Ali Sami Yen'e küfür edince rahatladınız mı beyler!

Ali Sami Yen'e küfür edince rahatladınız mı beyler!

Ali Sami Yen'e küfür ederek daha mutlu mu oldunuz? Biraz yükünüz hafifledi mi? Eksilen şeyler belli de, söylemek yakışmaz

Ali Sami Yen'e küfür edince rahatladınız mı beyler!

Her Galatasaray-Fenerbahçe derbisinden sahaya taşanlar, sahada yaşananlardan daha çarpıcı oluyor. Yaşanmış sayısız hikâyeden, geriye dersler çıkartmak kalıyor bizlere ancak ders almak şöyle dursun, "kim bilir daha neler göreceğiz" dedirten sahnelere tanık oluyoruz

Tribün futbolun en olmazsa olmazıdır. Takımını destekleyen marşlara eşlik edersin, her ses, her görsel bir anlam içerir, bir mesaj verir. Takımın gol attığında, o güne kadar tanımadığın birine sarılırsın, yenildiğinde üzüntünü yine belki de hiç tanımadığın biriyle paylaşırsın. Küçük küçük bu paylaşımlar, koca bir stadyumda garip bir dayanışma ağı oluşturur. Hele hele deplasman tribüncülüğü daha da başka bir lezzette olur. Az sayıda olmanın psikolojisiyle daha fazla eşlik edersin tezahüratlara, katığını, suyunu paylaşırsın belki de bir daha görmeyeceğin bir insanla.

Tribüncülükte rakibinle uğraşırsın, dalaşırsın, sataşırsın ama yazıya dökülmemiş kuralları da vardır. O kurallar bir süreden bu yana yerle bir edilmiş durumda. Artık bir önemi kalmamış, hatta "ne kadar çok söylersek o kadar iyi" tadında defalarca ve sayısız kez söylenmekte.

Pazar akşamı Galatasaray'ın Fenerbahçe'yi 3-0 yendiği karşılaşma öncesinde çeşitli taraftar videoları ve fotoğrafları sosyal medyada paylaşıldı.

Bunlardan birinde aralarında Şevket Çoruh, İlker Ayrık, Ceyhun Fersoy, Gökhan Özoğuz, Bora Cengiz'in de olduğu bir fotoğraf paylaşıldı. Fenerbahçe formalarıyla, Galatasaray deplasmanında takımlarını desteklemeye gelmiş bir grup oyuncu, şarkıcı.

Sonra bir video çıkageldi karşımıza. Galatasaray'ın kurucusu Ali Sami Yen'e ağır küfürler içeren bir tezahürata Şevket Çoruh'un eşlik ettiği açık açık görülüyor. Kolundaki saat, kafasındaki şapkadan Şevket Çoruh olduğu net olarak belli oluyor.

Türk Tiyatrosu'nun güldürü geleneğinin bir nişanesi olan Kel Hasan Efendi'nin Kavuğu'nun son sahibi Şevket Çoruh, içinde Ali Sami Yen'in de olduğu rezil bir tezahürata heyecanla, kollarını sallaya sallaya, bağıra çağıra eşlik ediyor.

Küfür ettiği Ali Sami Yen, sadece Galatasaray'ın kurucusu olmayıp, aynı zamanda bu Milli Takım'ın ilk teknik direktörü, ülkenin ilk spor teşkilatı Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı'nın başkanı, Milli Olimpiyat Komitesi başkanı hakkında sayısız sıfat sayabileceğimiz, bu ülke futbolu ve sporuna adanmış bir hayattır.

Rasim Öztekin, Ferhan Şensoy acaba ne derlerdi!

Sadece rakip taraftarı öfkelendirmek için, o taraftarın en büyük kutsalına ağız dolusu küfürler savurmak, sokaktaki itin serserinin hoşuna gidiyor olabilir ancak ülke tiyatrosunun en önemli nişanelerinden birinin devredildiği bir tiyatrocuya ne kadar yakışıyor, oturup düşünür umarım.

Acaba o kavuğu ona devreden "ustam" dediği Rasim Öztekin yaşasa, ne düşünürdü Ali Sami Yen'e edilen bu küfürleri duysa. Ya da "büyük ustam" dediği Ferhan Şensoy şu görüntüleri görse acaba neler söylerdi.

"Oldu mu şimdi yakıştı mı?" desek faydasız zira o küfürleri etmeyi kendine yakıştıran bir şahsa ne söylenirse söylensin çok da anlam ifade etmiyor. Özellikle can acıtmak için söylenen bu tezahüratlara, sıfatı tiyatrocu olan birinin eşlik etmesi ve üstünden iki gün geçmesine karşın bir özür gereği bile duymaması hayatı boyunca peşinden gelecek bir gölge olarak kalacaktır. O gölge ile yaşamak zordur, o gölgeyle hayalet gibi yaşamaya mahkûm olacak.

İnsan yakmaya teşebbüse ses etmeyip, ortam eleştirisi yapan gazeteci

6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun'dan ceza almış, elinde meşale ile poz veren Gökhan Özoğuz da başka bir vaka olarak karşımıza çıkıyor. Sosyal medyada trollükle beslenen bu kişinin elinde tuttuğu meşaleler, tribünün üstünden alt taraftaki Galatasaray taraftarlarına atıldı. Bilmeyenler için söyleyelim, o meşaleler yüksek alevden ötürü ciddi yanıklara sebep olabiliyor, aynı zamanda dumandan ötürü solunum rahatsızlıkları yaratabiliyor.

Tüm bunlar yaşanırken, orada bulunanlardan biri olan "gazeteci" Fatih Portakal da, stat atmosferini ve suni coşku eleştirilerinde bulunuyor. İnsanları aleni olarak yakmaya çalışanlara ses etmeyip, atmosfer eleştirisi yapmak biraz komik kaçıyor. Edebiyle yenilmeyi bile beceremeyip, futbola dair sözü olmayıp ortama dair birkaç kelam edince en büyük Fenerbahçeli sen oluyorsun Fatih emin ol. Ama başka şeyler küçülüyor, onu bilmek gerek. 

Ali Sami Yen'e küfür ederek rahatladınız mı? İyi geldi mi? Daha mutlu oldunuz mu? Biraz yükünüz hafifledi mi? Eksilen şeyler belli de, söylemek yakışmaz. 

Yasin Kol sizi kurtaramadı, umarım Allah kurtarır!

İlgili İçerikler