Öyle bir değersizleşme sürecinden geçiyoruz ki, bir zamanlar bize doğal gelen sözcükler bile yabancı gelebiliyor... Örneğin yarın verilecek olan Nobel edebiyat ödülleri için açılan bahisler, borsa gibi sürekli değişen isimler…
Bu topraklarda bahis ve borsa deyince kaç kişinin aklına edebiyat gelir ki, buralarda konuşulan tek şey para, para, tekrar para. Her vesile ile para.
Siyasi manipülasyonlar para için, hukuk para için, sağlık da dönen oyunlar para için, tv dizilerinde temel konu pahalı bir ev üzerinden üretilen horlama, eziklik... Korkudan senaryo da mı yazılamıyor acaba, bu kadar sığ olduğumuza inanmamak istemiyorum.
Paraya kilitlenme Türklerin düş gücünün komşusu ile sınırlı olması ile mi ilgili, toplumsal değer üretemememiz ile mi ilgili, devletin sosyal olmamamız ile mi ilgili bilmiyorum ama gelinen nokta hüzün verici oldu...
Neyse edebiyata dönecek olursak, bu yıl bahisçiler iki ismi öne çıkarıyor: Kanadalı şair -yazar Anne Carson ve Çinli yazar Can Xue, onları ise her yılın kaybedeni Murakami izliyor.
Her yıl olduğu gibi ödülün arifesinde tahmin oyunlarına başlayan bahisçilere inanacak olursak, 2026 Nobel Edebiyat ödülünü için bu iki güçlü kadın arasında gidip geliniyor.
Ancak şunu da belirtmek gerek bu iki isim hemen her yıl bahisçiler tarafından gündeme getiriliyor zaten, bu yılki fark ilk sıralara çıkarılmış olmaları. Bir de şunu unutmamak gerekiyor özellikle edebiyat komitesi sağ gösterip sol vurmayı, şaşırtmayı seviyor.
Uxe 1953 doğumlu; Dante, Kafka, Borges uzmanı olarak biliniyor, Türkçeye çevrilmiş kitapları arasında Dikey Devinim, Yalinayak Doktor ve Beş Baharat Sokağı öne çıkıyor.
Çin ‘in avangard yazarları arasında önemli bir yer tutuyor.
Kanadalı Anne Carson,1950 Toronto doğumlu. En sevilen romanı 'Kırmızının Otobiyografisi' ve 'Kocanın Güzelliği :29 Tangoda Kurgusal Bir Deneme’ bizde Metis yayınları arasında çıktı. Carson ‘un Antik Yunancadan yaptığı çeviriler de çok önemseniyor,
Bu isimleri Thomas Pychon, Cristina Rivera, Lidia Jorge,Jamaica Kincuid, Toibin, Deborah Levy, Ghosh vb. gibi birçok yazar izliyor.
Malumunuz olduğu gibi Nobel komitesinin resmi aday listesi yok, isimler gizli tutuluyor. Akademi cinsiyet ve coğrafya dengesine de önemi veriyor. Geçen yıl ödül Macar bir erkek yazara verildiği için bu yıl Avrupalı olmayan bir kadına verileceği varsayımı öne çıkıyor.
Bahisçilerin dışında bir de ulusal destekçiler var, örneğin Birleşik Arap Emirliiği'nin Sesi Suriyeli şair Adonis'i, Libyalı romancı İbrahim el-Koni’yi gündeme getirirken, Orta Asya Zaman Özbek yazar Hamid İsmailov öneriyor, Boston Golebe ise Stephen King'i.
İngiliz bahis sitesi Ladbrokes da ise borsa gibi isimler saatlik değişiyor.
Bunlar ödülü önemseyenler, 1,1 milyon dolarlık ödülü önemsemeyenler de var, örneğin Sartre reddetmişti, Annie Ernaux ‘da verdiği söyleşilerde istemediğini söylemiş
Kazanınca da ‘istemem yan cebime' misali almıştı, William Faulkner 1949"da "Mississipi'de bir cenaze kadar uzun ve sıkıcı" demiş ödül töreni için... Bunların dışında izleyebildiğim kadarı ile hiçbir ülke basını (Türkiye dışında) ödülü alan yazar için ‘Nobelli' diye bir ibare kullanmıyor, ismi ile yetiniyor.
Murakami: Yeni arkadaşım Harry Styles
Ödül için sürekli aday gösterilip bir türlü alamayan Haruki Murakami onu yazmayı bırakma noktasına getiren uzun bir hastalıktan sonra ayağa kalkmış ve çok ender verdiği söyleşilerden birini İngiliz Times'a vererek içini dökmüş.
Murakami uzun bir süredir onu hayatta tutan iki şeyi yapamıyordu: Yazmak ve koşmak. Hastanedeydi.
Nihayet ayağa kalkan ünlü yazar hem kitabından uyarlanan oyunu izlemek, hem ‘Kediyi Terk Etmek' romanının İngilizce yayınlanmasını kutlamak için Londra' da.
Roman babasının 2. Dünya Savaşı hakkında anlattıklarından esinlenenmiş: Murakami savaş sırasında Mançurya'da Japon ordusunda savaşmış ve Çinli bir eserin kafasının kesilmesine tanık olmuş.
Haruki Murakami yeniden yazmaya başladığı gibi eski formunda olmasa da koşmaya da başlamış... Hastane öncesi rutini şu şekildeymiş: Şafak vakti kalkar, beş saat yazar ardından 10 km koşarmış.
Times ‘a şöyle diyor:
“Elli yıl boyunca her yıl maratonda koştum, 51. Yılı hastanede geçirdim. Hasta olmak garip bir duyguydu, bana ne oluyor diye soruyordum kendime. Ancak son zamanlarda gücüm yerine geldi, yazıyorum, koşuyorum. Benim için bu ikisi birbirine bağlı. Yazdıklarım koşarken aklıma gelir. Ve yazarken kendimi genç hissederim. Nobel meselesine gelirsek, 20 yıldır her Ekim ayında bana kazanabileceğim söyleniyor ama sonra başkası kazanıyor.
Komitenin seçimlerine ise bir itirazım yok, hatta birçoklarının aksine Bob Dylan'ın kazanmasını da destekledim, çok büyük bir şair olduğunu düşünüyorum. Müziği de severim, hatta Tokyo’da kedimin adını verdiğim bir caz kulübü işlettim uzun süre ve bu işi çok sevdim. Sonra kendimi yazıya verdim ve ünlü oldum. Bazen bana bir rüya gibi geliyor”
Murakami söyleşide 32 yaşındaki İngiliz pop yıldızı Harry Styles ile sıra dışı dostluğundan da bahsediyor: “Birçok kitabımı okumuş. Ben de onun Manchester ‘daki bir konserini izlemiştim. Geçenlerde Japonca yazılmış bir ithaf ile bana albümünü gönderdi. Ortak tutkumuz koşu sayesinde tanıştık ve giderek dost olduk...”
Murakami eleştirmenleri ise Styles kadar önemsemiyor: "Edebiyatı bir dizi akıma indirgiyorlar, post kolonyalizm, realizm, post realizm. Benim inandığım tek akım Murakamizm" diyor...
Yazar, sağa savrulduğunu düşündüğü ülkesine dair de iki çift laf ediyor tabii ki: “Başbakan Takaichi son derece değersiz birisi, neyse ki tehlikeli değil"
Söylememe gerek var mı? Bu laf bizde edilse dönüşte havaalanında ters kelepçe falan…
|
T24'ten kamuoyuna - Türkiye’yle dertleşme; T24’e erişim nasıl engellenebildi! Karar, tebliğden önce Adalet Bakanlığı'nın WhatsApp gruplarında paylaşıldıAdalet Bakanlığı, basın gruplarında paylaştığı notla, dünyada da referans gösterilen, Türkiye'nin en büyük bağımsız haber sitesi T24'ün internet ve sosyal medya hesaplarının 'LGBT propagandası' yaptığı suçlamasıyla İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği'nce erişime kapatıldığını duyurdu. Bilgi notunda ayrıca T24'ün LGBTİ+'lar hakkındaki içerikleri de dosya şeklinde gönderildi. Erişim engeli olarak alınan karar, gönderildiği Siber Güvenlik Başkanlığı tarafından akşam saatlerinde e-posta yoluyla T24'e tebliğ edildi. İlgili 118 içerik ile T24’ü erişime kapatma kararının, 29 Eylül'de alındığı öğrenildi. Mahkeme kararında, sulh ceza hâkimliğinin erişim engeli talebini 25 Eylül'de reddettiği, ancak itirazı değerlendiren mahkemenin daha sonra erişim engeli kararı aldığı bilgisi yer aldı. Kararda, T24'ün söz konusu haberleri ve sosyal medya paylaşımlarının "Türk aile yapısını zayıflatmaya yönelik olduğu" ve içeriklerin "gençlerin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konularındaki gelişim süreçlerini olumsuz etkileyebileceği" iddia edildi. Bu iddialarla, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 8/A maddesine dayanarak "suç işlenmesinin önlenmesi ve kamu düzeninin korunması" gerekçesiyle erişim engeli ve içeriğin yayından çıkarılması yönünde karar verildiği bildirildi. Kararın BTK sayfasında yayımlanmasının ardından, 17 yıldır bağımsız gazetecilik yapan T24 haber sitesi 30 Eylül 2026 tarihinde erişime engellendi. T24'e erişim engeli dünya basınında: Katıksız gazeteciliğe darbe! T24 hakkında iftira ve linç kampanyasıT24 hakkında X'te bir süredir bazı hesaplar tarafından iftira kampanyası yürütülüyordu. Farklı hesaplarca servis edilen aynı video görseli ve aynı metinde, "'Basın özgürlüğü' söylemi üzerinden yürütülen tartışmanın merkezinde bu kez T24’e aktarıldığı belirtilen fonlar var. Söz konusu fonların hangi kaynaklardan geldiği, hangi amaçlarla sağlandığı ve yayın politikasıyla nasıl bir ilişki taşıdığı kamuoyunca sorgulanıyor. Özellikle LGBT içerikleri üzerinden aile yapımızı hedef alan yayınlarla öne çıkan T24’ün asıl niyeti belli" ifadeleri yer alıyordu. DOĞAN AKIN YAZDI: T24 17 yaşında: Bir “aynı fikirde olmama hakkı” hikâyesi Kendinize ve bağımsız gazeteciliğe bir iyilik yapın, reklamsız T24’e abone olun! ‘Haber elemanı’ arkadaşlar; nerede bu Almanya paraları, söyleyin bölüşelim! |
Dünyada ve Türkiye’de T2417 yıldır tek kuruş almadı!Hiçbir şirket, kişi, kurum, kuruluş, dernek, örgüt, fon ve benzeri oluşumla bir ilişkisi bulunmayan, kendi ürettiği imkânlar dışında hiçbir dış kaynak tüketmeyen bağımsız internet gazetesi T24; 1 Eylül 2009'da yayına başladı. Aradan geçen 17 yılda hiçbir kişi, kurum, şirket, fon ve benzeri bir yapıdan tek kuruş almadı. T24 hesapları Maliye tarafından defalarca denetlendi, fon aldığına dair hiçbir bulguya rastlanmadı. Gazetecilerin en çok bildiği ve düzenli takip ettiği haber sitesi!Guardian Vakfı ile Norveç Sosyal Bilimler Derneği'nin ortaklığıyla Medya Araştırmaları Derneği tarafından 2018'de yapılan araştırmada T24 "gazetecilerin en çok bildiği ve düzenli takip ettiği haber sitesi" olarak tespit edildi. Dünyanın önde gelen paylaşım organizasyonlarından TEDX Konuşmaları'nda, kuruluşu ve kazandığı etkiyle hikâyesi sahneye davet edilen Türkiye'deki ilk ve tek haber sitesi T24 oldu. Yapay zekâ bilgi doğrulamak için en çok T24’e başvuruyor!Stanford Üniversitesi’nin 12 bin 600 soru yönelterek yaptığı, sonuçları temmuz ayında açıklanan araştırmanın sonuçlarına göre; yapay zekâ platformlarının Türkçe bilgi doğrulama süreçlerinde başvurduğu mecralar arasında T24 birinci sırada çıktı.
|
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|
Çizgi: Selçuk Demirel

