Agah Uğur: Eserin kendisinin özgünlüğü ve koleksiyona uyumu ilk baktığım faktörler, fiyatı ile ilgilenmiyorum

Agah Uğur: Eserin kendisinin özgünlüğü ve koleksiyona uyumu ilk baktığım faktörler, fiyatı ile ilgilenmiyorum

"Türk sanat dünyası maalesef network olarak büyük düzenin bir parçası olamadı. Öte yandan koleksiyonerlerin genel anlamda odağı dışında olsalar bile benim de çok takdir ettiğim, yeni nesil, özgün birçok Türkiyeli sanatçı kar amacı gütmeyen bienal, müze sergileri ve benzeri önemli platformlarda gerçekten itibar görüyorlar ve Türk çağdaş sanatını başarıyla temsil ediyorlar"

Agah Uğur: Eserin kendisinin özgünlüğü ve koleksiyona uyumu ilk baktığım faktörler, fiyatı ile ilgilenmiyorum

Yaz bitti, sanat dünyası cıvıl cıvıl, biz de Koleksiyonerler dizimizin son koleksiyonerindeyiz. Bugünkü konuğum Agah Uğur. Agah Uğur’un koleksiyonundan parçaları toplu olarak ilk kez Tepebaşı’ndaki Alexandre Vallaury binasında görmüştüm ve bana koleksiyon homojen, birbirleriyle konuşan işler olarak görünmüştü. Kendisi de aşağıdaki cevaplarında nasıl öyle olduğunu açıklamış. Bunları ‘güncel toplumsal konulara yönelik mesajları öne çıkartan yeni medya eserler’, ‘sosyopolitik yeni medya eserleri’ olarak adlandırıyor.

Agah Uğur 2018 sonunda Borusan Holding’deki CEO’luk görevinden emekli oldu. Kendisiyle ilgili şöyle diyor; “Yeni döneminde hayatımı üçe ayırdım. Boğaziçi Ventures Girişim Sermayesindeki ortaklığım ile çalıştığım benden genç yönetici ortaklarıma destek veriyorum. Türkiye’nin önde gelen şirketlerinde yönetim kurulu üyelikleri üstleniyorum ve Sabancı Üniversitesi, Saha Derneği gibi eğitim kurumları ve STK’lar da mütevelli heyeti veya yönetim kurulu üyelikleri yapıyorum.”

Agah Bey’le Çanakkale Bienallerinden birinde karşılaşmış ve kısa bir sohbet yapmıştık. Galiba Troya Müzesi’ndeki sergisi de ondan bir bienal öncesindeydi. Bana Çanakkale’de bir müze açma fikri olduğundan bahsetmişti. Tekrar sordum, ona da şöyle cevap verdi; “Hem ilgili yönetmeliklerin değişmesi hem de biraz bürokrasiden dolayı maalesef bu proje hâlâ gerçekleşmedi. Hem ilk niyetlendiğim tarihin üzerinden çok zaman geçti hem de maliyetler çok arttığı için biraz hevesim kaçtı. İzinler çıkınca tekrar değerlendireceğim.”

Müzeler kapı girişi ile finansal olarak ayakta duran kurumlar değil. Rahmetli Burhan Doğançay’ın Beyoğlu Balo Sokak’ta kurduğu müze ile ilgili finansal ve yönetimsel sıkıntıları ve yakınmaları hala kulağımda. Ülkemizde bu iş teşvik edilip, sanatsever desteklenip, bürokrasi sadeleştirileceğine bakın bundan dolayı müze kurma fikrini uykuya yatıran bu kaçıncı koleksiyoner.

İnci Eviner, Parliament

- Ailenizde koleksiyoner var mıydı? Nasıl başladınız? Ne zaman başladınız? İlk aldığınız eser hangi sanatçının hangi eseriydi?  Neden?

Ne ailemde ne yakın çevremde koleksiyoner maalesef yoktu.

Sanatla ilgim 1980li yıllarda İngiltere’de çalışırken başladı. O dönemin radikal akımlarından olan Young British Artists’lerden çok etkilenmiştim ve bu dönemde Londra’daki sergileri pek kaçırmaz olmuştum.

İlk sanat eserimi 1988’de Maçka sanat Galerisi’nden aldım, Şahin Paksoy’un yağlı boya bir resmiydi. Biraz da düşüncelerine çok itibar ettiğim bir iş arkadaşımın yönlendirmesiyle havaya girerek almıştım.

Öte yandan daha ilgili ve sistematik sanat eseri alımına evlendikten 3,5 yıl sonra maddi imkanlarım biraz daha genişlemişken 90’lı yılların ortalarında başladım.

- Sizi sanat dünyası, galeriler, aracılar ne zaman koleksiyoner olarak kabul etti? Rekabet ettiğiniz ya da imrendiğiniz bir koleksiyoner var mı?

90 ortalarından 2008 sonuna kadar ara ara zamanın tanınmış sanatçılarından yağlı boya soyut eserleri çoğunlukla o dönem hızlı bir şekilde büyüyen müzayedelerden aldım. 2008 sonuna geldiğimizde bu tarzda hatırı sayılır adette sanat eserim olmuştu.

2008 yılında benim sanata yaklaşımımda önemli bir değişiklik oldu, güncel toplumsal konulara yönelik mesajları öne çıkartan yeni medya eserlere olan hayranlığım çok arttı ve o güne kadar elimizde birikmiş olan eserleri yine müzayedelerde satıp sadece bu sosyopolitik yeni medya eserlere odaklandım.

Tutkulu ve odaklı bir şekilde çıktığım bu yeni yolculuk zannederim koleksiyonerliğin gereklerine uyduğu için kısa bir süre sonra sanat dünyası tarafından kabul görmeye başladım.

Rekabet ettiğim bir koleksiyoner hiç olmadı. Böyle bir gönül işinde rekabet gereksiz yıpratıcı bir olgu. Çok beğendiğim ve önem verdiğim birçok koleksiyoner var tabii ki. Türkiye’nin en önemli koleksiyonerlerinden Ömer Koç, rahmetli Ali Dinçkök, Mustafa Taviloğlu, Füsun Eczacıbaşı, Nezih Barut, Erol Tabanca, Nesrin Esirgen’in koleksiyonerlik pratiklerinden öğrenmeye devam ediyorum. Ayrıca benim koleksiyon çizgime yakın Banu-Hakan Çarmıklı, Haro Cümbüşyan ve Saruhan Doğan’ın koleksiyonlarının hayranıyım.

- Koleksiyonerliğin ilk adımlarındaki motivasyonunuz neydi?  a) arkadaşlarım alıyor ben de alayım, b) sanatçısı moda herkes alıyor, c) param var, sanata harcayayım, d) param çok yok ama hobby’m sanat,  e) yatırım olur, f) hiçbiri. Seçiminiz hiçbiri ise peki ne?

Cevabım hiçbiri. Koleksiyonerliğe başlamadan önce sanatın dönüştürücü ve farkındalık yaratıcı yönünü keşfettim ve buna kapıldım. Sanata angaje olmamın hayatıma renk ve anlam katacağını hissettim.

Koleksiyonerlik benim çok önem verdiğim hayat anlayışını barındıran bir yolculuk; seçicilik, süreklilik ve özgünlük. Dolayısı ile bu hayat anlayışımı angaje olduğum ve tutkuyla sarıldığım bir alana, sanata uygulamam benim için doğal bir koleksiyonerlik süreci oldu.

Berat Işık, I can fly

- Kaç parça sanat eseriniz oldu? Dönemler, sanatçılar, ağırlıklı olarak Türk mü, yabancı mı? Satın almalarınız Türkiye’den mi yurt dışından mı? Müzayedelerden mi sanat fuarlarından mı, galeriler’den mi, sanatçının kendisinden ya da ailesinden mi?  Genç sanatçılar mı ya da belli bir dönemin sanatçıları mı? Koleksiyonunuzun profilini ya da yapısını nasıl tanımlarsınız?

Zannederim koleksiyonda 300’ün üzerinde eser birikti.

Koleksiyonumu benden bağımsız, kendi misyonu olan bir varlık olarak görüyorum. Koleksiyonun misyonu son 30/ 40 yılda bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde yaşanan sosyal değişim ve sıkıntıların  sanatçı gözüyle bir arşivinin oluşturulması. Kendimi de bu misyonu destekleyen bir görevli olarak konumlandırıyorum.

Benim bütçeme uygun bir sanat eserini beğenmem otomatikman koleksiyona girmesini sağlamıyor, o eserin koleksiyonun temasına uygun olması ve ona güç katması da gerekiyor.

Koleksiyondaki eserlerin çok büyük bir kısmı video, fotoğraf, enstalasyon, obje, performans gibi yeni medya olarak adlandırılan medyumlarda gerçekleştirilmiş eserler.

Koleksiyonda en büyük pay video art’ta, son dönemde ise daha çok performans sanatına ilgi duyuyorum.

Video art eserlerde oldukça fazla yabancı sanatçıların ürettiği eserler de var, diğer medyumlarda Türkiye’li sanatçıların ağırlığı çok yüksek.

Benim bir sanat eserini almam uzun sürüyor. Sanatçıyı ve eseri tanımam ve içselleştirmem gerekiyor. Eserleri çoğunlukla beni tanıyan ve portföyü benim sanat çizgime yakın sanatçılardan oluşan galerilerden alıyorum. Bazen de direk sanatçının kendisinden. Fuar ve müzayededen eser almayı tercih etmiyorum. 

- Ağırlıklı olarak aynı sanatçının dönemleri mi değişik sanatçılar mı? Sanat akımlarını, sanatçıları, dönemlerini nasıl izliyorsunuz? Okuyarak, gezerek, danışarak? Eş dost dışında profesyonel sanat danışmanınız var mı?

Sanata angajeyim diyebilmek için hem görgünüzü hem de bilginizi sürekli artırmanız gerekiyor. Bu sebeple ben de araştırarak, çokça okuyarak, bienal, galeri ve müze gezerek, sanatçılar ve sanat profesyonelleri ile konuşarak, kısaca görerek ve öğrenerek kendimi sanat dünyasının içinde tutmaya çalışıyorum. Sanat profesyonellerinin bakış açısına da diğer koleksiyonerlerin tecrübe ve yaklaşımlarına da çok önem veriyorum. Ayrıca koleksiyona destek veren danışmanım da var.

- Şimdiye kadar koleksiyonunuzu sergilediniz mi? Nerede? Ne zaman? Nerede muhafaza ediyorsunuz, halkla buluşturmayı düşünür müsünüz? Nerede? Müze açma niyetiniz var mı ya da açtınız mı?

Evet koleksiyonumdan en az 15 eserin gösterildiği sergiler oldu. 2015 ile 2023 yılları arasında, Salt Beyoğlu, Almanya’da Freiburg çağdaş sanat müzesi, Ankara’da Evliyagil müzesi, Çanakkale Biennali kapsamında Troya müzesi ve Beyoğlunda Alexandre Valloury binasında koleksiyondan seçkiler gösterildi.

Koleksiyonlardaki sanat eserlerinin toplumla buluşmasını çok önemsiyorum. Özellikle benim eserlerini topladığım sanatçılar toplumsal konularda sesini duyurmak isteyen sanatçılar. Aynı zamanda sanat eserleri de izleyicisine kavuşunca anlam kazanıyor. Bu tip sergilerle koleksiyondan seçkilerin toplum önüne çıkması ile önem verdiğim bir aracılık görevini yerine getirebilmekten mutlu oluyorum. 

In situ

- Sadece güncel ya da klasik, yerli ya da yabancı plastik sanatlar koleksiyonunuz mu var? Diğer objeler, kitap, eski para, halı, kilim, toprak altı ya da efemera gibi koleksiyonlarınız da var mı?

Evet koleksiyon vasfına ulaşmış sadece sanat eserleri var. Bunun dışında önemli tarihi kişilerin yazdıkları mektuplar ve biyografileri içeren kitaplara da meraklıyım.

- Yatırım olsun diye mi, koleksiyonum zenginleşsin diye mi eser alırsınız? Koleksiyonunuzda olan eserlerin piyasa değerleri, fiyat iniş çıkışları ile ilgilenir misiniz? Alıp satar mısınız? Nitelik mi nicelik (fiyat uygunluğu) mi arasınız alım yaparken?

Eser alımlarımın tamamını koleksiyonun güçlenmesi için yapıyorum. Aldığım eserlerin değerlenme potansiyelinden ziyade verdikleri mesaj ve koleksiyon ile uyumu benim karar vermem de ana unsur oluyor.

Bahsettiğim 2008 öncesi birikmiş eserleri 2009 ve 2010 yıllarında elden çıkarmam dışında hiçbir eser satmadım. Şanslıyım ki ilgi alanıma giren eserlerin edisyonlu yeni medya eserleri olması ve benim seçtiğim sosyopolitik sanata göreceli daha az ilginin olmasından dolayı benim alım bütçeleri genelde mütevazi oluyor.

Eserin kendisinin özgünlüğü ve koleksiyona uyumu ilk baktığım faktörler oluyor.

Eseri aldıktan sonra fiyatı ile hiç ilgilenmiyorum.

- Kitap, yayın yapar mısınız? Sanat ve sanatçı gelişsin, yaşasın, çoğalsın diye burs verdiğiniz gençler var mı, sanatçı hamiliği, sponsorluk yaptınız mı hiç?

Sanata desteği kurucularından ve yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğum Saha derneği ile yapmayı tercih ediyorum. Çünkü bireysel katkıların etkisi genelde düşük oluyor, Saha derneği ise kıymetli üyeleri ve yönetim ekibi ile büyük bir güç oluşturup Türkiye sanatının gelişimine yurt dışındaki önemli sanat networklerinin ciddi bir parçası olmasına destek veriyor. Bu benim için büyük bir gurur kaynağı. 

- Samimiyet Testi: Sanat eseri alırken ‘duvarıma, kanepeme uysun, şu sanatçı çok moda bir eseri de bende olsun diye düşünür müsünüz? 

Bu tip düşünceler için de hiçbir zaman olmadım. Şanslıyım.

- Sorularım bitti. Zaman ayırdığınız için çok teşekkürler... Ancak bu sorular dışında bir konu daha var, cevaplarsanız sevinirim: Türk resmi, yabancı sanat alcılarının odağında değil. Bunu neye bağlıyorsunuz? 

Her alanda olduğu gibi sanat alanında da dünyada farklılaşmak için büyük bir rekabet var. Eğer genelde etkin batılı sanat çevrelerinin yaratmak istediği, örneğin Afrika sanatı gibi, moda bir akımın parçası olamıyorsanız, sanat alıcılarının da maalesef ilgi alanına giremiyorsunuz.

Türk sanat dünyası maalesef network olarak bu büyük düzenin bir parçası olamadı. Öte yandan koleksiyonerlerin genel anlamda odağı dışında olsalar bile benim de çok takdir ettiğim, yeni nesil, özgün birçok Türkiyeli sanatçı kar amacı gütmeyen bienal, müze sergileri ve benzeri önemli platformlarda gerçekten itibar görüyorlar ve Türk çağdaş sanatını başarıyla temsil ediyorlar.

Tekrar teşekkürler...


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler