Bir Barış Alper Yılmaz filmi

Bir Barış Alper Yılmaz filmi

Bu ilişki ne Galatasaray'a, ne de Barış Alper'e iyi geliyor. İyi gelmeyen ilişkiler fazla vakit kaybetmeden sonlandırılmalı

Bir Barış Alper Yılmaz filmi

Filmi başa saralım. Figüranlıkla girdiğiniz film setinde önce birkaç diyalogsuz ufak rol kapıyorsunuz. Ardından başrolün yakın arkadaşı olduğunuz filmlerde rol almaya başlıyorsunuz. Diyaloglarınız var, daha fazla görünmeye başlıyorsunuz. Artık yüzünüz tanınmaya başlıyor, sokakta insanlar imza alıyor ama daha abartılı şekilde değil. Sonra birdenbire bir başrol teklifi geliyor. Genç yaşta şöhret basamaklarını çıkmaya başlıyorsunuz. İsminiz daha önce hayranlıkla izlediğiniz aktörlerle geçmeye başlıyor. Sokakta sizi tanımayan yok gibi. Sektörün aranan isimlerinden biri haline geliyorsunuz. Senaryolar önünüze dökülüyor. 

İzleyenler de sizi çok seviyor. Rol aldığınız filmler, diziler artık en çok izlenenler arasına giriyor. Siz isteseniz de, istemeseniz de magazin sayfalarında boy gösteriyorsunuz, "kiminle birlikte, ne yapıyor, nereye gitti, nerede tatil yaptı?" ilgi çekiyor. İzleyenler sizi "bizden biri" diye görüyor, "bizim çocuk" diye seviyor, bağrına basıyor.

Daha önce hayranlıkla izlediğiniz aktörler, aktristler arkadaşınız oluyor. Birlikte akşam yemekleri, kutlamalar, tatiller... 

Şimdi biraz antrakt.

Taraftar çok sevdi

Barış Alper Yılmaz'ın filminde Ankara Demirspor, Keçiörengücü, Galatasaray ve Milli Takım basamakları üç aşağı beş yukarı böyle gelişti.

3 yıl üst üste gelen şampiyonluklarda Barış Alper Yılmaz'ın katkısı yadsınamaz ölçüde büyük. Mücadelesi, azmi, çalışkanlığı ile taraftarın gönlünde adeta taht kurdu. Icardi, Mertens, Sanchez, Osimhen, Torreira gibi yıldız isimlerle aynı takımda oynadı, aynı soyunma odasını paylaştı. Farkında olsa da olmasa da, Barış Alper'e kattıkları çok fazla.

Filmin devamı...

Aile filmi gerilim filmine döndü

Bizim esas oğlan, birdenbire her şey iyi ve güzel giderken, sosyal medyadan anlaşılması güç ve anlamsız bir mesaj paylaşıyor. Mesajın ardından oyuncunun Türkçe konuşmakta güçlük çeken, motosikletten her an ateş açacakmış gibi duran menajeri, tüm sevenlerine tepeden bakan, buyurgan bir mesaj atıyor. En sonunda da "artık sete çıkmıyorum" diye oturup olan biteni izliyorsunuz. 

Barış Alper Yılmaz'ın "siyah ekran" paylaşımı

Hep birlikte ailece izlediğimiz neşeli, eğlenceli film, bir anda gerilim filmine dönüşüyor. 

Sonrasında setlere çıksanız da, artık izleyenleriniz sizden eskisi gibi hazzetmiyor. Hatta yaptıklarınız batmaya başlıyor, iyi de yapmaya çalışsanız olmuyor. "Bizim evin çocuğu" diye sevdikleri o aktör artık filmin kötü adamı haline geliyor.

Taraftarın kırgınlığı, Barış Alper'in sahadaki berbat performansıyla birleşince, Göztepe maçında artık gizlenemez bir kızgınlığa bıraktı yerini. Kendisinden biri gibi gördüğü, sevdiği, benimsediği bir ismin yaptıklarını içine sindiremiyor. Çünkü her ne kadar Icardi'yi, Osimhen'i seviyorsa, "bizim çocuk" diye düşündüğü Barış Alper'i de çok seviyordu. Ama o sevgi "siyah ekran" paylaşımının anlamı ortaya çıkınca bitti.

Bu ilişki dikiş tutmaz

Galatasaray ve Barış Alper arasındaki ilişki ne olursa olsun, bundan sonra dikiş tutmaz. Barış Alper oynadığı 38 maçın 36'sında iyi oynasın, vasat göründüğü iki maçta yine ıslıklanacaktır. Zira çok sevdiği birinden ihanet gördüğünü, aldatıldığını düşünüyor.

Yaptıklarından özür dilemediği için kızgın, menajer olarak yanında bulundurduğu adamla halen birlikte olduğu için ayrıca kızgın, transfer konusundan bu yana sahadaki oyundan ötürü daha da kızgın. Yani kırgınlık bitti, kızgınlık başladı. Kızgınlık süreci de yerini zamanla nefrete bırakacaktır, bu döngü böyle tamamlanır.

Tuncay Maldan'ın açıklaması

Elbette daha fazla para almak istemesi, daha çok hak ettiğini düşünüyor olması da kendi açısından çok doğal. Ama bunun yolu sosyal medyadan mesaj verip, antrenmana çıkmamak değil. Ya da iki kelimeyi bir araya getirmeyi becerdiği için kırmızı kurdeleye hak kazanan menajerine açıklama yaptırmak da değil.

Barış Alper Yılmaz, çıkıp bir basın toplantısı düzenlese, durumu anlatıp "ben bunu istiyorum", "ben şuraya gitmek istiyorum" dese, emin olun bunlar yaşanmayacaktı. Ama sezon başlamış, planlamalar yapılmış, transfer döneminin bitmesine birkaç gün kala, kulübü köşeye sıkıştırmaya kalkınca, yaşananlar kaçınılmaza ilerledi.

Esasen en büyük hatayı Galatasaray Kulübü yaptı. Türkiye'de başka bir takıma gider korkusuyla futbolcuyu göndermemek en büyük hatasıydı. Sonrasında kadro dışı kararı vermeyerek daha büyük bir hata yaptı. Artık Galatasaray oyuncularının önünde bir emsal var; "yıllık ücretinize zam istiyorsanız, antrenmana çıkmayın. Nasılsa biz döner dolaşır size forma veririz, sahaya çıkartırız."

Bu mesaj net olarak kulüp tarafından verilmiştir.

Bu ilişki sonlandırılmalı

Artık görülüyor ki, Barış Alper mental olarak iyi durumda değil. Bu ilişki ne Galatasaray'a, ne de Barış Alper'e iyi geliyor. İyi gelmeyen ilişkiler fazla vakit kaybetmeden sonlandırılmalı.

Barış Alper'in önünde çok da fazla bir süre kalmadı. Bundan sonra yapacakları hayatında belirleyici olacaktır. Ya Muslera gibi, Mertens gibi -futbolu bırakmasa da- ayrılmayı seçecektir, ya Tanju Çolak gibi ayrılmayı. Bundan 10 yıl sonra camiasız kalıp, sahibine “abi” çektiği bir YouTube kanalında “keşke” dememek elinde.

Filmin sonu nasıl bitecek hep birlikte göreceğiz. Başyapıt tadında bir film olmasını beklemiyoruz ama, gecenin 4'ünde kimsenin izlemediği dandik bir kanalda oynayan film de olmasın mümkünse!

İlgili İçerikler