ABD Dışişleri Bakanı Reykjavík’te: Washington, İzlanda’yı Kuzey Atlantik güvenliğinin merkezinde görüyor

ABD Dışişleri Bakanı Reykjavík’te: Washington, İzlanda’yı Kuzey Atlantik güvenliğinin merkezinde görüyor

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio; İzlanda, Yunanistan ve Portekiz'i kapsayan Avrupa turunun ilk durağı olan Reykjavík’te temaslarda bulundu. Ziyaret, Soğuk Savaş’ın simge mekânı Höfði’deki tarihi buluşmanın 40. yıl dönümü arifesine denk gelirken Washington’ın Kuzey Atlantik’teki yeni güvenlik yaklaşımını da gözler önüne serdi

İzlanda abd

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İzlanda, Yunanistan ve Portekiz'i kapsayan üç NATO ülkesine yönelik Avrupa turunun ilk durağı olarak 5 Ekim Pazartesi akşamı Keflavík'e indi. Rubio’yu havalimanında İzlanda Dışişleri Bakanı Þorgerður Katrín Gunnarsdóttir ile ABD'nin Reykjavík Büyükelçisi Billy Long karşıladı.

Bu temas, 2021'de dönemin ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken'ın gelişinden bu yana bir ABD Dışişleri Bakanı'nın İzlanda'ya gerçekleştirdiği ilk ziyaret oldu.

ABONE OL

6 Ekim Salı günü Gunnarsdóttir ve Başbakan Kristrún Frostadóttir ile ayrı ayrı görüşen ABD Dışişleri Bakanı, İzlanda'nın Kuzey Atlantik ve Arktik güvenliğindeki stratejik önemine dikkat çekti. Rubio, Washington'ın iki ülke arasındaki savunma iş birliğini daha da geliştirmeye açık olduğunu dile getirirken İzlanda'daki Amerikan askerî varlığına ilişkin atılacak her yeni adımın Reykjavík hükümetiyle mutabakat çerçevesinde şekilleneceğini vurguladı.

Höfði'de 40 yıl sonra yeniden ABD-Rusya gölgesi

Salı sabahının erken saatlerinde Höfði'ye gelen ABD Dışişleri Bakanı, burada Gunnarsdóttir tarafından karşılandı. Reykjavík'in deniz kıyısında yer alan ve 1909'da inşa edilen beyaz ahşap bina, bugün şehrin resmî kabul ve toplantılarında kullanılan en sembolik yapılardan biri konumunda.

Ancak Höfði'nin dünya siyasi tarihindeki yeri bu toplantının çok daha ötesinde.

11-12 Ekim 1986'da ABD Başkanı Ronald Reagan ile Sovyetler Birliği lideri Mihail Gorbaçov burada bir araya gelmişti. İlk bakışta başarısızlıkla sonuçlanmış gibi görünen Reykjavík Zirvesi'nde iki lider, nükleer silahların azaltılması konusunda olağanüstü kapsamlı önerileri tartıştı. Görüşmeler, Reagan'ın Stratejik Savunma Girişimi konusunda geri adım atmaması nedeniyle nihai bir anlaşma imzalanmadan sona ermişti.

Ancak Reykjavík'teki o iki gün, Soğuk Savaş'ın son dönemindeki en önemli dönüm noktalarından biri kabul ediliyor. Zirvede ele alınan başlıklar, yaklaşık bir yıl sonra Reagan ile Gorbaçov'un Washington'da imzaladığı Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması'na (INF) giden sürecin temelini oluşturdu. Anlaşmayla ABD ve Sovyetler Birliği, tarihte ilk kez bütün bir nükleer füze kategorisini ortadan kaldırmayı kabul etmişti.

Höfði'deki görüşmenin zamanlaması da bu nedenle dikkat çekiciydi: Ziyaret, Reagan-Gorbaçov Reykjavík Zirvesi'nin 40. yıl dönümü olan 11-12 Ekim'e yalnızca birkaç gün kala gerçekleşti. ABD Dışişleri Bakanı'na binanın tarihi anlatıldı, 1986 zirvesinin fotoğrafları gösterildi ve Rubio ziyaretçi defterini imzaladı.

Reagan ve Gorbaçov, Höfði önünde tokalaşırken

Höfði'nin duvarları kadar bodrumu da o günlerin küçük hikâyelerini taşımaya devam ediyor. RÚV'un aktardığına göre ziyareti takip eden yabancı gazetecilere, 40 yıl önce Gorbaçov'un heyetinin burada beklerken sigara içip “Tom ve Jerry” izlediği anlatıldı. O gün kullanılan televizyon ve video cihazı hâlâ Höfði'de saklanıyor.

Görüşmenin ardından sosyal medyada yapılan paylaşımda Höfði'nin; diplomasinin Soğuk Savaş'ın sona ermesinde ve komünizmin yenilgiye uğratılmasında oynadığı rolü simgelediği ifade edildi.

Ziyaret boyunca alınan güvenlik önlemleri de dikkat çekti. Görüşme alanı çevresinde drone uçuşları yasaklanırken Höfði çevresinde silahlı polisler görev yaptı, Hverfisgata'nın bir bölümü ise trafiğe kapatıldı. Heyet daha sonra Hverfisgata'daki Safnahúsið'e geçerek Başbakan Frostadóttir ile bir araya geldi.

İzlanda’nın stratejik konumuna vurgu

Gunnarsdóttir ile düzenlediği ortak basın toplantısında konuşan ABD Dışişleri Bakanı, İzlanda'nın ABD ile Avrupa arasındaki coğrafi konumu nedeniyle bölge güvenliğini ilgilendiren pek çok başlığın merkezinde yer aldığını ve tehditlerin arttığını söyledi. Rubio ülkeyi, gizli faaliyetlerin izlenmesi ve rakiplerin caydırılması açısından uzun süredir "kritik bir ileri karakol" olarak niteledi.

“On yıllardır İzlanda, güvenliğimiz açısından önemli olan stratejik bir konumda bulunuyor. Dünya değişmiş olsa da coğrafya her zaman önemini korudu” diyen bakan, ülkenin Arktik'in merkezindeki konumunun ABD, İzlanda ve diğer müttefiklerin ortak güvenliği açısından kritik olduğunu vurguladı.

Ordusu bulunmayan İzlanda'nın NATO içindeki özel konumuna da değinen ABD tarafı; ülkenin altyapısı, teknolojik kapasitesi ve izleme imkânlarının ittifak açısından taşıdığı önemi belirtti. 1951 tarihli İzlanda-ABD Savunma Anlaşması'na dikkat çekilirken Washington'ın İzlanda'nın ve çevresindeki denizlerin savunulmasındaki rolünü sürdüreceği mesajı verildi.

Bu açıklamalar; Washington'ın artan Rus denizaltı faaliyetleri, Arktik'teki askerî hareketlilik ve Kuzey Atlantik'teki kritik altyapının güvenliği nedeniyle İzlanda'nın coğrafi konumuna yeniden ağırlık verdiği bir dönemde geldi.

Washington: İzlanda’nın onayı olmadan adım yok

RÚV'un, ABD'nin İzlanda'daki askerî varlığını artırıp artırmayacağı yönündeki sorusu üzerine, bu tür adımların ancak İzlanda hükümetiyle iş birliği ve mutabakat içinde atılabileceği belirtildi.

ABD'nin 2006'ya kadar ülkede önemli bir askerî varlığı bulunuyordu. Keflavík'teki kalıcı Amerikan askerî varlığının sona ermesinin ardından ABD ve diğer NATO ülkeleri, İzlanda'daki hava ve deniz faaliyetlerini dönemsel görevlerle sürdürdü.

Washington'ın son yıllarda dikkatini başka bölgelere yönelttiğini ancak dünyanın yeniden değiştiğini söyleyen Rubio, İzlanda'nın NATO savunması açısından her zaman kritik bir rol oynadığını ifade etti.

Basın toplantısında ABD'nin geçen ay İzlanda'da düzenlenen Northern Viking savunma tatbikatına neden savaş gemisi veya uçak göndermediği de soruldu. ABD Dışişleri Bakanı, bunun Orta Doğu'daki gelişmeler nedeniyle kaynakların başka alanlara yönlendirilmesinden kaynaklandığını belirterek bu karardan ABD'nin İzlanda'ya verdiği önem konusunda olumsuz bir sonuç çıkarılmaması gerektiğini söyledi.

ABD'nin ülkede hâlâ personel bulundurduğunu hatırlatan bakan, kendi ziyaretinin de İzlanda'ya verilen stratejik önemin somut göstergelerinden biri olduğuna dikkat çekti.

Ukrayna konusuna da değinen Rubio, ülkenin NATO üyeliğinin savaş devam ettiği sürece gündemde olmadığını belirtti.

Gunnarsdóttir ise görüşmelerin ardından basın mensuplarına yaptığı değerlendirmede, ABD tarafının iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirmeye ve NATO'nun Kuzey Atlantik'teki varlığını artırmaya istekli olduğunun "çok net" görüldüğünü dile getirdi.

1951 tarihli savunma anlaşmasında herhangi bir değişiklik ya da güncellemenin gündeme gelmediğini belirten Gunnarsdóttir, görüşmede yalnızca anlaşmanın taşıdığı tarihsel ve stratejik önemin altının çizildiğini ifade etti.

Trump'ın haritası soruldu

Ziyaretin en hassas ve merak edilen başlıklarından biri, ABD Başkanı Donald Trump'ın eylül başında sosyal medyada paylaştığı, İzlanda ve Grönland'ı ABD bayrağı altında gösteren haritaydı.

New York Times muhabirinin basın toplantısında konuyu gündeme getirmesi üzerine Rubio, İzlanda'ya sosyal medya paylaşımlarını değerlendirmek için gelmediğini belirterek iki ülke arasındaki görüşmelerin "çok olumlu" geçtiğini söyledi.

Gunnarsdóttir de benzer bir tutum sergileyerek "Geleceğe odaklanmaya devam ediyoruz" dedi.

Konunun diplomatik kanallardan yapıcı biçimde ele alındığını belirten İzlanda Dışişleri Bakanı, haritanın paylaşılmasının ardından ABD'nin Reykjavík Büyükelçisi Billy Long'u bakanlığa çağırdığını ve net yanıtlar aldığını aktardı.

Gunnarsdóttir İzlanda'nın tutumunu, “İzlanda'nın egemenliğiyle oynanmasını istemiyoruz, kim olursa olsun” sözleriyle vurguladı.

ABD tarafı ise İzlanda halkına ve ülkenin uzun süredir bölgede oynadığı role büyük saygı duyulduğunu ifade ederek iki ülke ilişkilerinin olumlu seyrine dikkat çekti.

700 bin Amerikalı turistten bir milyona

Basın toplantısı yalnızca güvenlik başlıklarına ayrılmadı; iki ülke arasındaki insani ve ekonomik ilişkiler de gündemdeydi.

Her yıl yaklaşık 700 bin Amerikalının İzlanda'yı ziyaret ettiğini söyleyen Rubio, ABD'nin Reykjavík Büyükelçisi Billy Long'un bu sayıyı bir milyona çıkarma sözü verdiğini esprili bir dille aktardı.

İzlanda'yı "dünyanın en barışçıl ülkesi" olarak niteleyen ABD Dışişleri Bakanı, iki ülke arasındaki ilişkilerin yalnızca savunma ekseninde değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.

ABD şirketleri için İzlanda ziyareti hazırlanıyor

Ekonomi de görüşmelerin önemli başlıklarından biriydi.

ABD tarafı, İzlanda'da özellikle enerji, teknoloji ve deniz bilimleri alanlarında Amerikan şirketleri açısından önemli fırsatlar bulunduğunu belirtti. Görüşmelerin ardından atılacak somut adımlardan birinin, Amerikan şirketlerinden oluşan bir heyetin yatırım olanaklarını değerlendirmek üzere İzlanda'ya getirilmesi olacağı açıklandı.

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Başbakan Frostadóttir ile yapılan görüşmenin ardından yayımladığı açıklamaya göre iki isim; İzlanda'nın elektrik üretimini artırma, teknoloji alanındaki iş birliğini derinleştirme ve ilaç sektöründe yeni iş birliği imkânları oluşturma konularını ele aldı.

Rubio, geçmişte NASA astronotlarının Ay görevleri öncesinde İzlanda'da eğitim aldığını da hatırlatarak iki ülke arasındaki bilimsel iş birliğinin köklü geçmişine dikkat çekti.

Serbest ticaret anlaşması ihtimali sorulduğunda ise Rubio farklı bir yaklaşım ortaya koydu. Geniş kapsamlı serbest ticaret anlaşmaları döneminin geride kaldığını söyleyen ABD Dışişleri Bakanı, bunun yerine ülkeler arasında belirli alanlara odaklanan ikili ticaret anlaşmalarının daha gerçekçi olduğunu savunarak İzlanda ile bu yönde bazı çalışmaların kendi ziyaretinden önce de sürdüğünü ifade etti.

Referandumun ve Grönland anlaşmasının ardından

Ziyaret, İzlanda'nın 29 Ağustos'ta düzenlenen ve Avrupa Birliği üyelik müzakerelerine yeniden başlanmasının reddedildiği referandumdan yaklaşık beş hafta sonra gerçekleşti.

Ordusu bulunmayan ancak NATO üyesi olan İzlanda açısından temaslar; Kuzey Atlantik güvenliğinde ABD ile ikili savunma ilişkisinin ve NATO bağlantısının yeniden öne çıktığı bir döneme denk geldi.

Ziyaret ayrıca ABD'nin eylül sonunda Danimarka ve Grönland ile imzaladığı ve ABD'nin Grönland'daki askerî altyapısını genişletmesine olanak sağlayan yeni savunma anlaşmasının hemen ardından gerçekleşti.

Anlaşma kapsamında Narsarsuaq ve Mestersvig'de iki yeni savunma alanı oluşturulması ve Pituffik Uzay Üssü çevresindeki Amerikan askerî kapasitesinin genişletilmesi öngörülüyor.

Washington'ın Grönland'dan İzlanda'ya ve Kuzey Atlantik'e uzanan hatta güvenlik politikasını yeniden öne çıkardığı bir dönemde gerçekleşen ziyarette Reykjavík'ten çıkan mesaj oldukça açıktı: ABD, İzlanda ile daha fazla savunma ve ekonomik iş birliği istiyor; İzlanda hükümeti ise bu ilişkinin ülkenin egemenliği ve siyasi onayı çerçevesinde ilerlemesinde ısrarcı.

ABD Dışişleri Bakanı, Reykjavík temaslarının ardından Avrupa turuna Atina ve Lizbon'la devam edecek.


T24'ten kamuoyuna - Türkiye’yle dertleşme; T24’e erişim nasıl engellenebildi!

Karar, tebliğden önce Adalet Bakanlığı'nın WhatsApp gruplarında paylaşıldı

Adalet Bakanlığı, basın gruplarında paylaştığı notla, dünyada da referans gösterilen, Türkiye'nin en büyük bağımsız haber sitesi T24'ün internet ve sosyal medya hesaplarının 'LGBT propagandası' yaptığı suçlamasıyla İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği'nce erişime kapatıldığını duyurdu. Bilgi notunda ayrıca T24'ün LGBTİ+'lar hakkındaki içerikleri de dosya şeklinde gönderildi. Erişim engeli olarak alınan karar, gönderildiği Siber Güvenlik Başkanlığı tarafından akşam saatlerinde e-posta yoluyla T24'e tebliğ edildi. İlgili 118 içerik ile T24’ü erişime kapatma kararının, 29 Eylül'de alındığı öğrenildi. Mahkeme kararında, sulh ceza hâkimliğinin erişim engeli talebini 25 Eylül'de reddettiği, ancak itirazı değerlendiren mahkemenin daha sonra erişim engeli kararı aldığı bilgisi yer aldı. Kararda, T24'ün söz konusu haberleri ve sosyal medya paylaşımlarının "Türk aile yapısını zayıflatmaya yönelik olduğu" ve içeriklerin "gençlerin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konularındaki gelişim süreçlerini olumsuz etkileyebileceği" iddia edildi. Bu iddialarla, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 8/A maddesine dayanarak "suç işlenmesinin önlenmesi ve kamu düzeninin korunması" gerekçesiyle erişim engeli ve içeriğin yayından çıkarılması yönünde karar verildiği bildirildi. Kararın BTK sayfasında yayımlanmasının ardından, 17 yıldır bağımsız gazetecilik yapan T24 haber sitesi 30 Eylül 2026 tarihinde erişime engellendi. 

Dünyada da referans gösterilen Türkiye'nin en büyük bağımsız haber sitesi T24, sosyal medyada başlatılan iftira kampanyası sonrası erişime engellendi!

T24'e erişim engeli dünya basınında: Katıksız gazeteciliğe darbe!

Türkiye’nin dünyada da referans alınan haber mecrası T24 hakkındaki erişim engeli kararı infial yarattı: Türkiye dijital OHAL yaşıyor!

T24 hakkında iftira ve linç kampanyası 

T24 hakkında X'te bir süredir bazı hesaplar tarafından iftira kampanyası yürütülüyordu. Farklı hesaplarca servis edilen aynı video görseli ve aynı metinde, "'Basın özgürlüğü' söylemi üzerinden yürütülen tartışmanın merkezinde bu kez T24’e aktarıldığı belirtilen fonlar var. Söz konusu fonların hangi kaynaklardan geldiği, hangi amaçlarla sağlandığı ve yayın politikasıyla nasıl bir ilişki taşıdığı kamuoyunca sorgulanıyor. Özellikle LGBT içerikleri üzerinden aile yapımızı hedef alan yayınlarla öne çıkan T24’ün asıl niyeti belli" ifadeleri yer alıyordu.


DOĞAN AKIN YAZDI:

T24 17 yaşında: Bir “aynı fikirde olmama hakkı” hikâyesi

Kendinize ve bağımsız gazeteciliğe bir iyilik yapın, reklamsız T24’e abone olun!

‘Haber elemanı’ arkadaşlar; nerede bu Almanya paraları, söyleyin bölüşelim!


Dünyada ve Türkiye’de T24

17 yıldır tek kuruş almadı!

Hiçbir şirket, kişi, kurum, kuruluş, dernek, örgüt, fon ve benzeri oluşumla bir ilişkisi bulunmayan, kendi ürettiği imkânlar dışında hiçbir dış kaynak tüketmeyen bağımsız internet gazetesi T24; 1 Eylül 2009'da yayına başladı.

Aradan geçen 17 yılda hiçbir kişi, kurum, şirket, fon ve benzeri bir yapıdan tek kuruş almadı. T24 hesapları Maliye tarafından defalarca denetlendi, fon aldığına dair hiçbir bulguya rastlanmadı. 

Gazetecilerin en çok bildiği ve düzenli takip ettiği haber sitesi!

Guardian Vakfı ile Norveç Sosyal Bilimler Derneği'nin ortaklığıyla Medya Araştırmaları Derneği tarafından 2018'de yapılan araştırmada T24 "gazetecilerin en çok bildiği ve düzenli takip ettiği haber sitesi" olarak tespit edildi.

Dünyanın önde gelen paylaşım organizasyonlarından TEDX Konuşmaları'nda, kuruluşu ve kazandığı etkiyle hikâyesi sahneye davet edilen Türkiye'deki ilk ve tek haber sitesi T24 oldu.

Yapay zekâ bilgi doğrulamak için en çok T24’e başvuruyor!

Stanford Üniversitesi’nin 12 bin 600 soru yönelterek yaptığı, sonuçları temmuz ayında açıklanan araştırmanın sonuçlarına göre; yapay zekâ platformlarının Türkçe bilgi doğrulama süreçlerinde başvurduğu mecralar arasında T24 birinci sırada çıktı.

T24 17 yaşında: Bir “aynı fikirde olmama hakkı” hikâyesiÇizgi: Selçuk Demirel

Gazetecilik ödüllerinde rekor kırdı

Finansal dayatma ve ideolojik takıntılardan bağımsız gazetecilikte Türkiye’de önemli bir dönemeci ifade eden T24, 2010 yılında, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin çalışmalarını ödüle değer gördüğü tek internet gazetesi oldu.

Muhabirleri ve yazarlarıyla birlikte; sadece 2026 yılının ilk altı ayında dokuz gazetecilik ödülü kazandı ve bu alanda bir rekor kırdı.

Türkiye’de bütün kesimlerin güvendiği mecra

T24; hiçbir görüş ve inancı haberciliğin önüne koymayan; gazeteciler için gazetecilikten daha önemli hiçbir öncelik olamayacağına inanan; insanları, inançları, görüşleri dışlamayan yayın politikası; haberciliği, dosyaları, söyleşileri videoları ile Türkiye’de bütün kesimlerin güvendiği bir mecra olarak 17 yıldır bağımsız gazeteciliğini sürdürüyor.


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

 

 

 

 

İlgili İçerikler