O zaman şimdi "tarihin en karaktersiz sonucu" diyebiliyor muyuz?

O zaman şimdi "tarihin en karaktersiz sonucu" diyebiliyor muyuz?

Gayet olumlu ve ılımlı mesajları anlamayıp laf sokarak, yorumlama konusunda sıkıntı yaşadığını ortaya koyan bir TFF Başkanı'yla buraya kadar bile gelmek "tarihi başarı" sayılmalı

O zaman şimdi "tarihin en karaktersiz sonucu" diyebiliyor muyuz?

A Milli Futbol Takımı, 2026 Dünya Kupası'nda Haiti'den sonra turnuvaya veda eden ikinci takım oldu. Haiti'yi cümle içinde geçirme nedenim, küçümsemek, hor görmek değil, bilakis Haiti "Bizim Çocuklar"dan daha gayretli, oyun planı olan bir takımdı. Hoş, 48 takım içinde gördük ki, oyun planı olmayan tek takım "bizim"kiydi.

Milli Takım'ın Dünya Kupası bileti aldığı andan bugüne her düğme yanlış iliklendi. Bunu sadece sahada oynanan -oynanamayan- futbolla açıklamak mümkün değil. Bir sonuca giden süreci yanlış yönetirseniz, ortada sadece koca bir "hüsran" kalıyor.

Dünya Kupası'nın başlamasına sayılı günler kala Türkiye'de ne sokaklarda, ne medyada, ne okulda, ne iş yerinde hiç o heyecanı hissettiniz mi? Dünya Kupası'na katılan bir ülke gibi miydi Türkiye? 2002'yi yaşayanlar çok daha iyi anlayacaktır.

Bir ulusun hep birlikte, tek bir ağızdan, coşkuyla, bir şenliğe gittiği bir ortam var mıydı? Hayır yoktu. Tam tersi ayrışarak, daha çok tartışarak oraya gitti bu takım. Üstelik daha maçlar başlamadan önce de tartışmalara yenisi eklendi.

İliklerimize kadar işletilmeye çalışan adaletsizliğin, Dünya Kupası kadrosu açıklanmasıyla birlikte başladığını gördük. Kaan Ayhan, Çağlar Söyüncü, Mert Günok, İrfan Can Kahveci gibi isimlerin orada neden olduğunu kimse anlamadı. Takımlarında bile yedek kalan, kadro dışı bırakılan bu isimlerin yerine Ahmetcan Kaplan, Aral Şimşir, Muhammed Şengezer, Demir Ege Tıknaz dahil edilebilirdi. 

Bu TFF Başkanı ile buraya gelmek bile "tarihi başarı" sayılmalı

Sonra bolca hamaset, gereksiz kibir, anlamsız bir büyüklük gösterileri başladı. TFF Başkanlığı koltuğunu işgal eden İbrahim Hacıosmanoğlu'ndan sürekli "tarihin en karakterli" kadrosu teranesini dinledik.

Kupa başlamadan Cumhurbaşkanının oğlunun PR'ı için TÜGVA toplantılarında arz-ı endam eden, "İslam alemi için kupayı alacağız" diyen, bu ülkeye sayısız başarı kazandırmış bir teknik direktörün gayet olumlu ve ılımlı mesajlarını anlamayıp laf sokarak, yorumlama konusunda sıkıntı yaşadığını ortaya koyan bir TFF Başkanı'yla buraya kadar bile gelmek "tarihi başarı" sayılmalı.

Başkan, mafya dizilerindeki karakterlere benzeyen bir tarzla yenilgiyi eleştirenleri "sırtlan, akbaba" olarak tasvir ediyor, sıkılmadan sağa sola ayar vermeye çalışıyor.

Kampta transfer görüşmeleri

Dünya Kupası hedefleyen milli takımın kampında, bir kulüp başkan adayı transfer görüşmeleri yapıyor, fotoğraflar çektiriyor, menajerler cirit atıyor. Sadece fiziksel değil, mental olarak da hazırlanması gereken bir takımın oyuncuları "hangi ballı sözleşmeyi kapsam" diye mesai harcıyor.

Turnuvada şu ana dek 32 maç oynandı. Haiti, Suudi Arabistan, Katar, Curaçao, Özbekistan, Irak dahil oyun planı olmayan tek takım, A Milli Takım'dı.

Kaleye top savurmayı şut zannetmek

Yegâne planı "Arda vurur gol olur", "Kenan şapkadan tavşan çıkarır" olan bir takım Dünya Kupası'nda olmayı hak etmiyor. Paraguay maçı sonrası Milli Takım teknik direktörü Vincenzo Montella "Normalde 50 maçta bir denk gelir böyle bir maç ama iki maçta üst üste denk gelmesi şaşırtıcı. 65 tane şut var iki maçta. Topla oynama yüzdelerinden bahsetmiyorum bile. Kader bizden yana değildi" diyerek, neden bu halde olduğumuzu açıklıyor.

Zira kaleye şuursuzca top savurmanın şut olduğunu, sadece geri ve yana pas yaparak topla oynama yüzdesine sahip olduğunu sanıyor olmalı. Turnuvanın geride kalan 32 maçında en ağır top oynayan, en temposuz takımın Türkiye olduğu hep birlikte gördük.

180 dakika boyunca hızlı bir tek hücum bile yapılamadı. Çünkü ayağına topu her oyuncu, oyunu hızlandırmak yerine tam tersi daha da ağır tempo içinde oynanmasını sağladı. Yine 180 dakika boyunca organize ya 3 ya 4 atak yapıldı. Topu ayağında eveleyip geveleyen "süper starlar"la buraya gelmek bile büyük başarı.

Sahaya yanlış dizilişler, yanlış oyuncu tercihleri, hamaset, kendini dev aynasında görmekle ancak buraya kadar gelebiliyorsunuz.

Tanklı, toplu, tüfekli Erdoğan'lı klip

Turnuvaya kısa süre kala, Türkiye Futbol Federasyonu, "Siz hepiniz biz Türkiye" diye bir video paylaştı. AKP tarafından hazırlanan tanklı, toplu, tüfekli, uçaklı, askerli, helikopterli ve bolca Erdoğan'lı klip, dünya kupaları tarihine geçecek cinstendi. Eşine benzerine hiç rastlamadığımız, bir spor organizasyonuna mı gidiliyor yoksa savaşa mı giriliyor anlaması güç bu video, zaten zar zor bir araya gelen insanları milli takımlarından soğutmaya yetti.

2026 Dünya Kupası'na play-off'larda İtalya'yı geçerek katılan Bosna Hersek nasıl bir şarkıyla "I am from Bosnia - Take me to America", bütün bir ulusu tek nefes, yekvücut haline getirmeyi başardıysa, "Siz hepiniz biz Türkiye" de tam tersini başardı. Şimdi ah'lar vah'lar çekiliyordur. Biraz başarı gelse, üstünde tepineceklerdi, başarıyı kendilerine yontacaklardı.

Hamaset bittiyse şimdi sorabiliriz! Bu takım tarihin "en karakterli" takımıysa, alınan bu sonuç için "tarihin en karaktersiz" sonucu diyebilir miyiz?

İlgili İçerikler