Koleksiyonerler Sevda ve Can Elgiz: Sanatı hiçbir zaman dekoratif bir obje olarak görmedik; satın aldığımız eserin değeri kurulan duygusal bağdır

Koleksiyonerler Sevda ve Can Elgiz: Sanatı hiçbir zaman dekoratif bir obje olarak görmedik; satın aldığımız eserin değeri kurulan duygusal bağdır

"Koleksiyonumuz eklektik bir yapıya sahip. Hiçbir zaman belirli bir akıma ya da disipline odaklanmadık. Bize o anda hitap eden, bizi duygusal olarak etkileyen Türk ve yabancı sanatçıların resim, heykel, fotoğraf ve video çalışmalarını toplamaya devam ediyoruz"

Koleksiyonerler Sevda ve Can Elgiz: Sanatı hiçbir zaman dekoratif bir obje olarak görmedik; satın aldığımız eserin değeri kurulan duygusal bağdır

Sıra altıncı koleksiyonerlerimde, Sevda ve Can Elgiz çiftinde. Ben Sevda ve Can Elgiz ile ilk kez 2004’te o zamanki adıyla Proje 4L‘de, Hüseyin Çağlayan’ın ‘Place to Passage-Mekandan Yolculuğa’ başlıklı video yerleştirmesinin sergilendiği sırada tanıştım. Fütüristik bir kapsül içinde androjen ve kişiliksiz bir kadının uzaya yolculuğu idi video işi. Hüseyin Çağlayan ertesi yıl  ‘The Absent Presence’ başlıklı kısa videosu ile Venedik Bienali’nde Türkiye’yi temsil etmişti.  Mimar Can Elgiz’in Levent’te yaptığı Plaza’lardan birindeydi Proje 4 L. Daha sonra, Proje 4L ismi Elgiz Müzesi olarak değişti. İlk Özel Koleksiyoner Güncel Sanat Müzesi böylece 2000li yılların başlarında hayatımıza girdi, Istanbul Modern’den bile daha önce. Bugün Elgiz Müzesi Maslak’ta bir başka Giz Plaza’da. Gökdelenlerle çepeçevre kuşatılmış müzenin terasında, çevre ile tezat yaratan güncel sanat heykelleri, yerleştirmeler, nefes aldırıyor, her yaz boyunca açık kalıyor. Abdurrahman Öztoprak’ın Elgiz Müzesi’ndeki sergisi, hatta Venedik’teki Palazzo Ca’Pesaro’daki sergisi de gezdiklerim gördüklerim arasında. Elgiz Müzesi, Teras Heykel Sergileri, konferanslar, etkinlikler, süreli sergiler ile capcanlı orada, Maslak’ta.

Ailesi Midili’den Ayvalık’a mübadele ile gelen Elgiz’lerle epey Midilli’ye gitmişliğim var. Birkaç cümle yazmak istiyordum ama Can Elgiz aşağıda aile geçmişini güzel anlatmış, bana laf düşmedi. Ben de Midilli’ye onlarla son gidişimde başıma gelen  traji-komik olayı anlatmasam olmaz, Can Elgiz’in de anlattığı gibi 2017’de Volkan Aslan’ın sergisi için Elgizler bir grup gazeteci’yi davet ettiler Midilli’ye, son Osmanlı Mutasarrıfı’nın o kocaman bahçeli muhteşem konağındaki sergiye. Ayvalık’tan feribota bindik Midilli’de indik. Saatlerce gümrük kapısında sıra bekledikten sonra pasaport kontrolu yapan görevli benim pasaporttaki KKTC damgasını görünce beni Yunan sınırlarından deport etmeye karar verdi. Geldiğimiz feribot akşam 6’da geri dönecekti, kaptanı çağırdı ve beni zimmetli olarak teslim etti. Kıbrıs’a pasaportla değil nüfus kağıdıyla girmem gerekiyormuş, bilmiyordum, kimse de uyarmamıştı. Yunanistan, pasaportunda KKTC damgası olan herkesi deport ediyormuş. Aşağıda Can Elgiz’in bahsettiği Belediye Reisi bile beni kurtaramadı gümrük memurunun elinden ama bana lokantalardan birinden yemekler gönderdi, feribotta masaya beyaz örtüler serildi ve ben sabah 10’dan akşam 6’ya kadar feribotun dönüş seferini yapmasını bekledim personelle birlikte. O zamandan beri de Midilli’ye gitmedim.

Elgiz Müzesi’nin terasındaki 18. sergi ‘Bağlantılar Kesişmeler’ yakında bitecek, belki yetişirsiniz kapanmadan. İşte sorularım ve Sevda ve Can Elgiz’in paylaştığı cevapları:

Sevda ve Can Elgiz

- Ailenizde koleksiyoner var mıydı? Nasıl başladınız? Ne zaman başladınız? İlk aldığınız eser hangi sanatçının hangi eseriydi? Neden?

Can Elgiz:  Mimarlık eğitimi almış olmamın etkisiyle güzel sanatlara her zaman ilgi duydum. Yakın zamanda, Midilli’nin son Osmanlı mutasarrıfı olan büyük büyük dedem Halim Kulaksızoğlu’nun görev döneminde adada sanata hamilik yaptığını ve önemli bir resim koleksiyonu oluşturduğunu öğrendim. Bugün koleksiyoner olmamın temelinde böyle bir genetik mirasın etkisi olduğuna inanıyorum. Halim bey adada sevilen bir kişiymiş. İki toplum arasında uyumu, kardeşliği tesis etmiş, vefatı nedeniyle esnaf iki gün kepenk kapatmış. Oğlu Suphi Kulaksızoğlu, annem Müzdan Elgiz 5 yaşındayken mübadele nedeniyle Ayvalık’a göç etmek zorunda kalmışlar. Hatta tekrar Midilli’ye döneriz düşüncesiyle eksik mal beyanında bulunmuşlar. Yani adada bıraktıkları varlıkların  karşılığında fazla birşeye sahip olamamışlar. Annemin Midilli’de doğduğu Osmanlı tarzı konak halen Halim bey konağı adıyla anılıyor. Midilli belediyesi tarafından restore edilip, günümüzde belediye sanat galerisi  olarak kullanılıyor. Ben Halim beyin varisi olarak 10 sene önce Midilli Belediyesi ile yaptığım kültürel işbirliği sözleşmesi çerçevesinde iki kere Elgiz koleksiyonundan seçkiler ile Halim bey Konağında sergiler yaptım. İstanbul’dan özel uçaklar ile misafir, ziyaretçi götürdük. Konağın bir odasını annemin anlatıları ve özel eşyaları ile aileyi, dolayısıyla adanın tarihini anlatan bir müzeye çevirdik. 2017 senesinde “Komşu” temalı 15. İstanbul Bienalini Midilli’ye uzatarak Volkan Aslan’ın işini Halim bey konağında sergileyerek Türkiye ile Yunanistan’ın komşuluk bağını dile getirdik. Ancak adada daha sonra göreve gelen belediye başkanı ile aynı samimi dialogu sürdürebilmek mümkün olmadı. Umarım önümüzdeki seneler kültürel, kardeşlik ilişkilerimizi tekrar kurabiliriz.

Satın aldığımız eserler tamamen kişisel beğeni ve duygusal bağ kurduğumuz işlerdir. Hiçbir zaman yatırım amacıyla başlamadık. Koleksiyonumuza bilinçli olarak aldığımız ilk eser, 1982 yılında edindiğimiz Burhan Doğançay’ın “Çıplak Kalçalar” adlı çalışmasıydı.

Can Elgiz Barbara Kruger dijital fotoğrafı önünde

- Sizi sanat dünyası, galeriler, aracılar ne zaman koleksiyoner olarak kabul etti? Rekabet ettiğiniz ya da imrendiğiniz bir koleksiyoner var mı?

Sevda Elgiz: Koleksiyon yapma fikrimiz 1980’lerin ortalarına doğru oluşmaya başladı. O dönemde Türkiye’de örnek alabileceğimiz çağdaş sanat koleksiyonerleri yoktu.

Galeri olarak da Yahşi Baraz öncü isimdi. İlk Türk ve yabancı sanatçı eserlerimizi onun galerisi aracılığıyla edindik.

Koleksiyonerliğin ilk adımlarındaki motivasyonunuz neydi? a) arkadaşlarım alıyor ben de alayım, b) sanatçısı moda herkes alıyor, c) param var sanata harcıyayım, d) param çok yok ama hobby’m sanat, e) yatırım olur, f) hiçbiri. Seçiminiz hiçbiri ise peki ne?

S.E.: Eser almaya başladığımız dönemde çağdaş sanatın bir yatırım aracına dönüşebileceğini hiç öngörmedik. Tamamen bir tutku ve hobi olarak başladık. Zamanla ülkemizde çağdaş sanatın yaygınlaşmasına katkı sağlamak, sanatseverleri bilgilendirmek ve bu yeni sanat akımına kalıcı bir sergileme alanı kazandırmak amacıyla 2.000 metrekarelik bir mekanı sanata tahsis ettik. Yeni bir akımın kültürel faaliyetlerini desteklemek için kişisel imkanlarımızı kullandık. Bugün 25 yıldır kâr amacı gütmeyen, halka açık ve sanatçıyı destekleyen ilk oluşum olmanın sorumluluğunu ve gururunu taşıyoruz. Bir anlamda iş insanlarına, sanatseverlere ve koleksiyonerlere örnek olduk.

Barbara Kruger-Fate, 2001- Elgiz Permanent Collection

- Kaç parça sanat eseriniz oldu? Dönemler, sanatçılar, ağırlıklı olarak Türk mü, yabancı mı? Satın almalarınız Türkiye’den mi yurt dışından mı? Müzayedelerden mi sanat fuarlarından mı, galeriler’den mi, sanatçının kendisinden ya da ailesinden mi? Genç sanatçılar mı ya da belli bir dönemin sanatçıları mı? Koleksiyonunuzun profilini ya da yapısını nasıl tanımlarsınız?

C.E.: Koleksiyonumuz oldukça geniş; ancak bizim için eser sayısı hiçbir zaman önemli olmadı. Öncelikle Türk sanatçılarını almaya başladık. Özellikle Türk geometrik soyut sanatının öncülerinden büyük usta merhum Abdurrahman Öztoprak’ı yakından tanıma fırsatı bulduktan sonra çalışmalarından çok etkilendik. Onun sanatına duyduğumuz hayranlık nedeniyle farklı dönemlerine ait eserlerini toplamaya başladık ve bugün oldukça kapsamlı bir Öztoprak koleksiyonuna sahibiz.

Öztoprak’ın uluslararası alanda tanınmasına katkı sağlamak amacıyla 2008 yılında, Venedik Belediye Başkanı’nın açılışını yaptığı Venedik’teki Ca’Pesaro Modern Sanatlar Müzesi’nde  önemli bir sergi gerçekleştirdik. Çağdaş Türk resmini bize sevdiren sanatçı olarak kendisini saygı ve özlemle anıyoruz. Yurt dışındaki fuarlara ve sanat etkinliklerine katıldıkça uluslararası galeriler ve koleksiyonerlerle dostluklar kurduk; böylece yabancı sanatçıların eserlerini de koleksiyonumuza katmaya başladık. Bugün de koleksiyoner olmanın sorumluluğuyla özellikle genç sanatçılara ve son yıllarda genç heykeltıraşlara destek vermeyi, sanat hamiliğini sürdürmeyi önemsiyoruz.

Abdurrahman Öztoprak, Resim Missa Solemnis, 2005. Tuval üzerine karışık teknik, 300 x 360 cm

- Ağırlıklı olarak aynı sanatçının dönemleri mi değişik sanatçılar mı? Sanat akımlarını, sanatçıları, dönemlerini nasıl izliyorsunuz? Okuyarak, gezerek, danışarak? Eş dost dışında profesyonel sanat danışmanınız var mı?

S.E.: Koleksiyonumuz eklektik bir yapıya sahip. Hiçbir zaman belirli bir akıma ya da disipline odaklanmadık. Bize o anda hitap eden, bizi duygusal olarak etkileyen Türk ve yabancı sanatçıların resim, heykel, fotoğraf ve video çalışmalarını toplamaya devam ediyoruz.

Profesyonel bir sanat danışmanına ihtiyaç duymuyoruz. Çünkü bizim için satın aldığımız her eserin en önemli değeri, onunla aramızda kurulan kişisel ve duygusal bağdır.

- Şimdiye kadar koleksiyonunuzu sergilediniz mi? Nerede? Ne zaman? Nerede muhafaza ediyorsunuz, halkla buluşturmayı düşünür müsünüz? Nerede? Müze açma niyetiniz var mı ya da açtınız mı?

C.E.: Sanat hamiliğimize 2001 yılında deneysel bir müze olarak kurduğumuz Proje4L /İstanbul Güncel Sanat Müzesi ile başladık. Bugün Elgiz Müzesi olarak koleksiyonumuzu düzenli sergiler aracılığıyla sanatseverlerle buluşturuyoruz.

Azade Köker-Exploded Still-Life

- Sadece güncel ya da klasik, yerli ya da yabancı plastik sanatlar koleksiyonunuz mu var? Diğer objeler, kitap, eski para, halı, kilim, toprak altı ya da efemera gibi koleksiyonlarınız da var mı?

C.E.: Sanat koleksiyonumuzun yanı sıra uzun yıllardır oluşturduğum kapsamlı bir vinil koleksiyonum (Plak, LP) da bulunuyor. Bir audiofil olarak yüksek kaliteli ses sistemlerinde plak dinlemek benim en büyük tutkularımdan biri.

- Yatırım olsun diye mi, koleksiyonum zenginleşsin diye mi eser alırsınız? Koleksiyonunuzda olan eserlerin piyasa değerleri, fiyat iniş çıkışları ile ilgilenir misiniz? Alıp satar mısınız? Nitelik mi nicelik (fiyat uygunluğu) mi arasınız alım yaparken?

S.E.: Biz hiçbir zaman piyasa hareketlerine göre eser almadık. Koleksiyonumuz da seçimlerimiz gibi eklektik bir yapıya sahip. Evimizde ve müzemizde hangi eserlerle yaşamak, hangi sanatçılarla anılmak istiyorsak seçimlerimizi de o duyguyla yapıyoruz.

Sevda Elgiz, Nilbar Güreş önünde...

- Kitap, yayın yapar mısınız? Sanat ve sanatçı gelişsin, yaşasın, çoğalsın diye burs verdiğiniz gençler var mı, sanatçı hamiliği, sponsorluk yaptınız mı hiç?

S.E.: Kâr amacı gütmeyen misyonumuz doğrultusunda özellikle Teras Sergileri kapsamında genç heykeltıraşların üretimlerini belgeleyen kataloglar hazırlamaya büyük özen gösteriyoruz. Bu yayınların sanatçılar için kalıcı ve referans niteliğinde önemli kaynaklar olduğuna inanıyoruz. İlk on yılımızı anlatan Elgiz10 kitabını yayımladık. Şimdi de müzemizin 25 yıllık birikimini aktaracak Elgiz25 kitabını hazırlamayı hedefliyoruz.

- Samimiyet Testi: Sanat eseri alırken ‘duvarıma, kanepeme uysun, şu sanatçı çok moda bir eseri de bende olsun diye düşünür müsünüz?

S.E.: Sanatı hiçbir zaman dekoratif bir obje olarak görmedik.

- Sorularım bitti. Zaman ayırdığınız için çok teşekkürler... Ancak bu sorular dışında bir konu daha var, cevaplarsanız sevinirim: Türk resmi, yabancı sanat alcılarının odağında değil. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Bir sanatçının uluslararası alanda tanınabilmesi ciddi destek ve yüksek bütçeler gerektiriyor; çünkü önemli galerilerde, müzelerde ve uluslararası fuarlarda görünür olmaları büyük önem taşıyor. Biz, sanatın toplumların çağdaşlaşma sürecinin en önemli unsurlarından biri olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle her sanat dalının ve her sanatçının değerli olduğunu düşünüyor; özellikle Türk sanatçılarının uluslararası platformlarda daha fazla desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz.

Tekrar teşekkürler...


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler