NATO 3.0. mı; Trump: 3 NATO: 0 mı?

NATO 3.0. mı; Trump: 3 NATO: 0 mı?

NATO zirve toplantısında kimin ne dediğini bilemiyoruz tabi. Ancak Trump’ın “çok güzel bir zirveydi, herkes birbirine ne kadar sevdiğini gösterdi, çok memnun kaldım” demekle özellikle Avrupa ülkelerini “hizaya getirdiğini” göstermek istedi. Tabiri caizse bir tür ‘Silah tüccarlığı’nın ön plana çıktığı Ankara zirvesi, NATO ülkelerinin, Trump karşısında “Yes Man” konumuna getirdiği izlenimini de bıraktı. “ABD’den gelişmiş silahlar satın alın, Ukrayna’ya vereceğiniz silahları benden satın alın, yoksa kendi göbeğinizi kendiniz kesin” şeklindeki patronlara özgün tavrıyla, NATO 3.0’ın Trump karşısında 3 sıfır yenildiğini gösteriyor.

NATO 3.0. mı; Trump: 3 NATO: 0 mı?

Bu yıl Ankara’da düzenlenen NATO zirvesinin adına NATO 3.0 konuldu. Yani NATO’nun yeni bir evreye geçtiğini belirten bir dönemin başlatıldığının “kod” numarası olmuş.

Ama gerçekten böyle mi?

Yaklaşık 30 yıldan bu yana düzenlenen hemen hemen bütün NATO zirvelerine katılan bir gazeteci olarak, bu yıl Ankara’daki zirveyi “olay yerinde” izlemediğim halde, yapılan açıklamalardan zirvenin tek galibi olarak ABD Başkanı Donald Trump olduğu kanaatine vardım.

Trump sanki misafirliğe geldiği Ankara’da değil de Washinton’daki Beyaz Saray’ındaki rahatlığı ile adeta NATO’nun patronu gibi konuştu, NATO’nun bazı üyelerini azarladı. 

Hiç yeri yokken, adeta bir ilkokul öğretmeninin okula yeni başlamış öğrencilerine ders verir gibi “komünizmin ne kadar kötü bir şey olduğunu” tekrarladı durdu.

Aynı söylemlerinde tüm üyelere silah satın almalarını, silah üretmelerini; “hatta üretmeseniz de biz size satarız” demekle temsil ettiği kapitalizmin ne denli vahşi boyutlara ulaştığını göstermekten geri kalmadı.

Zaten kendisi de ifşa etti, ikide bir ABD’nin 19 trilyon 200 milyar dolar kazandığını söylerken geri kalan NATO üyelerini adeta “kıskandırmak” istedi.

NATO’nun Ankara bildirgesinde, “NATO’nun Ukrayna’ya 70 milyar dolarlık askeri ekipmanın satılacağı; hatta gelecek yıl da aynı meblağın Ukrayna’ya verileceğine” atıfta bulunuldu.

Başta ABD olmak üzere ve “8 savaşı sona erdirdiği” (?) iddiasıyla sürekli hayıflanan Donald Trump ve NATO ülkeleri, Ukrayna’daki savaş alevini söndürmeye uğraşmak yerine, Ukrayna’ya daha fazla silah, mühimmat, füze vs. vermek için “görüş birliği” sağlamakla -Trump’ın da acıklı bir sesle dile getirdiği gibi- on binlerce genç insanın hayatını kaybettiği Rusya- Ukrayna savaşına körükle gidercesine ortak bir tavır aldılar.

Trump geçmişteki açıklamalarında da Avrupa ülkelerine Ukrayna’ya silah satmalarına yeşil ışık yakmış, “yeter ki silahları benden satın alın” demişti. Yani işin ucunda yine para kazanması vardı.

Mark Rutte

NATO genel sekreteri Mark Rutte de bunu kanıtlayan açıklamalarda bulundu.

Ankara’da “NATO ülkelerinin NATO’ya daha fazla bütçe (ilk aşamada yüzde 3.5 ve gelecek yıl yüzde 5) ayırmalarını” öngören Trump’ın dayatmalarının sonuç verdiğini söyledi.  

Rutte, bütçe harcamalarının silahlanma yerine kendi halklarını ferahlatmasına ayrılmasını isteyen ancak Trump tarafından adeta “isyankarlıkla” suçlanan bazı Avrupa ülkelerinin “Trump sayesinde hizaya getirildiğini” büyük bir entuziazm ile müjdeler gibi konuştu.!  Müjdeler gibi konuştu çünkü Avrupa ülkelerinin de kabul ettiği bu anlaşmaya göre Avrupa ülkeleri kendi bütçelerinden silahlanmalar için toplam 1 trilyon, 800 milyar Dolar para ayırmayı kabul etmek zorunda kaldılar.

Trump, savaşları kendi ifadesiyle “sonlandırma” yerine, süregelen çatışmalar sayesinde petrol fiyatlarının iniş çıkışlarıyla dünya ülkelerini alt üst etmesini “merak etmeyin düzelir” demekte; ABD’nin zaten savaş bölgelerinden “aramızda koca bir okyanus var” ifadesiyle uzakta bulunduğunu hatırlatmakta, kaldı ki ABD’nin petrole ihtiyacı olmadığını, Venezuela’dan da kapılan petrolle birlikte “ABD’nin hiçbir sorun yaşamadığını” da söylemekle NATO ülkelerinin kendisine “gıpta” ile bakmasını bekledi.

NATO zirve toplantısında kimin ne dediğini bilemiyoruz tabi.

Ancak Trump’ın “çok güzel bir zirveydi, herkes birbirine ne kadar sevdiğini gösterdi, çok memnun kaldım” demekle özellikle Avrupa ülkelerini “hizaya getirdiğini” göstermek istedi.

Tabiri caizse bir tür ‘Silah tüccarlığı’nın ön plana çıktığı Ankara zirvesi, NATO ülkelerinin, Trump karşısında “Yes Man” konumuna getirdiği izlenimini de bıraktı.

“ABD’den gelişmiş silahlar satın alın, Ukrayna’ya vereceğiniz silahları benden satın alın, yoksa kendi göbeğinizi kendiniz kesin” şeklindeki patronlara özgün tavrıyla, NATO 3.0’ın Trump karşısında 3 sıfır yenildiğini gösteriyor.

Biraz da Yunanistan

Trump’ın NATO ülkelerinin silahlanma harcamalarını artırması yolundaki “talimatlarından” en çok Yunanistan sevindi denilebilir.

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in büyük bir gururla “biz zaten bütçemizin yüzde 3,5 ayırıyorduk, yüzde 5’i mutlaka tutturacağız” şeklindeki açıklaması bunu gösterdi.

Yunanistan ekonomik krizden dolayı 10 yıldan bu yana silahlanmalar için para harcayamıyordu.

Ancak Ekonomi düzlüğe çıkar çıkmaz ve Yunan silahlı kuvvetlerinin “savunmadaki açıklarını kapatmak” gerekçesiyle 28 milyar dolar harcanacağını açıklayan Miçotakis “biliyorum bu büyük bir meblağ, ama güvenliğimiz için caydırıcı olmamız lazım” diyerek, hayat pahalılığından şikayetçi olan Yunan halkını teskin etmeye çalışıyor.

Recep Tayyip Erdoğan ve Trump

Yunan basını ise Ankara zirvesinde Cumhurbaşkanı RT Erdoğan’ın Türk-Yunan ilişkileri için yaptığı açıklamasını “ılımlı ve uzlaşıcı” karşıladı.

Miçotakis ise F35’lerin Türkiye’ye verilmesiyle ilgili yaptığı açıklamasının Erdoğan tarafından “belki de yanlış anlaşıldığını” ima eden yorumlara da yer verildi.

Miçotakis’in “hangi müttefikin hangi silahı kimden alacağını; ya da ABD’nin kime ne silah satacağını sorgulamak benim işim değil” demesine rağmen F-35 konusunu “casus belli” ile bağdaştırırken “bu konuyu da iki komşu ülke olarak iyi niyetle görüşüp çözebiliriz” demişti.

Miçotakis’in “sahte kabadayı” yürüyüşü ile sosyal medyada çıkan komik görüntülere Yunan basınında da yer verildi. Ancak Miçotakis yalnız Ankara’da değil, Yunanistan’da da aynı stilde yürüyüşü ile dikkati çeken bir lider.

Türkiye’nin F-35’leri alıp almayacağı konusu Yunan basınında da geniş ayrıldı. 

Kimi yorumcular “Türkiye F35’leri alırsa Ege’deki Yunanistan’ın havadaki üstünlüğü eşitlenir” derken; kimisi de Trump’ın Ankara’ya önemli bir hediye ile gelmesi beklenirken Ankara’da yaptığı ve biri biriyle çelişen açıklamalarına anlam verilemediğine dikkat çekti.

Trump’ın Erdoğan karşısında “F-35’leri vereceğiz” dedikten sonra zirvenin kapanışında “F35’ler için bir karar vermemiz lazım” diyerek uçağına binip gitmesinde “belki de İsrail Başbakanı Netanyahu’nun ‘parmağı’ olabileceği” şeklindeki yorumlara yol açtı.

Ama yine de Türkiye ile ABD arasında gerek S-400 lerin ne olacağı; gerekse F-35’lerin verilmesi ile ilgili müzakerelerin Türkiye için ümit verici olduğuna dikkat çekiliyor.

 

 

 

 

 

 

  

İlgili İçerikler