Bu yazıda Türkiye’de yaşadığımız parasal “fon” sürecini yeni bir beste gibi sunulan fon müziğine benzetiyorum. Bu müzik eşliğinde siyasi hareketlere ve ekonomik gelişmelere bakıyorum.
Bu müzik, siyasette ve ekonomide çöken kurumların ve devlet yapısının arkasından yakılan ağıtın müziği gibi. ABD’nin önde gelen haber ajanslarından Associated Press (AP), eski CHP’li İzmir Belediye Başkanının iktidar partisine geçmesini şöyle bir başlıkla duyurdu:
“Muhalefetin en güçlü şehirlerinden birinin belediye başkanı cumhurbaşkanının partisine iltica etti, sığındı (defected).” “Böylece iktidar partisi seçim kazanmadan belediye başkanlığı kazandı.”
Seçildiği tarafa sırtını dönüp karşı tarafa iltica etmek nasıl bir duygu yaratıyor acaba? Parasal fonların fon müziği yarattığı bir ülkede bunlar da oluyor demek ki.
Fonlar ve fon müziği
Türkiye’de 2021 ortalarından bu yana bir fon müziği çalıyor. Belki çalıyormuş demeliyim, çünkü bu müzikten çok kişi gibi ancak bir yıl önce haberim oldu.
Önce tarihe dikkat edelim. Fon müziği 2021 ortalarından sonra başlıyor ve elbette rastlantı değil. Bu tarihten sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın öncülüğünde “Nas” veya “yüksek faiz yüksek enflasyon nedenidir” görüşü devreye giriyor.
Enflasyonu düşürmek için Merkez Bankasının (TCMB) faiz indirimleri süreci başlıyor. Bu düşüncede olmayan banka başkanı ve diğer görevliler görevden alınıyor veya istifa ettiriliyor. Bu arada enflasyon artmaktadır.
TCMB’nin ilk faiz indirimi, başkan değiştirildikten sonra, 2021 Eylül sonunda oldu; faiz yüzde 19’dan yüzde 18’e düşürüldü. Faiz düşüşü devam etti ve 2021 Aralık sonunda yüzde 14’e inmişti.
Bu duruma döviz talebi ve döviz kuru hızla tepki verdi ve kurda sıçrama oldu. Döviz rezervinin döviz talebine dayanamayacağı anlaşılınca bazı Latin Amerika ülkelerinde geçmişte uygulanan Kur Korumalı Mevduat (KKM) yeni bir buluş gibi açıklandı.
KKM’ye geçiş olurken kur hızla düştü; ama daha sonra elbette yine yükselecekti. Kur düşüşü başlarken yüksek miktarlarda döviz satışları oldu ve bu yolla büyük bir servet transferi gerçekleşmişti. Bu transfer elbette tartışmalar yarattı.
Bu dönemde hükümetin beklediği senaryo şöyle idi; düşük faizle sanayiciler büyük miktarda krediler alacaklar, bunlarla yatırımlar yapacaklar ve üretim hızla artacaktı. Artan üretimle fiyatlar düşecek veya en azından artmayacaktı. İhracat ise hızla yükselerek döviz bolluğu yaratıp kur artışına engel olacaktı.
Birisi dışında bunların hiçbirisi olmadı. Olan, enflasyonun yarısı düzeyindeki düşük faizli kredilere hücum idi. Bu kredilerle döviz alındı, hammadde ve nihai ürün stokları yükseltildi. Ama inşaat dışında fiziki yatırım olmadı.
İnşaata yatırım oldu, çünkü düşük faizli kredilerle konut ve işyeri talebi patladı. Bunların fiyatı sıçradı. Elbette kiralar da sıçradı. Buna karşılık TÜİK’in kira endeksi bu sıçramayı göstermedi ve 2022 yılında bu konuda uyarılar, tartışmalar yaptık.
Mevduat faizleri de düşük kaldığı için, biraz daha yüksek getiri sağlayabilen yatırım fonları oluşturuldu ve bunlara talep yüksek oldu. Özellikle serbest yatırım fonları esnek yatırım seçenekleri ile öne çıktılar.
Peki bu fonlar için gereken sermaye nasıl sağlandı? Bankalar ve diğer bazı büyük sermaye grupları dışındakiler için sermaye sağlamak kolay değildi. Ancak bu amaçla düşük faizli krediler kullanılabilirdi. Özellikle kamu bankalarından siyasi bağlantılarla kredi alınabiliyordu.
Siyasi bağlantılarla düşük faizli krediler alabilmek tüm sektörler için çok çekici idi. Üretim yapan bazı küçük şirketlerle de anlaşarak finans kesimindeki bazı şirketler bankalardan önemli miktarlarda krediler aldılar.
Tera ve Pusula yatırım fonları
Tera Yatırım, 1990 yılında kurulmuş, 2005 yılında satılmıştı. Yeni sahipleri 2022’de “Tera Portföy Birinci Serbest Fon” adlı ilk yatırım fonunu kurdular. 2022 sonunda bu fonun büyüklüğü 35,77 milyon TL idi ve kodu TLY oldu.
Tera Portföy’ün TLY kodlu Serbest Fonunun büyüklüğü 1 Haziran 2026’da 141,06 milyar TL olmuş, yani 2022 sonuna göre yaklaşık 3944 kat artmıştı.
TEFAS verilerine göre Tera Portföy 8 adet daha başka yatırım fonu oluşturdu. Bunlardan en büyüğü TP2 koduyla bilinen Para Piyasası Fonu idi ve 1 Haziran 2026’da büyüklüğü 153,26 milyar TL’ye ulaşmıştı.
Tera Porföy’ün yönettiği toplam 9 fonun büyüklüğü, 1 Haziran 2026 tarihinde 305,83 milyar TL’te ulaşmıştı. Bu fonların büyüklükleri çok yükselmişti, getirileri de çok yüksekti. Siyasi bağlantılar nedeniyle bu aşırı yükselmeler görmezden geliniyordu.
Benzer gelişmeler Pusula Holding bünyesindeki Pusula Portföy’de de görülüyor. Pusula Portföy’ün üç yatırım fonu 2024’te kurulmuştur. Bunlar içinde en büyüğü Pusula Portföy Para Piyasası Fonudur. Kodu PRY olan bu fonun 1 Haziran 2026 itibariyle büyüklüğü 86,85 milyar TL.
Yine TEFAS verilerine göre, Pusula Portföyün toplam 6 fonu var ve bunların toplam büyüklüğü 1 Haziran 2026’da 146,09 milyar TL. Pusula’nın fonlarının toplam değeri Tera fonları kadar olmasa da oldukça yüksek ve bunlar ilk temerrüde düşenler arasında.
Tera ve Pusula gibi toplam 7 portföy şirketinin yatırım fonlarının değerlerinin ve getirilerinin çok şişirilmiş olduğu, bu konuda uyarılar yapıldığı ve önlemler alınması gerektiği bir süredir söyleniyordu.
Uyarılar arasında yaklaşık bir yıl önce Hazine ve Maliye Bakanlığının açıklaması, Haziran 2026’da bazı Türk hisselerinin de yer aldığı MSCI (Morgan Stanley Capital International) Endeksi’nden yapılan talepler ve 28 Ağustos 2026’da Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) duyurusu belirtilebilir.
Tüm bu bilgilere ve uyarılara karşılık SPK, İstanbul Borsası ve BDDK bu fonlara zamanlı müdahale yapmadı. Bunun nedeni bu fonların işleyişinde ve paylarının satışında iktidar partisi mensupları ile olan ilişkiler yatıyor.
Müdahale nihayet 17 Eylül 2026’da SPK’nın 131 fonun işlemlerini durdurup tasfiyeye girişmesi ile oldu. Bu fonların birçoğunun değeri sıfıra yaklaşmış oldu.
Siyasi ve ekonomik kayıplar
Ancak kayıplar, bu fonların değerinin sıfıra yaklaşması ile ve 17 milyar dolar olarak tahmin edilen parasal kayıplarla sınırlı değil.
Birincisi, iktidardaki partinin üst düzey görevlilerinin bu fonlarla ilişkilerinin ve müdahalenin gecikmesinin siyaset kurumuna olan güvensizlik etkisi var. Devlet yönetmekle fon yönetmek birbirine karışmış durumda.
İkincisi, aynı güvensizlik devlet kurumları için de geçerlidir. Devlet kurumları, başta yargı olmak üzere bağımsız ve tarafsız olması gerekirken, iktidar partisinin yörüngesinde çalışıyor görüntüsü yaygındır.
Üçüncüsü şudur; iktidar partisinin bu kadar yıpranmış olmasına karşılık bazı muhalefet belediye başkanları ve milletvekilleri iktidar partisine kaçıyorlar ve bu partinin rozetini takıyorlar.
ABD’nin önde gelen haber ajanslarından AP, İzmir Belediye başkanının parti değiştirmesini 7 Ekim 2026 tarihli bülteninde “Belediye başkanı cumhurbaşkanının partisine iltica etti, kaçtı, sığındı (defected)” diye haber yapıyor.
Siyasi olarak iltica edenler ne bekliyor acaba? İktidara yakın olup fonlardan yararlanmak mı istiyorlar? Uzun vadeli siyasi hesapları olamaz diye varsayıyorum.
İktidar partisi bu siyasi ilticacılardan ne bekliyor acaba? Uzun vadeli bir beklentisi olamaz.
Fon olayının veya fon müziğinin yarattığı ekonomik kayıplara gelelim. Bu konuyu iki hafta önce ele aldığımda kaygı verici bir gelişmenin döviz hareketleri ve döviz kurları ile ortaya çıkacağını söylemiştim.
Nitekim öyle oldu. Fonlarda satışların 2026 Ağustos ortasında arttığını, SPK’nın 28 Ağustos ve 17 Eylül duyuruları ile hızlandığını dikkate alalım. Tablo 1’de Ağustos ortasından bu yana TCMB’nin rezerv hareketleri görülüyor.
Döviz rezervleri 14 Ağustos ile 2 Ekim arasında yaklaşık 75,2 milyar dolardan 60,3 milyar dolara neredeyse 15 milyar dolar azalmıştır. Altın rezervlerinden satış oldu mu bilmiyoruz.
Altın rezervlerindeki düşüşün altın fiyatındaki azalmadan kaynaklandığını varsaysak bile 15 milyar dolar çok önemli bir kayıptır. Bu kayıpların bir bölümünün dışarıya kaçırılan fon paraları olduğunu biliyoruz.
Tablo 1 TCMB Rezerv Hareketleri
Kaynak: TCMB
Döviz rezervlerinin önemli bölümü borçlanarak biriktiriliyor. Borçlar için ödenen faizlerin de ekonomik kayıplar içinde sayılması gerekir.
TCMB’nin döviz kuru anketinde de bir yıl sonrası için beklenen dolar kurunda bir hızlanma olduğu görülüyor.
Fon çalkantısını en önemli etkilerinden birisi şudur: Fonlarda parası olan ve bu parayı kaybedenler tasarruflarını kaybettiler. Bunların yapmayı tasarladığı ödemeler, en azından kısa dönemde yapılamayacak.
Dolayısıyla örneğin konut talebi için tasarruf yapmış olanların bu talepleri yerine gelmeyecek ve inşaat sektörü bu aksamadan önemli ölçüde etkilenecektir.
Bu ödemelerin bir bölümü borç ödemeleri olacak idi. Bu borçlar da ödenemeyecek. Dolayısıyla ödenemeyen borçlar zincirleme finansal iflaslar yaratabilir.
Finansal hesapların ve siyasal ilişkilerin bu kadar iç içe olduğu bir sistemde fon müziği ekonomik yıkıntıların üzüntüsünü ve ağıtını yansıtıyor diyebiliriz.
|
T24'ten kamuoyuna - Türkiye’yle dertleşme; T24’e erişim nasıl engellenebildi! Karar, tebliğden önce Adalet Bakanlığı'nın WhatsApp gruplarında paylaşıldıAdalet Bakanlığı, basın gruplarında paylaştığı notla, dünyada da referans gösterilen, Türkiye'nin en büyük bağımsız haber sitesi T24'ün internet ve sosyal medya hesaplarının 'LGBT propagandası' yaptığı suçlamasıyla İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği'nce erişime kapatıldığını duyurdu. Bilgi notunda ayrıca T24'ün LGBTİ+'lar hakkındaki içerikleri de dosya şeklinde gönderildi. Erişim engeli olarak alınan karar, gönderildiği Siber Güvenlik Başkanlığı tarafından akşam saatlerinde e-posta yoluyla T24'e tebliğ edildi. İlgili 118 içerik ile T24’ü erişime kapatma kararının, 29 Eylül'de alındığı öğrenildi. Mahkeme kararında, sulh ceza hâkimliğinin erişim engeli talebini 25 Eylül'de reddettiği, ancak itirazı değerlendiren mahkemenin daha sonra erişim engeli kararı aldığı bilgisi yer aldı. Kararda, T24'ün söz konusu haberleri ve sosyal medya paylaşımlarının "Türk aile yapısını zayıflatmaya yönelik olduğu" ve içeriklerin "gençlerin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konularındaki gelişim süreçlerini olumsuz etkileyebileceği" iddia edildi. Bu iddialarla, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 8/A maddesine dayanarak "suç işlenmesinin önlenmesi ve kamu düzeninin korunması" gerekçesiyle erişim engeli ve içeriğin yayından çıkarılması yönünde karar verildiği bildirildi. Kararın BTK sayfasında yayımlanmasının ardından, 17 yıldır bağımsız gazetecilik yapan T24 haber sitesi 30 Eylül 2026 tarihinde erişime engellendi. T24'e erişim engeli dünya basınında: Katıksız gazeteciliğe darbe! T24 hakkında iftira ve linç kampanyasıT24 hakkında X'te bir süredir bazı hesaplar tarafından iftira kampanyası yürütülüyordu. Farklı hesaplarca servis edilen aynı video görseli ve aynı metinde, "'Basın özgürlüğü' söylemi üzerinden yürütülen tartışmanın merkezinde bu kez T24’e aktarıldığı belirtilen fonlar var. Söz konusu fonların hangi kaynaklardan geldiği, hangi amaçlarla sağlandığı ve yayın politikasıyla nasıl bir ilişki taşıdığı kamuoyunca sorgulanıyor. Özellikle LGBT içerikleri üzerinden aile yapımızı hedef alan yayınlarla öne çıkan T24’ün asıl niyeti belli" ifadeleri yer alıyordu. DOĞAN AKIN YAZDI: T24 17 yaşında: Bir “aynı fikirde olmama hakkı” hikâyesi Kendinize ve bağımsız gazeteciliğe bir iyilik yapın, reklamsız T24’e abone olun! ‘Haber elemanı’ arkadaşlar; nerede bu Almanya paraları, söyleyin bölüşelim! |
Dünyada ve Türkiye’de T2417 yıldır tek kuruş almadı!Hiçbir şirket, kişi, kurum, kuruluş, dernek, örgüt, fon ve benzeri oluşumla bir ilişkisi bulunmayan, kendi ürettiği imkânlar dışında hiçbir dış kaynak tüketmeyen bağımsız internet gazetesi T24; 1 Eylül 2009'da yayına başladı. Aradan geçen 17 yılda hiçbir kişi, kurum, şirket, fon ve benzeri bir yapıdan tek kuruş almadı. T24 hesapları Maliye tarafından defalarca denetlendi, fon aldığına dair hiçbir bulguya rastlanmadı. Gazetecilerin en çok bildiği ve düzenli takip ettiği haber sitesi!Guardian Vakfı ile Norveç Sosyal Bilimler Derneği'nin ortaklığıyla Medya Araştırmaları Derneği tarafından 2018'de yapılan araştırmada T24 "gazetecilerin en çok bildiği ve düzenli takip ettiği haber sitesi" olarak tespit edildi. Dünyanın önde gelen paylaşım organizasyonlarından TEDX Konuşmaları'nda, kuruluşu ve kazandığı etkiyle hikâyesi sahneye davet edilen Türkiye'deki ilk ve tek haber sitesi T24 oldu. Yapay zekâ bilgi doğrulamak için en çok T24’e başvuruyor!Stanford Üniversitesi’nin 12 bin 600 soru yönelterek yaptığı, sonuçları temmuz ayında açıklanan araştırmanın sonuçlarına göre; yapay zekâ platformlarının Türkçe bilgi doğrulama süreçlerinde başvurduğu mecralar arasında T24 birinci sırada çıktı.
|
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|
Çizgi: Selçuk Demirel

