Ferah ferah yargılama kimseye yaramıyor!

Ferah ferah yargılama kimseye yaramıyor!

Eğer Türkiye’de zamanında uzağı gören siyasetçiler ve bürokratlar olsaydı, bu iş bu kadar geç mi kalırdı? Belli ki, toplum geliştikçe suçun kapsamı genişletilecek, doğal olarak da suçlu sayısı da artacaktı. Öngörülü kadrolar olsaydı, binlerce kişinin ferah ferah yargılanabileceği adliyelerin yapımı bugüne mi kalırdı!

Ferah ferah yargılama kimseye yaramıyor!
2009-2012 yılları arasında KCK operasyonlarında "örgüt üyeliği" ve "örgüt yöneticiliği" iddiasıyla 38 bin 135 kişi yargılandı. Gözaltına alınanlar emniyet ve adliye binaları önlerinde uzun kuyruklar oluşturdu.

2 bin 295 kişi kapasiteli Silivri'deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde yapılan yeni duruşma salonu, Ekrem İmamoğlu ile birlikte 53'ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Davası ile dev bir açılış yaptı. Yeni havalimanları, köprüler, otobanlar derken bu eksiklik de nihayet giderilmiş oldu. Dava başladığında kapasite yüzünden salona giremeyelerde şimdi bir afra bir tafra. Yok hakim heyetini göremiyorlarmış, yok kimin konuştuğu anlaşılamıyormuş, yok avukat müvekkiliyle göz göze gelemiyormuş, yok tutuklu yakınlarından dürbün kullananlar olmuş falan filan… Kısaca gelişme düşmanları hemen saldırıya geçti. Başka nasıl 53  sanık, 1.268 avukat, 472 izleyici bir araya getirilip de dört başı mamur bir yargılama yapılabilirdi?

Bunlar hep spor salonlarındaki yargılamaları unutup geçmişe özlem duyarlar hep.

Eğer Türkiye’de zamanında uzağı gören siyasetçiler ve bürokratlar olsaydı, bu iş bu kadar geç mi kalırdı? Belli ki, toplum geliştikçe suçun kapsamı genişletilecek, doğal olarak da suçlu sayısı da artacaktı. Öngörülü kadrolar olsaydı, binlerce kişinin ferah ferah yargılanabileceği adliyelerin yapımı bugüne mi kalırdı! Mesela 14 Ekim 1960'ta başlayıp 15 Eylül 1961'de karara bağlanan Demokrat Parti davalarında yargılanan 592 sanık, Yassıada’da spor salonunda alt alta üst üste sığdırılıp yargılandı, 1.068 tanık dinlendi. 

12 Eylül askeri darbesinden sonra açılan ana Devrimci Yol (Dev-Yol) davası da spor salonunda görülen davalardandı. 18 Ekim 1982'de 574 sanıkla başlayan yargılamada sonradan birleştirilen ek dosyalarla birlikte sanık sayısı 723 kişiye ulaşmıştı. 

O kadar uzağa gitmeye de gerek yok. 2009’dan itibaren sıklaşan KCK (Kürdistan Topluluklar Birliği) davaları mesela. 2009–2012 yılları arasındaki KCK davalarında 7.748 kişi gözaltına alındı, bunlardan 3.895'i tutuklandı . Dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in açılmasına göre ise, doğrudan KCK ana davaları kapsamında 2.146 sanık hâkim karşısına çıktı; bu kişilerin 274’ü belediye başkanı ve milletvekili gibi seçilmiş siyasetçilerden oluşuyordu. Ergin, sonraki süreçlerde bir soru önergesine verdiği yanıtta ise, 2009-2012 yılları arasında "örgüt üyeliği" ve "örgüt yöneticiliği" iddiasıyla yargılanan kişi sayısını 38 bin 135 kişi olarak açıkladı. Şüpheli ve sanık olarak kayıtlara geçen yaklaşık 38 bin kişinin davaları yer sorunu olmasa böyle Türkiye’nin dört bir yanında yayılır mıydı hiç? Düz hesap, yapacaksın onar binlik entegre duruşma tesisleri gör bak adalet nasıl tıkır tıkır işliyor. 

On bin sınır olarak tutulmalı ama, daha yüksek kapasite münafıklar tarafından mazallah General Augusto Pinochet’in 1973 darbesinden sonra toplama kamplarına dönüştürdüğü Şili Ulusal Stadyumu (Estadio Nacional) ile Şili Stadyumu’na (Estadio Chile) benzetilir. Yamuk ağızlar hak, hukuk, adalet teranesi üzerinden gidiyor, kimse Avrupa’nın en büyük ve modern mahkeme salonuna sahip olmanın gururundan bahsetmiyor.

İlgili İçerikler