, ellerinde hiç senet ya da tam karşılığı nakit para olmadan, sadece gelecekteki fiyat beklentilerine dayanarak kontratlar yaparlar. Spekülatörler aracılığıyla yayılan tahvillerin değerinin ileride çok ama çok yükseleceği söylentileri yayıldıkça valide sultandan küçük memura bu oltaya yakalanmayan pek kimse kalmaz.
Kırım Savaşı ile başlayan süreçte Osmanlı Avrupa piyasalarından yüksek faizlerle ardı ardına çok sayıda dış borç alır. Zaman içinde bu borçlar bütçe açıklarını kapatmak için kullanıldıkça iş sonunda kördüğüm olur. Sonunda, Ekim 1875’te Sadrazam Mahmut Nedim Paşa devletin dış borç faizlerinin artık ancak yarısını nakit, kalan yarısını ise yüzde 5 faizli yeni tahvillerle ödeyebileceğini Ramazan Kararnamesi ile açıklar. Filmin sonunu hemen söyleyeyim, kriz o kadar derinleşir ki, 1881’de devlet hazinesini doğrudan Avrupalı alacaklıların denetimine bırakan Düyûn-u Umûmiye idaresi kurulur. Dersaadet Tahvilat Borsası Başkanı Abidin Paşa, yaşananları ve bu çılgınlığı önlemek için Borsa Risalesi: Hava Oyunları adında bir kitap bile yazar.
Kriz döneminde hem doğrudan spekülatör olarak hem de içeriden bilgi sızdırma ve yolsuzluk yoluyla çok sayıda üst düzey devlet görevlisi, nazır hatta sadrazam bile bu işe bulaşır. Mahmut Nedim Paşa aslında baş rol oyuncularından biridir. Söylentilere göre, Nedim Paşa, Ramazan Kararnamesi’ni resmi olarak açıklamadan önce elindeki devlet tahvillerini gizlice bozdurmuş, bu sayede sermayesini kârıyla birlikte kurtarırken küçük yatırımcıların her şeylerini kaybetmesini sağlamıştır. Bu durumda sonradan başına gelecekleri de hak ettiğini söyleyebiliriz. Krizden zarar görmeden kurtulanlardan biri de sonradan tahta geçecek olan Şehzade Abdülhamid’tir. Galata Borsası’nı gençliğinden itibaren yakından takip eden ve yatırımcı olan genç şehzade, 1875 krizinden önce piyasadaki gidişatı ve devletin iflasa sürüklendiğini görerek doğru zamanda ters pozisyonlar alır ve “krizi fırsata çevirip” bu işten kârlı çıkar. Ancak herkes onun kadar şanslı değildir. Sultan Abdülaziz’in annesi Pertevniyal Valide Sultan Hava Oyunları’nda büyük paralar kaybeder ve rivayet o ki, saray mücevherlerini Galata bankerlerine rehin vermek zorunda kalır.
Valide Sultan iflas etse de sarayın üst kademesinin borsada manipülasyonlarla zenginleştiğini gören binlerce alt düzey devlet memuru da bu rüyanın peşine takılır. Önceki mali krizlerde maaşlarını bile alamamış olan memurlar maaşlarını katlama ümidiyle tefecilerden borç alarak borsaya girer ve Hava Oyunları’nda her şeylerini kaybederler. 1875'te devlet borç faizlerini ödeyemeyeceğini açıklayınca, bu tahvillerin piyasa değeri bir günde pul olur. Fiziki olarak hiç olmayan tahvillerin gelecekte değerleneceği beklentisi üzerinden kurulan rüyalar Mahmut Nedim Paşa’nın Ramazan Kararnamesi ile kabusa döner.
Peki, kaybedenler sessizce evlerine mi dönerler? Onu da haftaya anlatırım.
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


