Kırılganlık, yas ve deniz: “Sürüklenmiş”

Kırılganlık, yas ve deniz: “Sürüklenmiş”

Çevresel bir felaketle uzun zamandır bağları kopmuş iki kardeşin karmaşık ilişkisi, ölmekte olan bir baba, can çekişen bir kasaba, yas, geçmişe özlem, denizle hep bağdaştırılan hayaletli batık ve bölge folklorundan, belki de babanın çocuklarına uydurduğu hikayelerden kalma, ölüleri almaya gelen bir denizci... “Sürüklenmiş”, şiirsel ve edebi bir dille bütün bunların arasında dans ederken, iki zıt karakter üzerinden yarattığı çatışmayla son derece akan bir drama yaratan, çok keyifli bir metin

Kırılganlık, yas ve deniz: “Sürüklenmiş”

Geçtiğimiz hafta iki şişik egolu “Dev” adam üzerine bir oyunu yazmıştım, “Ustaların Savaşı”. Arkamızda bırakmak üzere olduğumuzu umduğum eski dünyaya ait karakterler onlar.  Şimdi yazacağım ise yine iki erkek oyunu, ama yeni dünyaya hakim olacaklarını umduğum kırılganlık, incinebilirlik, egosuzluk, koşulsuz sevgi ve fedakarlık üzerine.

İngiltere’nin kuzeydoğusunda bir sahildeyiz (spesifik olarak Hartlepool kasabası ve Seaton Carew sahili). Mark ve Tiny iki erkek kardeş. Babaları ölüm döşeğinde. Mark, bu yüzden büyük şehirden çoktan terk edip gittiği kasabaya geri dönmüş ama babasıyla arası gergin ve yüzleşmek istemiyor çünkü Mark gey ve geçmişte bununla ilgili babasıyla çatışmış. Tiny ise oradan hiç ayrılmamış, hastalığı boyunca uzun yıllar babasına bakmış. Mark iş bitirici, pragmatist, arada duygusallaşsa da mantığın sesi, Tiny ise gerçekle bağları kopuk, hayal aleminde yaşayan, lanetli bir denizci hayaletine ve türlü çeşit mistik hikâyeye inanan hiç büyümemiş bir çocuk. Oyun, babaya veda ederken bir yandan birbirleriyle ilişkilerini de temize çeken, onaran bu iki kardeş üzerine, arka planda ise, bu bölgede 2021’de yaşanan bir çevre felaketi var. Ölü deniz hayvanları sahile vuruyor. Brexit sonrası büyük projelerden biri olan Teeside Serbest Liman için hazırlık çalışmalarının eski kimyasal atıkları ortaya çıkardığı, bunun hayvanları zehirlediği ve hükümetin olayı örtbas ettiği tezi var. Bir de Vikinglerden kalma bir batık ve gizemleri. Tiny, babası öldükten sonra koca bir ateşte sahilde yakmak istiyor onu. Marksa haliyle bu fikre hiç sıcak bakmıyor.

Çevresel bir felaketle uzun zamandır bağları kopmuş iki kardeşin karmaşık ilişkisi, ölmekte olan bir baba, can çekişen bir kasaba, yas, geçmişe özlem, denizle hep bağdaştırılan hayaletli batık ve bölge folklorundan, belki de babanın çocuklarına uydurduğu hikayelerden kalma, ölüleri almaya gelen bir denizci... “Sürüklenmiş”, şiirsel ve edebi bir dille bütün bunların arasında dans ederken, iki zıt karakter üzerinden yarattığı çatışmayla son derece akan bir drama yaratan, çok keyifli bir metin. Rıza Kocaoğlu, 10 yaşında bir çocuğun naifliği ve duygusallığındaki Tiny’i en ufak detayına kadar müthiş sahiplenmiş, Tuğrul Tülek de daha “yetişkin” ve aklı başında görünse de iş aileye gelince kafası karışıp çaresizleşen, kasabadan şehre gitmiş, yabancılaşmış ağabey karakterini eldiven gibi giymiş. Ama oyunu en izlenir ve sahici kılan, bu ikisinin sahnede kurduğu, çatışmalarla dolu ama kırılganlığı ve nüanslarıyla son derece sahici, samimi hissettiren ilişki.

İbrahim Çiçek oyunu hem çevirmiş hem de gayet sade, oyunculara alan açan, hikayedeki çevre faktörü, mistik öğeler gibi arka plan nüanslarının da dengelice altını çizen bir biçimde yönetmiş. Tek bir sahnede, denizden sürüklenmiş ağaç dalları, kütükleri ve yosunlarla dolu, minicik bir koy gibi bir sahil parçasında geçen oyunun sahne tasarımı ve böyle bir sahnede çok önemli olan ışık tasarımı Kerem Çetinel tarafından mükemmelen, hem işlevsel hem de görsel olarak etkileyici bir biçimde çözülmüş. Nihal Kaplangı’nın kostümleri sade, gerçekçi, karakterlerle uyumlu. Ömer Sarıgedik’in müzik ve ses tasarımı ise her zamanki gibi duygu yüklü ve tam dozunda.

“Sürüklenmiş” İngiltere’nin kuzeydoğusunda doğup büyümüş bir oyun yazarının, Tim Foley’in metni. Çağdaş İngiliz ve İskoç oyun yazarlarına, tarzlarına, şiirsel dillerine, küçük hikayeleri yoğun duygularla anlatabilme becerilerine sevgim büyük. Bu oyun bizi 2008’lerin ilk yarısına, Mısır Apartmanı’na, DOT’un şahane prodüksiyonlarına geri ışınlattı. Hüzün, nostalji ve keyif bir aradaydı.

Bir de tabii, tüm insanlarda ama özellikle erkekler arasında görmeyi istediğimiz, insan olmanın en önemli değerlerinden koşulsuz sevgi, egosuzluk, kırılganlık, duygusallık ve incinebilirliği bütün çıplaklığı ve samimiyetiyle sergilediği için yakın hissettirdi ve kendini çok sevdirdi. Küçük ama güçlü hikayelere, iyi oyunculuklara, abartısız, temiz rejilere hasretseniz kaçırmayın.

“Sürüklenmiş” 21 Nisan'da İzmir İstine Art'ta, 22 Nisan'da İzmir Bostanlı Suat Taşer Salonu'nda, 23 Nisan'da Fişekhane'de, 27 Nisan’da Paribu Art’ta.

İlgili İçerikler