Türkiye’nin her yerinde “yerde” ne olduğunu belki daha iyi anlamak için bugün biraz “havaya” bakalım! Öyle yüzümüzü gözümüzü bantlamadan!
Gerçi, büyük çoğunluk şunu diyebilir: Havaya bakılıp ıslık çalınmasının yaygın olduğu bir ülkede, biz zaten hava alıyoruz!” Bunun cıvası da olmalı tabii.
Örneğimiz, “dünyanın her tarafına uçan” ve “dünyanın her tarafında sponsorluklarla dünyanın parasını harcayan” THY. “Dünyanın en büyükleri”nden.
Medar-ı iftiharımızda yöneticilerin aldıkları maaşlar, huzur hakları vb. de uçaklardan hızlı uçuyor. Bilirsiniz mutlaka.
Fakat çalışanların ücretleri, düşüyor ya da düştü düşecek!
Çalışanlara, kokpitten kabine, teknikten temizliğe, dayatılan şu: Ya fiilen ücret düşüşünü kabul edin ya istifa edin; olmadı biz sizi toptan işten düşüreceğiz!
Çalışanlar da düşmemek için düşünmeye başlıyor haliyle. Düş kuracak değiller ya! O imzayı atsam mı atmasam mı? İmzayı atarsan, ücret indirimiyle kalıyorsun; atmazsan, uçuyorsun!
Oysa sendika var, toplu sözleşme var kağıt üstünde. Ama yetkili sendika da anlaşılan alçak uçuşta. Yetkisiz sendika ise feryat ediyor.
THY’de çalışmıyorsanız, bir yakınınız orada değilse, tabii ya, sizi ilgilendirmez! Fakat bu “Yeni Türkiye”nin, “Türkiye Yüzyılı”nın özetiyse!
Yani “hızlı büyüyen ekonomi”, bir başka “uçucu” övüncümüz, esasen bu “çağdaş” modele göre işleyip durdu.
Fatmalar, Betüller üç kuruş geliri evlatlarına gıda, konut, eğitim haline getirmek için yerde sürünürken; Fatmabetüller bir kalemde 167 milyonu tek bir hisseye yatırıp 2,2 milyar alabildi.
Ekonominin büyümesini şuradan da anlıyorsunuz: Bir ara “ayakkabı kutuları” vardı; şimdi seçilmiş belediye başkanını görevden alıp yerine tayin edilen kayyumun yardımcısı paraları istiflemek için ayrı daire tutmuş!
Özeti şu: Ekonomik büyüme ayakkabı kutusuna sığmamış, bir apartman dairesi gerekiyor cukkalar için.
Şimdi bu iki olayı da biliyoruz: Çünkü ilkini muhalefet açıkladı; esasen patlamış lağımın kokusu ortaya çıktı. İkincisine de baskın oldu filan.
Tamam da biri “sefalet içindeki aileler”den de sorumlu bakanlık yapmış, diğeri lideriyle çekinmeden “fotoğraf çekinmiş” bu şahıslar nereden çıktı? Neredeydiler bunca sene? Hangi partinin, hangi iktidarın, hangi ekonominin, hangi “büyüme”nin, hangi yaygın arsızlığın parçasıydılar? Bunları eylerken size, bize, halka, memlekete siyaseten, dinen, ahlaken ne vaaz veriyorlardı?
Sistem işte THY’nin yeni rotasında gördüğümüzün geneli, büyüğü, hacimlisi: Toplumun büyük bölümü sürekli “landing” halinde, hatta düşüyor, çakılıyor… Bir kısmı idare ediyor, “taxi” durumunda. Yürüyor belki ama uçamıyor. Bir kısım zevat ise sürekli “take-off!”
Uçağın kalkışı demek olan “take-off”u siz “al gitsin” olarak da tercüme edebilirsiniz ekonomiye. Başına “Ç” koymak isterseniz de, buyrun lütfen!
Yine THY camiasından bir örnekle, bu “take- of ya”lar tamamen anlaşılmasın, isimler, mekanizmalar tam ortaya çıkmasın diye yapılanı da izah edeyim:
Yakınlarda, attığı bir tweet yüzünden eski pilot Bahadır Altan gözaltına alındı. Bir süre sonra adli kontrolle serbest bırakıldı. Kimdir kendisi? Yıllarca, sadece pilotların değil, hosteslerden tüm THY çalışanlarına, özlük ve insan haklarını savunmuş, sendikacılık yapmış, bu yüzden işten çıkarılmış bir mücadele insanı.
THY’den ülkeye doğru havalanırsak, gördüğümüz ne? Bu “ekonomik uçuş”un esas aktörleri, “take-off”un bütün mekanizması anlaşılmasın, hele hele AKP’ye oy verenler hiç anlamasın diye, gazetecilerin toplanması, T24 ve başka yayın mecralarının engellenmesi.
Fatmabetüllerin cezası, aşırı uçuşta kazandığını iade. Yoksa yatırdığın o milyonları nereden buldun acaba diye soran olmayacak; soranlar da uçaktan atılacak. Bir ceza da kız kardeşinin Finlandiya’ya sürülmesi; büyükelçi olarak! Artık orada, basın özgürlüğü, kamuda şeffaflık, halkın hizmetinde olmak filan nedir, öğrenip bütün aileye anlatır. Çünkü Finlandiya Müslüman ülke!
Bu sistemin siyasi izdüşümü de, seçilememiş başkanlarının yerine, öteki taraftan seçilmişleri içeri atmak yahut teslim almak; iktidara verilmemiş oylarıyla birlikte sepete atmak.
Toplumun ciddi bir kısmı, her ayrıntıyı bilmese de bunları anladı zaten. Daha ziyade iktidara oy verenlerin anlaması gereken bir husus bu:
Hepiniz aynı uçakta değilsiniz!
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|


