Ankara’nın mesaisi

Ankara’nın mesaisi

İki Ankara var şu sıralar. Biri sadece Özgür Özel ve Yeni Parti üzerine çöken Ankara, diğeri ise haklarını bir türlü alamadıkları için memleketlerinden kalkıp gelenlerin görüşecek muhatap aradıkları (ve bulamadıkları) Ankara.

Ankara’nın mesaisi

Ankara’nın gündemiyle Türkiye’nin gündemi bir türlü örtüşemiyor. Günlerdir Ankara’da polisle köşe kapmaca oynamak zorunda bırakılan, gözaltına alınan Bağımsız Maden-İş Sendikası üyeleri halen bir muhatap bulamadılar. Türk-İş’e bağlı Türkiye Maden-İş Sendikası üyesi maden işçileri ise, Ankara’da açlık grevinde. Ankara’nın gündemi ise, Özgür Özel’in çerçeve yasa oylamasında milletvekillerini serbest bırakması, ardında da hakkında hazırlanan fezlekenin TBMM’ye gönderilmiş olması. Özel her ne kadar CHP Genel Başkanlığı döneminde Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na katılımları ve çerçeve yasa hakkında aynı açıklamaları yapmış olsa da ne gam, konu yeniymiş gibi 24 saat Meclis içinde ve dışında bu konu konuşuluyor. Sorunların konuşulması gereken arena olması gereken TBMM ve parlamenterler tüm meselelerin üzerinde kendisi ana konu olarak karşımızda tüm azametiyle duruyor. Daha da duracağa benziyor.

Gelelim memleketin diğer “tali” meselelerine. Sabrım 1973’e kadar yetti, belki haftaya öncesine bakıp onları da yazarım. Memleket meselelerinin konuşulacağı Meclis’in meslek dağılımına baktım. Durum şöyle:

  1. Dönem: İş insanı, avukat, akademisyen, eğitimci / öğretmen, ekonomist / mali müşavir, tıp doktoru, bürokrat.
  2. Dönem: Avukat/hukukçu, mühendis / mimar, iş insanı / yönetici, tıp doktoru / sağlıkçı, eğitimci / akademisyen.
  3. Dönem: Avukat/hukukçu, mühendis/mimar, tıp doktoru/sağlıkçı, akademisyen, iş insanı.
  4. Dönem: Hukukçu/avukat, mühendis/mimar, iş İnsanı/ekonomist, tıp doktoru/sağlıkçı, eğitimci, bürokrat.
  5. Dönem: Hukukçu/avukat, mühendis/mimar, tıp doktoru/sağlıkçı, iş insanı, bürokrat/mülki idare amiri.
  6. Dönem: Hukukçu/avukat, akademisyen, mühendis/mimar, iş insanı/ekonomist/ mali müşavir, bürokrat.
  7. Dönem: Hukukçu/avukat, mühendis/mimar, iş insanı, tıp doktoru/sağlıkçı, mali müşavir/ekonomist, İŞÇİ KÖKENLİ BİR VEKİL (Bayram Meral). 
  8. Dönem: Hukukçu/avukat, mühendis/ mimar, tıp doktoru/sağlıkçı, çiftçi/tarım sektörü, ekonomist/bankacı.
  9. Dönem: Hukukçu/avukat, bürokrat, mühendis/mimar, iş insanı.
  10. Dönem: Hukukçu/Avukat, mühendis/mimar, bürokrat, iş insanı.
  11. Dönemi: Hukukçu/avukat, tıp doktoru/sağlıkçı, mühendis/mimar, iş insanı. 
  12. Dönem: Avukat/hukukçu, mühendis/mimar, tıp doktoru/sağlıkçı, özel sektör yöneticileri, iş insanı, bankacı, eğitimci/akademisyen, bürokrat.
  13. Dönem: Hukukçular/avukatlar, mühendis/mimar, çiftçi/serbest ticaret erbabı, eğitimci, bürokrat. 
  14. Dönem: Hukukçu/avukat. çiftçi, serbest ticaret/iş dünyası, bürokrat, tıp doktoru/sağlıkçı, eğitimci.

Bu kadar hukukçunun, sağlıkçının ve eğitimcinin yıllaaardır görev aldığı meclisin üstün çalışmaları sayesinde adalet, sağlık ve eğitim açısından geldiğimiz müreffeh düzey ortada. Bu nedenle arada tek tük de olsa -TBMM istatistiklerine giremeyecek oranda olan- işçi ya da işçi temsilcilerinin TBMM’deki temsiliyeti yüksek olsa bugün işçi sınıfının durumu farklı olur muydu acaba? İçinde bulunduğumuz duruma bakarsak o da çok farklı olmazdı gibi geliyor bana. Mesela 27 Mayıs 1960 askeri darbesinden sonra, 1965 seçimlerinden önce yeni kurulan partiler de dahil varolan partilerin işçi kesimini gözeterek (!) belirledikleri milletvekili aday listeleri pek dikkat çekici. Kuşkusuz o sarada tüm dünyada esen sol rüzgarın zorlamalarını da unutmamak lazım.

TBMM yayınlarındanYüzüncü Yılında TBMM/Oluşumu, Çalışma Şartları ve İşlevleri kitabında şöyle anlatılıyor:

“1965 Genel Seçimlerindeki aday havuzunu inceleyecek olursak; aday olmak isteyen ve sonrasında parti tarafından aday olarak gösterilen kişilerin belirli meslek kesimlerinden gelmiş olduklarını görürüz. Ağırlıklı olarak listelerin başında olan adaylar daha önceden de bürokratik kimliği olan kişiler olsa da diğer kişiler ya işçi ya da devlet hizmetinde bulunmuş kimseler; ya tarım-ticaret-endüstride çalışanlar ya da serbest meslek gruplarından gelen kimselerdir. Özellikle Adalet Partili milletvekili adaylarının genellikle kendi işlerine sahip ya da tarım, ticaret ve endüstri gibi sektörlerde çalışan kişiler olduğunu görmekteyiz. Hem kırsaldan hem de kentten adaylara yer veren Adalet Partisi’nde yüksek öğretim mezunu adayların çokluğu dikkati çekmektedir. İşçi kesimden gösterilen dört milletvekili adayı ise TÜRK-İŞ bünyesinde faaliyet gösteren birtakım sendikaların başkanlarıdır. 1965 seçimlerini incelediği çalışmasından yola çıkarak parti bazında bir dağılım yaptığımızda, Adalet Partisi’nin adaylarının % 18’i devlet hizmetinde, % 23,5’inin tarım ticaret-endüstri sektörlerinin birinde ve geri kalan % 58’inin serbest meslekte çalıştığını görürken; Cumhuriyet Halk Partisi’nin gösterdiği adayların % 16’sının devlet hizmetinde, % 20’sinin tarım-ticaret-endüstri sektörlerinden birinde ve geri kalan % 63,5’lik kısmın da serbest meslekte çalıştığını; iki partide de gösterilen adayların sadece % 0,5’lik kısmının işçi olduğunu görmekteyiz. Diğer partilere bakıldığında, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’nin gösterdiği aday profilinin daha orantılı dağıldığını (% 5 işçi, % 26 devlet hizmeti, % 28 tarım ticaret-endüstri, % 40 serbest meslek); Millet Partisi’nde genellikle tarım-ticaret-endüstride çalışan kesimlere ağırlık verildiğini (%2 işçi, %12 devlet hizmeti, %53 tarım-ticaret-endüstri, % 33 serbest meslek); Türkiye İşçi Partisi’nde işçiler başta olmak üzere her kesimden temsilci bulunduğunu (% 38 işçi, % 21 devlet hizmeti, % 13 tarım-ticaret-endüstri, % 28 serbest meslek) ve son olarak Yeni Türkiye Partisi’nde ise ağırlığın tarım-ticaret-endüstri sektörlerinden birinde çalışanlardan olduğunu (% 3 işçi, % 24 devlet hizmeti, % 44 tarım ticaret-endüstri, % 29 serbest meslek) görmekteyiz.”

1965 seçimlerinde Adalet Partisi’nden dört, Türkiye İşçi Partisi’nden de üç işçi milletvekili olarak TBMM’ye girebilmişti. Genel olarak işçiyi de fakiri de sevmeyiz efendim!

İlgili İçerikler