Ahmet Kocabıyık: Halkla paylaşılmayan sanatı toplamak benim anlayamadığım bir duygu, kendini tatmin etmek için koleksiyoner olmak anlamsız

Ahmet Kocabıyık: Halkla paylaşılmayan sanatı toplamak benim anlayamadığım bir duygu, kendini tatmin etmek için koleksiyoner olmak anlamsız

"Son 15 senedir Media Art, Interactive Art, Digital Art, Light Art ve Photography  ilgimi çekiyor. Politika ile ilgili sanat hiç ilgimi çekmiyor.  Artistlerle tanışıp onları dinleyip beni heyecanlandıran, beni duygulandıran ve yeni bir şey öğreten kişilerin eserlerini alıyorum. Kişiliğini sevmediğim artistlere ilgim azalıyor ve alım yapmayı tercih etmiyorum"

Ahmet Kocabıyık: Halkla paylaşılmayan sanatı toplamak benim anlayamadığım bir duygu, kendini tatmin etmek için koleksiyoner olmak anlamsız

Dizinin dördüncü bölümündeyiz. Konuğum Ahmet Kocabıyık. Ahmet Bey’in medyada görünür olmaktan fazla hoşlanmadığını biliyorum. Ama aynı zamanda onun koleksiyonunun Türkiye’nin en iyi ve en geniş dijital ve medya art koleksiyonu olduğunu da düşünüyorum. Kısacası onsuz bu dizi olmazdı. Yardımıma kardeşi sevgili Zeynep Hamedikoştu, kendisine çok teşekkür ederim. Borusan Boru Sanayii’ni 1950’li yılların sonlarında kuran ve Cumhuriyet değerlerini koruyan kollayan, Cumhuriyet’in kendilerine verdiğini Türkiye’ye geri ödemeye istekli o kuşak iş adamları arasında olduğunu düşündüğüm Asım Kocabıyık ve eşi Nurhan Hanım’la yıllar yıllar önce televizyondaki programım için röportaj yapmıştım. Evleri galiba Yeşilköy civarındaydı. Asım Bey ve eşini sakin, mütevazi, doğrucu bir çift olarak anımsıyorum. Asım Bey’in röportaj sırasında kendisinin aslında bir Borusan Kütüphanesi kurmak istediğini ama çocuklarının orkestra konusunda ısrarcı olduklarını söylediğini de hatırlıyorum. Asım Bey ve ailesinin eğitim ve kültür alanlarında faaliyet göstermek üzere kurduğu Asım Kocabıyık Vakfı’nı da unutmayalım. Bu vakıf daha sonra Borusan Kocabıyık Vakfı olarak faaliyetlerine devam etti. 1972’de de tüm Borusan şirketleri Borusan Holding çatısı altında birleşti.  Asım Bey 2012 yılında hayatını kaybetti. Ahmet Kocabıyık, Asım Bey’in büyük oğlu. 2001 yılından beri Borusan Holding’in yönetim kurulu başkanı.

İstanbul’da oturup Rumeli Hisar’ın ünlü Perili Köşk’ünü bilmeyen var mıdır? 1995 yılına kadar metruk duran tarihi bina restore edildikten sonra sahibinden Borusan Holding tarafından 2030 yılına kadar kiralanmıştı. Hafta sonları halka açılan muhteşem manzaralı muhteşem bir ofis binası ve içinde muhteşem sanat eserleri... Kim böyle bir ofiste çalışmak istemez? 2011 yılından beri de Perili Köşk ‘Borusan Contemporary’ başlığı altında sergiler ve etkinlikler düzenliyor.

Ahmet Kocabıyık’ın mimar ve fotoğrafçı Ahmet Ertuğ ile birlikte kurduğu Ertuğ&Kocabıyık yayınevi çok büyük boyutlarda kaliteli kâğıt ve kapakla Helen, Roma, Bizans, Osmanlı sanatları ile ilgili kaliteli kitaplar basıyordu. Yayınevi hala yaşıyor mu acaba?

1990’ların sonunda İstiklal Caddesi’nde kurulan Borusan Sanat hepimizin sergiler ve konserler için gittiğimiz bir mekân. Vakfın kurduğu Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası uluslararası saygın klasik müzik orkestraları alanında kendine yer açıyor. Bizlerin de severek konserlerine koştuğumuz etkinlikler düzenliyor. Orkestranın kuruluşundan bu yana Gürer Aykal, Sacha Goetzel ve Carlo Tenan sırayla orkestranın şefliğini yaptılar. Ancak 2006 yılında başlayan bağış karşılığı orkestra şefliği yapılan ‘Özel Konser’ler unutulmazdı. Aralarında Rahmi Koç, Bülent Eczcacıbaşı, Cem Yılmaz gibi şeflerin de Borusan Filarmoni’yi yönettiği konserler dizisinin ilki elbette Ahmet Kocabıyık şefliğinde idi.

Ahmet Bey’in beğendiği koleksiyonlara baktım, Thoma Vakfı’nı (ABD) Perili Köşk ofis-sergi alanı modeline benzettim. Julia Stoschek Vakfı (Almanya) film, video, hareketli görüntü yerleştirmelerine ağırlık vermis, Kramlich Koleksiyonu’nun ise Kaliforniya, Napa vadisindeki muhteşem binasında yine media art geniş yer tutuyor.

Ben bu diziye hazırlarken aklıma takılan birçok şeyi öğrenebilmek ve 10 sayısının sınırları içinde kalabilmek uğruna birleşik, uzun uzun sorular düzenlemiştim. Ahmet Bey mühendisliğini öne çıkartarak soruları teknik olarak parçalarına bölmüş ve ortaya 10 soru değil, 21 soru çıkmış. Keşke cevaplarını kısa kesmeyip biraz daha uzatıp ballandıra ballandıra anlatsaydı.? Cevaplarından eski kitap koleksiyonunu da online halka açmak istediğini öğreniyoruz.

Axel Hütte, Niederwald-1, 2009
155 x 255,5 cm İki tonlu baskı Ed. 4/6
Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu

- Ailenizde koleksiyoner var mıydı?  

Hayır yoktu. 

- Nasıl başladınız? 

Üniversiteyi İngiltere’de okudum ve tahsilimin son yıllarında sanata ilgi duydum. 

- Ne zaman başladınız? 

Üniversiteden mezun olduktan sonra 1982 senesinde ilk eserlerimi aldım.  

- İlk aldığınız eser hangi sanatçının hangi eseriydi?  

Kemal Önsoy ve Donald Judd.

- Neden? 

Soyut resim ve printlere ilgi duydum.  

- Sizi sanat dünyası, galeriler, aracılar ne zaman koleksiyoner olarak kabul etti? 

Bu benim için hiç önemli olmadı, sadece ilgi duyduğum alanlarda alım yaptım.

- Rekabet ettiğiniz ya da imrendiğiniz bir koleksiyoner var mı? 

Carl & Marilynn Thoma Foundation, Julia Stoschek Collection, Pamela and Richard Kramlich. 

- Koleksiyonerliğin ilk adımlarındaki motivasyonunuz neydi?  a) arkadaşlarım alıyor ben de alayım, b) sanatçısı moda herkes alıyor, c) param var sanata harcayayım, d) param çok yok ama hobim sanat,  e) yatırım olur,  f) hiçbiri. Seçiminiz hiçbiri ise peki ne? 

Sadece ilgi duyduğum ve bana hitap eden beni duygulandıran ve düşündüren eserlere konsantre oldum.   

- Kaç parça sanat eseriniz oldu?

700 parça.  

Niederwald

- Dönemler, sanatçılar, ağırlıklı olarak Türk mü, yabancı mı?

Önceleri Türk sanatçılardan alım yapıyordum, ama 3-4 sene sonra enternasyonal alımlara başladım.   

- Satın almalarınız Türkiye’den mi yurt dışından mı?

Genellikle yurt dışından.  

- Müzayedelerden mi, sanat fuarlarından mı?

İkisi de. 

- Galerilerden mi, sanatçının kendisinden ya da ailesinden mi?

Çoğunlukla sanatçının çalıştığı galeriden.    

- Genç sanatçılar mı ya da belli bir dönemin sanatçıları mı?

Sadece hayatta olan sanatçılar. 

- Koleksiyonunuzun profilini ya da yapısını nasıl tanımlarsınız?

Profil zaman içinde değişti. Son 15 senedir Media Art, Interactive Art, Digital Art, Light Art ve Photography  ilgimi çekiyor. Politika ile ilgili sanat hiç ilgimi çekmiyor.  Artistlerle tanışıp onları dinleyip beni heyecanlandıran, beni duygulandıran ve yeni bir şey öğreten kişilerin eserlerini alıyorum. Kişiliğini sevmediğim artistlere ilgim azalıyor ve alım yapmayı tercih etmiyorum.

- Ağırlıklı olarak aynı sanatçının dönemleri mi değişik sanatçılar mı? Sanat akımlarını, sanatçıları, dönemlerini nasıl izliyorsunuz? Okuyarak, gezerek, danışarak? Eş dost dışında profesyonel sanat danışmanınız var mı?

Profile uyan sanatçıları fuarlar galeriler ve internette araştırıyorum, sanat danışmanlarım devamlı olamasa da zaman zaman oluyor ancak tüm kararları ben veriyorum.  

- Şimdiye kadar koleksiyonunuzu sergilediniz mi? Nerede? Ne zaman? Nerede muhafaza ediyorsunuz, halkla buluşturmayı düşünür müsünüz? Nerede? Müze açma niyetiniz var mı ya da açtınız mı?

Tüm eserler çeşitli sergilerle Borusan Contemporary Perili Köşk’te sergileniyor, her hafta sonu halka açık bir mekân. Halkla paylaşılmayan sanatı toplamak benim anlayamadığım bir duygu. Sadece kendini tatmin etmek için koleksiyoner olmak anlamsız bir uğraş diye düşünüyorum.

Jerry Zeniuk, İstanbul Duvar Resmi, 2007
240 x 1500 cm Duvar üzerine akrilik
Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu

- Sadece güncel ya da klasik, yerli ya da yabancı plastik sanatlar koleksiyonunuz mu var? Diğer objeler, kitap, eski para, halı, kilim, toprak altı ya da efemera gibi koleksiyonlarınız da var mı?

Eksi kitap koleksiyonum var. Tüm dünyada seyahat ile ilgili, bir koleksiyon. Onu da online olarak halka açmak üzerine çalışıyorum.  

- Yatırım olsun diye mi, koleksiyonum zenginleşsin diye mi eser alırsınız? Koleksiyonunuzda olan eserlerin piyasa değerleri, fiyat iniş çıkışları ile ilgilenir misiniz? Alıp satar mısınız? Nitelik mi nicelik (fiyat uygunluğu) mi arasınız alım yaparken?

Amaç hiçbir zaman yatırım olmadı, asıl amaç halka hitap etmek, müzeye gelen ziyaretçileri düşündürmek, sanata ilgilerini arttırmak ve farklı kültürleri anlamalarını ve ilgi duymalarını sağlamak.  

- Kitap, yayın yapar mısınız? Sanat ve sanatçı gelişsin, yaşasın, çoğalsın diye burs verdiğiniz gençler var mı, sanatçı hamiliği, sponsorluk yaptınız mı hiç?

Koleksiyon ile ilgili artistleri tanitan kitaplarımız var. Sponsorluk ve Commissioning programlarımız var. Mesela şu an Perili Köşk’teki Ed Burtinsky’nin eserleri gibi.

- Samimiyet Testi: Sanat eseri alırken ‘duvarıma, kanepeme uysun, şu sanatçı çok moda bir eseri de bende olsun diye düşünür müsünüz?

Hayır, katiyen.  

- Sorularım bitti. Zaman ayırdığınız için çok teşekkürler... Ancak bu sorular dışında bir konu daha var, cevaplarsanız sevinirim: Türk resmi, yabancı sanat alıcılarının odağında değil. Bunu neye bağlıyorsunuz? 

Soruyu doğru anladıysam bu fikre katılmıyorum. Biennale gelen yabancı ziyaretçilerdeki artış dünyanın her yerindeki müze müdürleri, küratörler vs. ilginin olduğunu kanıtlıyor. Sanatın gelişmesi ve halka yayılması çok uzun bir zaman gerektiriyor. Sadece özel sektörün ve kişilerin değil, Devletin de katkı yaparak Türk çağdaş sanatının halk tarafından anlaşılması, beğenilmesi ve desteklenmesini sağlaması, Türkiyemiz’deki  hayat standardını arttırıcı bir unsur olacaktır.  

Tekrar teşekkürler...


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler