“Kirli bilgiler”in havada uçuştuğu günlerde muhalefetin ve gazetecilerin sınavı

“Kirli bilgiler”in havada uçuştuğu günlerde muhalefetin ve gazetecilerin sınavı

Edindiğim bilgilere göre; vurgun skandalında adı geçen fonların bünyesindeki şirketlerin halka arzı öncesinde kapalı devre hisse alım satımı yapanlar mercek altında olmakla birlikte son üç ayda çıkış yapanlar da araştırılıyor. Bu sayının 11 bin 500 dolayında olduğu ifade edildi. Bir diğer iddia da söz konusu süreçte yer alan bürokratların durumuyla ilgili. Buna göre, söz konusu işlem sahibi olup yüksek miktarda para kazanan bürokratların isimleri kurumlarına gönderilecek. Yani, aktif görevdeki bir bürokrat önce kendi kurumunca kızağa çekilecek...

“Kirli bilgiler”in havada uçuştuğu günlerde muhalefetin ve gazetecilerin sınavı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, pazar günü yaptığı sosyal medya paylaşımında önemli bir tabloyu ortaya koydu.

Hafta sonu tatili olmasına karşın gündeme ön sıralardan giren paylaşımında Gürlek, ülke genelinde şubat – eylül arasındaki sekiz aylık dönemde suçla mücadele çerçevesinde tam 7 bin 818 operasyon yapıldığını ve 70 bin 853 şüphelinin gözaltına alındığını duyurdu.

Gürlek’in verdiği rakamlara göre; bu operasyonlarda yakalananlardan 15 bin 826’sı adli kontrol ile serbest kalırken, 32 bin 882’si tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Açıklanan rakamlar Bakan Gürlek’in göreve başlamasından sonraki dönem. Bir de İstanbul’da başsavcı olduğu günleri koysak tutuklu sayısı 50 bine ulaşır sanırım.

Elbette suçun en önemli parametresi para ve sonucu da paraya ulaşmak.

Kolayca anlaşıldığı üzere, Gürlek’in verilerinin önemli bölümü finansal suç dosyaları.

Bakan Gürlek, bu operasyonlar ve soruşturmaların mali boyutunu da paylaştı.

Buna göre; suçla mücadele kapsamında 2,54 trilyon lira, 9,08 milyar dolar ve 3,49 milyon euroluk işlem hacmi tespit edildi. Sadece lirayla verilen rakam, üç tane fon vurgunu zararı kadar! Gerisini siz düşünün.

Soruşturmalarda piyasa değeri 30 milyar lirayı aşan uyuşturucu madde, 1,4 milyar lira, 17 milyon euro ve 1,7 milyon doların üzerinde nakit para ele geçirilen operasyonlarda, 803 şirket ve işletmeye adli işlem uygulandı. ⁠38 bin 58 banka ve kripto hesabına yönelik “dondurma ve bloke” kararı verildi.

Suç, suçlular ve suçla mücadeleden oluşan yeni yaşam biçimi

Gürlek’in açıklamasını detaylı vermemin sebebi, nefes aldığımız ülkenin vahim aşamasını da geride bırakan suç tablosu.

Yasalardan mı, etkin yürütülmeyen denetimlerden mi, yoksulluğun altından kalkılamaz hale gelmesinden mi, yoksa coğrafyadaki sosyal profilin beklenmedik biçimde şekil değiştirmesinden mi kaynaklanıyor bu durum bilemiyorum.

Ancak görünen tablo bu maalesef.

Kaldı ki, görünen tablo buysa ve bir de -henüz tespit edil(e)meyen- görünmeyeni katarsak işin içine, ülke için vaziyet çok kötü, vahim ötesi demektir.

Daha önce de gündeme getirdim; bu tablo dolayısıyla ülkenin ana gündemi “suçlar, suçlular ve suçla mücadele. Siyaset, ekonomi, dış politika, eğitim, sağlık, kültür; hepsi ikincil duruma düşmüş halde.

Günlük hayat, kriminal iklimde devam ediyor bir süredir, ki Gürlek’in rakamlarından bunu anlamak kolay.

Bu alanların hepsinin merkezinde artık “kriminalite” var.

Sözlük anlamıyla; suçluluk durumu, suç oranları veya suç teşkil eden davranışların bütünü. Sadece hukuki değil, sosyolojik ve psikolojik boyutları olan geniş bir kavram olarak hayatımızda kriminalite yer alıyor artık.

11 bin 500 kişi son üç ay içinde ayrılmış

Eskilerin deyimiyle “at izinin it izine karıştığı” günlerden geçiyoruz ülkece. Her şey birbirine karışmış durumda.

Kamu kurumları epeyce bir zamandır görevlerini etkin biçimde yerine getir(e)mediği için olsa gerek sapla samanı ayırmak iyice zorlaştı.

Oluşan kriminalite merkezli tablonun son örneği fon vurgunu kuşkusuz.

İktidar ve yanlıları her ne kadar “kriz” tanımıyla küçültmeye çalışsalar da aslında tam bir “vurgun skandalı” yaşanıyor.

Bu coğrafyada şimdiye kadar pek çok siyaset -suç ilişkili olaylar- yaşandı elbette. Ancak bu fon vurgunu meselesi Cumhuriyet tarihinde eşi ve benzeri görülmeyen cinsten olunca siyasetteki yansıması da çok farklı boyuta ulaştı doğal olarak.

AKP’nin önde gelen isimleri gündemde. Belgelenenler var, henüz teyide muhtaç durumda olanlar var. Kulislerde ilginç isimler konuşuluyor. Bu isimlerin bazıları AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakın çalışma ekibinden.

Adalet Bakanlığı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın çalışmasının yanında Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın başkanlığında bürokratlardan oluşan heyet, skandalı çözüm yoluna sokacak modeller üzerinde çalışıyor.

Edindiğim bilgilere göre; vurgun skandalında adı geçen fonların bünyesindeki şirketlerin halka arzı öncesinde kapalı devre hisse alım satımı yapanlar mercek altında olmakla birlikte son üç ayda çıkış yapanlar da araştırılıyor.

Bu sayının 11 bin 500 dolayında olduğu kaynaklar tarafından ifade edildi.

Aldığım diğer bir bilgi ise; söz konusu süreçte yer alan bürokratların durumuyla ilgili. Söz konusu işlem sahibi olup yüksek miktarda para kazanan bürokratların isimleri kurumlarına gönderilecek. Kurumları bu isimlere yönelik idari işlem yaptıktan sonra adli işlemler başlatılacak.

Valiler kararnamesine fon ayarı

Yani, aktif görevdeki bir bürokrat önce kendi kurumunca kızağa çekilecek. Peşinden adli soruşturmaya alınacak. Böylelikle, “eski” makam sahibi olarak adliyeye gidecek bu isimler. En azından kamuoyu önünde “makamın itibarı” korunmaya çalışılacak.

Yeri gelmişken, fon üzerinden tartışmalı para kazananlar arasında aktif görevdeki bazı valilerin ve emniyet müdürlerinin bulunduğu iddia ediliyor. Hatta bu sebepten dolayı İçişleri Bakanlığı’nca hazırlandığı ifade edilen valiler kararnamesi biraz beklemeye alınacak ve kapsamı farklılaşacak.

Diğer deyişle, az önce okuduğunuz bürokratik metot uygulanacak.

Bu arada AKP’li Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi İlyas Kaya’nın adliye süreci biraz muammaya dönüştü.

Hakkındaki iddialar nedeniyle adliyeye gittikleri ifade edilen Kaya çiftinin detaylı ifadesi her ne hikmetse kamuoyu ile paylaşılmadı ilgili yerlerce. Birkaç cümleden oluşan genel geçer sözlerin dışında gazetecilere herhangi bir bilgi “ulaştırılmadı” bu sefer.

Hatta öyle ki, Kaya çifti hakkında adliyede ne karar verildi, bilinmiyor! Sadece savcıda mı ifade verildi yoksa mahkeme sevk olundu mu? Sevk işlemi yapıldıysa hakimlikte ne savunma yapıldı, hakimlik ne karar verdi? Bunlar muamma şimdilik.

Bürokratlara “mal beyanı” sorgusu yapılabilir!

Fon vurgunu sürecinde hangi suçtan soruşturma ve kovuşturma yapılacağı da önemli.

Zira bu adım idarenin iradesini gösterecek.

Şöyle ki; adli soruşturmaya alınacak şüphelilerin hangi suçtan yargılanacağı AKP yönetiminin istikametini gündeme getirecek.

Aynı zamanda borsa manipülasyonu ve ponzi sistemi olarak tanımlanan tablonun adliyede “nitelikli dolandırıcılık”, “borsa spekülasyonu” veya “örgütlü suç” olarak farklı şekilde tanımlanması iktidarın bakış açısını ortaya koyacak.

Bu arada sürecin içindeki bürokrat kesimini yakından ilgilendiren diğer durum ise, “mal beyanında bulunmak” meselesi.

Takdir edersiniz ki; fondan dikkat çekici ölçekli para kazanan bürokratların, kazandıkları parayı görev yaptıkları kurumlardaki mal beyanında gösterip göstermedikleri anlaşılacak.

Halen yürürlükteki 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’na göre söz konusu bürokratlara “Nereden buldun?” sorusu yöneltilecek!

Muhalefet ve gazetecilere “kontrespiyonaj” faaliyeti

Yeni Parti başta olmak üzere bazı muhalif partiler ve amacı “gazetecilik” olan haberciler, sapla samanın karıştığı atmosferde fon skandalını takip etmeye çalışıyor.

Yine “sınavdan geçiş” dönemini yaşıyor muhalefet ve gazeteciler!

Böylesi dönemlere alışık olmayan özellikle siyasiler yol kazası geçiriyor kaçınılmaz olarak.

Yeni Partili Ümit Özlale maalesef yol kazası geçirenler arasındaydı geçen hafta.

AKP’nin önde gelen isimlerinden Fatma Betül Sayan Kaya ve eşiyle ilgili süreci son derece başarılı yürüten Yeni Parti, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve Ticaret Bakanı Ömer Bolat’la ilgili iddiaları gündeme getirmekte aynı başarıyı gösteremedi maalesef.

Buradaki temel sebep; gerek Özlale’ye gerekse muhalefete “dolaylı” yoldan ulaştırılan bilginin sağlamlığında ortaya çıkan “dezenformasyon” oldu.

Fatma Betül Sayan Kaya konusunda bilginin sağlamlığa güvenilmesi ve sonrasında “içeriden” ve “dolaylı” gelen bilgilerin de benzer şekilde olacağının değerlendirilmesi, kaynakların tercih ettiği basit bir kontrespiyonaj faaliyetinin örneğini gösterdi.

Muhalefetin ve gazetecilerin belki de yapması gereken, sağlamlığı tartışılan bilgiyi gündeme getirmek yerine, sağlamlığı teyit edilen ve konumu itibarıyla iktidarın canını sıkan bir isme yönelik daha yoğun siyasi yaklaşım göstermesiydi.

Son dönemde “amacı habercilik olan gazetecilere” yönelik iktidarın yargı üzerinden yaklaşımı dikkat çekici.

Selahattin Günday, Merdan Yanardağ, Tuğba Tekerek, Şaban Sevinç, Fatih Ergin ve Mustafa Balcı cezaevindeler. Keza İsmail Saymaz ve Murat Ağırel ev hapsi kararıyla evde tutuklular. İsmail Arı, tutuksuz yargılanmak amacıyla salıverildi.

Bilgi kirliliği, karabasan gibi çökmüş durumda.

T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

 

İlgili İçerikler