Sıkıntılı günler…
Ruh halimiz alacakaranlık…
Şu sıralarda yüreğimin notalarını en çok yansıtan, Imael Angel’ın Bad Times şarkısı… Zaten adı üzerinde… Berbat zamanlar…
Uyku düzenim bozuldu. Bazen doğru dürüst uyuyamıyorum.
T24’e erişimin yasaklanmasından üç gün sonra, dün böyle kötü bir gece geçirdim. Herhalde saat 3’e doğru uykuya dalabildim.
Gördüğüm bir kâbusla uyandım. 12 Eylül darbesinden sonra polis evimizi basmış. Sabahın körü. Bir yandan giyiniyorum, bir yandan da “Acaba bu ortam ne kadar sürer?” diye düşünüyorum. Polislerden biri “Çabuk ol!” diye elindeki copu sallıyor. Yatağımın kenarındaki sehpa gürültüyle dağılıyor…
Gürültünün etkisiyle sıçradım. Telefona uzandım. “Bakalım iyi bir haber var mı?” diyerek. Her sabah böyle… Ama haberler hep kötü…
T24 WhatsApp Grubu’nda gözlerim ve beynim tam açılmadığı için hakkıyla okuyamadığım ve anlayamadığım bir metin var. Olağanüstü bir şeyler olduğunu hissediyorum…
Önce gözlerimi ovuşturup okuyorum, sonra kalkıp yüzümü yıkadıktan sonra koltuğa oturup tekrar okuyorum.
Aman Tanrım! Gerçek mi bütün bunlar?
* * *
Uzunca bir yazı. Tam ortasında birkaç fotoğraf.
Genel Yayın Yönetmenimiz Doğan Akın ve Genel Yayın Koordinatörümüz Gökçer Tahincioğlu nedense smokin giymişler. Saray gibi ışıl ışıl bir yerdeler…
Hemen yanlarında bir grup insan… Devletin en üst yöneticileri… Kimisi ciddi duruyor, kimisi hafif alaycı bir gülümsemeyle arkadaşlarımıza bakıyor.
Bir sonraki fotoğrafta bizimkiler öyle bir bakışla bakıyorlar ki muhataplarına, hani Özlem Çerçioğlu bakışı mı desem, Saniye Fıçı bakışı mı… Ama onlarda bunca yıldır hiç görmediğim derin bir sevdalı bakış…
WhatsApp Grubu’na gönderilen yazının başlığı “T24’te yeni dönem”…
Alnımdan soğuk terler süzülmeye başlıyor.
Yazının devamında “samimi ve yapıcı bir ortamda geçen görüşmeler”den bahsediliyor… Ve T24’le ilgili tüm yasak ve kısıtlamaların kaldırıldığından…Birkaç kez okuyorum.
Saate bakıyorum. Sonra da pencereden dışarıya. Daha çok erken ve karanlık…
Acaba neler oldu? Nasıl gelişmeler?
Çeşitli sitelerden haberlere göz atıyorum. Türkiye’de ve dünyada ne var ne yok diye.
Her şey normal: Yeni belediye operasyonları, fon vurgunları, yakıt zamları… Hayatımız olağan akışında devam ediyor işte…
Peki T24’e ne oldu?

* * *
Sabah erteleyemeyeceğim bir işi hallettikten sonra koşar adım T24’e gidiyorum.
İlk şoku binanın girişinde yaşıyorum. Her zaman kullandığım kartım giriş turnikesini açmıyor.
Aptallar gibi defalarca denedikten sonra epeydir dostane sohbetler yaptığım görevliden rica ediyorum. Kısa bir tereddütten sonra beni içeri alıyor.
İki asansörden biri çalışmıyor. Bozukmuş. Diğeri de gelmek bilmiyor.
Neyse, sonunda binip T24’ün bulunduğu kata çıkıyorum.
İçerisi bir kalabalık ki… Aylardır bu saatlerde böyle kalabalık olmamıştı. Tanımadığım bir sürü insan var. Bana garip garip bakanlar gözümden kaçmıyor.
Odama gidiyorum.
Her zaman açık duran cam kapı yeni bir sistemle kapanmış ve kartla girilir olmuş.
İçerdeki arkadaşım Candan Yıldız’a sesleniyorum. Aldırış etmiyor. Kapıyı yumrukluyorum. Duymaması, görmemesi imkânsız ama bana mısın demiyor.
Sık sık video program yaptığım stüdyoya yöneliyorum. Stüdyo genişlemiş, yeni kameralar alınmış. Ne ara oldu bütün bunlar?
Kurgudaki arkadaşların bakışı da soğuk. “Bütün gün Şirin Hanım ve Murat Bey’in yayınları var. Bugün tek bir 59 Saniye bile çekemeyiz” diyorlar.
Ben “Bütün gün ne yayını böyle, konuklar kim?” deyince bana önlerindeki listeden birçok bakanın adını veriyorlar. Şaşkınlıktan ne diyeceğimi bilemiyorum.
* * *
Artık sabrım taşıyor. Ve “Biri burada neler olduğunu açıklayacak mı?” diye avazım çıktığı kadar bağırıyorum.
Genel Koordinatörümüz Sertuğ Çiçek odasının kapısını açıyor. Ama beni içeri buyur etmeden, geçiştiren bir üslupla “T24’te yeni dönem bildirisi”ni okuyup okumadığımı soruyor.
“Bildiri mi? O okuduğum şeye bildiri mi diyorsunuz siz?”
Sertuğ kapıda istifini bozmadan “geçmişten çıkarılan derslerle artık yeni bir atak başlatıldığını, T24’ün 2071 vizyonu”nu falan anlatmaya çalışıyor.
Ayrıca daha şimdiden resmî ve özel bazı kurumlardan T24’e bir sürü ödül verildiğini, yakında törenler düzenleneceğini söylüyor.
Konuşmasının devamında bu yeni dönemde benimle çalışmama kararı aldıklarını açıklıyor.
En son “uzlaşma” ve “millî beraberlik” gibi bir şeyler daha telaffuz ediyor ama ben artık hiçbir sözü anlayamayacak hale gelmiş durumdayım.
Hızla Doğan’ın odasına yöneliyorum. Odanın kapısı değişmiş, önünde de izbandut gibi iki koruma belirmiş…
Beni ite kaka oradan uzaklaştırıyorlar.
Bu arada kenardan dört ayaklı koca bir karaltı yaklaşıyor. Allahım, bizim Hulki bit kadar bir köpekti, kısa sürede o mu büyüdü yoksa ben mi küçüldüm?
Kendimi ofisin kapısından dışarı zor atıyorum. Asansörü çağırıyorum. Bir türlü gelmek bilmiyor. Kapıya kadar yaklaşan Hulki sanki havlamıyor da avını yiyecek aslanlar gibi kükrüyor…
Nihayet asansörün kapısı açılıyor. Aceleyle adımımı atar atmaz bu açılan kapının çalışmayan asansöre ait olduğunu anlıyorum…
O yükseklikten aşağı doğru düşerken korkunç bir çığlık atıyorum ama fark ediyorum ki aslında sesim hiç çıkmıyor…
* * *
Kan ter içinde uyandım.
Başımı koyduğum yastık sırılsıklamdı.
Elim telefona uzandı. Aldım. Ama hemen bakamadım…
Kendime gelmeye ve gözlerimi ovuşturmaya çalışırken gözlerimden aşağı süzülen sıvının ter değil gözyaşı olduğunu anladım.
Yatağın içinde oturarak haberlere baktım. T24’e erişimin kapatılmasını protesto eden yazı ve açıklamalar vardı.
17 yıl önce kurulan ve benim de 15 yılı aşkındır bünyesinde olduğum T24 yasaklıydı, kapalıydı…
Meğer Doğan’la Gökçer’in devlet büyükleriyle fotoğraflarındaki o korkunç gülüşleri, “T24’te yeni dönem” bildirisi,“T24’ün 2071 vizyonu”, gazetemize verilen ödüller, ofisin yeni stüdyosu ile kapıları ve korumaları, kısa sürede devleşmiş sosis köpeğimiz Hulki falan, hepsi kâbusun parçalarıymış…
Kendi kendime gülüyorum.
Bad Times şarkısını yüksek sesle dinlemeye başlıyorum.
Neşeyle Rusya’dan getirdiğim votka şişesine uzanıyorum.
Berbat zamanlar…
Ve T24 hâlâ yasaklı…
İşte buna içilir!
|
T24'ten kamuyona - Türkiye’yle dertleşme; T24’e erişim nasıl engellenebildi! Adalet Bakanlığı, basın gruplarında paylaştığı notla, dünyada da referans gösterilen, Türkiye'nin en büyük bağımsız haber sitesi T24'ün internet ve sosyal medya hesaplarının 'LGBT propagandası' yaptığı suçlamasıyla İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği'nce erişime kapatıldığını duyurdu. Bilgi notunda ayrıca T24'ün LGBTİ+'lar hakkındaki içerikleri de dosya şeklinde gönderildi. Erişim engeli olarak alınan karar, gönderildiği Siber Güvenlik Başkanlığı tarafından akşam saatlerinde e-posta yoluyla T24'e tebliğ edildi. İlgili 118 içerik ile T24’ü erişime kapatma kararının, 29 Eylül'de alındığı öğrenildi. Mahkeme kararında, sulh ceza hâkimliğinin erişim engeli talebini 25 Eylül'de reddettiği, ancak itirazı değerlendiren mahkemenin daha sonra erişim engeli kararı aldığı bilgisi yer aldı. Kararda, T24'ün söz konusu haberleri ve sosyal medya paylaşımlarının "Türk aile yapısını zayıflatmaya yönelik olduğu" ve içeriklerin "gençlerin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konularındaki gelişim süreçlerini olumsuz etkileyebileceği" iddia edildi. Bu iddialarla, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 8/A maddesine dayanarak "suç işlenmesinin önlenmesi ve kamu düzeninin korunması" gerekçesiyle erişim engeli ve içeriğin yayından çıkarılması yönünde karar verildiği bildirildi. Kararın BTK sayfasında yayımlanmasının ardından, 17 yıldır bağımsız gazetecilik yapan T24 haber sitesi 30 Eylül 2026 tarihinde erişime engellendi. T24'e erişim engeli dünya basınında: Katıksız gazeteciliğe darbe! T24 hakkında iftira ve linç kampanyasıT24 hakkında X'te bir süredir bazı hesaplar tarafından iftira kampanyası yürütülüyordu. Farklı hesaplarca servis edilen aynı video görseli ve aynı metinde, "'Basın özgürlüğü' söylemi üzerinden yürütülen tartışmanın merkezinde bu kez T24’e aktarıldığı belirtilen fonlar var. Söz konusu fonların hangi kaynaklardan geldiği, hangi amaçlarla sağlandığı ve yayın politikasıyla nasıl bir ilişki taşıdığı kamuoyunca sorgulanıyor. Özellikle LGBT içerikleri üzerinden aile yapımızı hedef alan yayınlarla öne çıkan T24’ün asıl niyeti belli" ifadeleri yer alıyordu. DOĞAN AKIN YAZDI: T24 17 yaşında: Bir “aynı fikirde olmama hakkı” hikâyesi Kendinize ve bağımsız gazeteciliğe bir iyilik yapın, reklamsız T24’e abone olun! ‘Haber elemanı’ arkadaşlar; nerede bu Almanya paraları, söyleyin bölüşelim!
|
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|
Çizgi: Selçuk Demirel

