Alacakaranlık kuşağında fon skandalı, T24 yasağı ve Mekke Paktı

Alacakaranlık kuşağında fon skandalı, T24 yasağı ve Mekke Paktı

Husilerin yenilmesi halinde bundan Suudi Arabistan’dan sonra en çok Amerika’nın ve İsrail’in sevineceğine, İran’ın ise üzüleceğine kimse kuşku duymasın. Bunlar bize çıkar sağlayacak sonuçlar mı?

Alacakaranlık kuşağında fon skandalı, T24 yasağı ve Mekke Paktı

 

Fon skandalı

Kötü günlerden geçiyoruz. Her güne yeni bir  karamsar haberle uyanıyoruz. Adeta sonu gelmez bir alacakaranlık kuşağının içine hapsedildik kaldık. Bu kadar kötülüğün, haksızlığın, kural ve hukuk tanımazlığın bir arada yaşandığı bir dönem daha önce görülmemişti. 

Fon rezaleti her şeyin üzerine tüy dikti. Bu skandalın siyaset ve bürokrasi içindeki sorumlularının üzerine gidilmemiş olması ibretlik bir durum. CHP’den seçilen belediyeler sonu gelmez operasyonlar ve şafak baskınlarıyla hallaç pamuğu gibi atılırken foncu dolandırıcılara gösterilen hoş görünün tevil edilebilecek bir yanı yok. Buradaki hukuk tanımazlığı ve çifte standardı ancak vicdansızlar ve butlancılar içine sindirebilir. Geniş halk kitleleri olan bitenin farkında.

Fon rezaleti mevcut çürümenin boyutlarını iyice açığa vurdu. Yolsuzluklar, kayırmalar, beşli çete, pudra şekerciler vs. derken, iş alenen yüzbinlerin dolandırılmasına vardı. “Güç bozar, mutlak güç mutlaka bozar” derler. Aynen öyle oldu. Ne tesadüfse bozulanların hep aynı siyasi, sosyal ve kültürel çevreden gelen imtiyazlı zümrenin mensupları. Bir yanda yoksulluk ve sefalet içinde kıvranan milyonlar, diğer yanda haksız servet ve lükse gark olmuş, bir eli siyasetin içinde, diğer eli devletin ve halkın cebinde güç sahibi dolandırıcılar. Bunları yaratan sistemin büyük bir dönüşüm yaşanmadan arınabileceğine inanmamız bekleniyorsa, boşuna uğraşılmasın. Artık kimse boş vaatlere, belagat değeri dahi olmayan meydan nutuklarına inanmıyor.

Medya yasakları ve T24

Türkiye’de görevini yapan, haktan ve doğrudan yana, gerçeği yazma cesareti olan pek az medya kaldı. Çürüme ve haksızlıklar arttıkça bunların sesleri daha da kısılmaya çalışılıyor. RTÜK cezaları, TV kapatmaları, gazeteci tutuklamaları yalnız ve güzel ülkemizde öteden beri, alışmasak da sıradan olaylar arasındaydı. Ama iş giderek çığırından çıkmaya başladı.  Tutuklamalar, internet yasakları, sosyal medya hesaplarının hukuksuzca kapatılması çığ gibi çoğalmaya başladı.

Alacakaranlık kuşağındaki son olay hepimizin onuru T24’e reva görülen muamele. Türkiye’nin en büyük tarafsız haber ve yorum platformu T24’e bir sulh ceza hakiminin kararıyla aile değerlerini koruma gerekçesiyle erişim engeli getirilmesi bardağı taşıran son damla oldu. Gerekçe bazı haberlerde LGBTI+ propagandası yapılmasıymış! Adı üstünde, bunlar haber. İçlerinde suç unsuru taşıyanlar varsa bunlara münferiden işlem yapılabilecekken yurt içinde ve yurt dışında en geniş şekilde referans kaynağı olarak önemli bir işlev yerine getiren, çok sayıda saygın aydın ve akademisyenin gönüllü olarak katkıda bulunduğu T24’e tümden erişim yasağı getirilmesi, maksadın üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Ama yasaklarla istenen sonuç asla elde edilemez. Her şeyden önce T24 bir yolunu bulur yayın faaliyetine devam eder. Nitekim öyle de yapıyor. Olsa olsa bu yasak nedeniyle Türkiye’nin dış itibarı biraz daha yara alır. Türkiye’deki tüm haksız işlemler gibi T24’e yapılan yanlıştan da bir an önce dönülmesi en samimi temennimiz.

Mekke Paktı ve ötesi

Bir süredir yazmaya çalıştığımız gibi Türkiye’nin Mekke Paktı’na katılması doğru bir adım olmamıştır. Anayasa gereği Hükümet henüz TBMM’den yetki almamış olmasın rağmen Mekke Paktı’na ilişkin örgütleme faaliyetlerine son sürat katkı sunmaya devam ediyor. Her yerde olduğu gibi burada da anayasa tanımazlık ve TBMM’yi by-pass etme alışkanlığı kendini gösteriyor.

Her şeyden önce bu Pakt’a hangi amaçla katılığımızın açıklanması ve kamuoyunun ikna edilmesi gerekir. Hükümet henüz böyle bir şey yapmadı. Mekke Paktı’nın kimseye karşı olmadığını söylemek bu tehlikeli konjonktürde yeterli bir argüman değil. Türkiye NATO’ya katılırken somut bir tehditle karşı karşıyaydı. Türkiye sanıldığının aksine Kuzey Atlantik İttifakına öyle kolay üye kabul edilmedi. Türkiye’nin üyeliğine NATO içinden önemli bir muhalefet mevcuttu. Söz konusu muhalefet ancak Türkiye’nin Kore savaşına katılarak Batı ittifakı için fedakârlık yapmaya hazır olduğunu kanıtlamasıyla kırılabildi.

Mekke Paktı için, NATO’ya girişte olduğu gibi Türkiye bakımından somut bir tehdit algılamasının geçerli olduğu ileri sürülemez. Aksine, Mekke Paktı ilave güvenlik garantisi sağlamazken, Türkiye’yi gereksiz yere yeni  çatışmalara sürükleme tehlikesi taşımaktadır.

Daha önceki bir T24 yazımda bu Paktın İsrail’e karşı değil, olsa olsa İran ve ona bağlı vekil güçlere karşı kurulmuş olduğu savında bulunmuştum. Nitekim son gelişmeler bu savı haklı çıkardı. Daha anlaşmanın mürekkebi kurumadan (ortada bir anlaşma olup olmadığı da tartışılır) Suudi Arabistan Yemen’deki Husi güçleriyle savaşmaya ve Husilerin ilerlemesi karşısında başta ABD olmak üzere müttefiklerinden yardım talep etmeye başladı. ABD Suudi Arabistan’a yardım sağlamayı kabul etmezken Mekke Paktı’nın imzacılarından olumlu açıklamalar gelmesi dikkat çekiciydi. Pakistan gönülden kendini ateşe atmaya hazır bir tavır sergilerken, Türkiye’den de olumlu açıklamalar geldi.

İlk önce Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Suudi Arabistan’a gerekirse teknik yardımda bulunulabileceğinden bahsederken kısa süre sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan asker gönderme ihtimalini dışlamayan açıklamalarda bulundu. Daha sonra Genelkurmay Başkanı Selçuk Bayraktaroğlu Riyad’da üçlü ittifak karşıtlarıyla buluşarak istişareler gerçekleştirdi. Genelkurmay Başkanının Riyad’da neler konuştuğu hakkında kamuoyuna yeterli bilgi verilmedi ama Husilerle savaşının görüşüldüğünü tahmin etmek zor olmasa gerek.

 

Nitekim 5 Ekim’de Riyad’da gerçekleşen Mekke İttifakı’nın Dışişleri ve Savunma Bakanları ile Genelkurmay Başkanlarından oluşan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi’nin  “olağanüstü” toplantısında (birinci toplantı İstanbul’da gerçekleştirilmişti) Suudi Arabistan’a acil askeri destek kararı çıktı. Bu toplantıda ayrıca NATO’da olduğu gibi Mekke Paktı’na bir genel sekreter atandı. Yeni genel sekreter Pakistanlı bir emekli tümgeneral.

Toplantıdan sonra yapılan ortak açıklamaya göre “ortak savunma taahhütlerinin derhal pratik uygulamaya geçirilmesine  ve kararlaştırılan kuvvetler ile askeri kabiliyetlerin Suudi Arabistan’a hızlı konuşlandırılması için gerekli tedbirlerin alınmasına” karar verildi. Bu kapsamda “üye devletlerin ulusal mevzuatı ile onaylanmış düzenlemelere uygun olarak kararlaştırılan kuvvetlerin ve askeri kabiliyetlerin sağlanması ve bunların Suudi Arabistan’a hızla konuşlandırılması için gerekli tedbirlerin alınacağı” belirtildi. Bu son cümlenin henüz Pakt’a katılımımızın TBMM’nin onayından geçmemiş olması ve yabancı ülkelere asker konuşlandırmanın TBMM’nin iznine tabi olması nedeniyle Türkiye tarafından koydurulmuş olduğunu düşünmek mümkün. Ama gerçek olan şu ki hiç ilgimiz olmayan bir savaşın içine  dolu dizgin ilerliyoruz.

Husilerin yenilmesi halinde bundan Suudi Arabistan’dan sonra en çok Amerika’nın ve İsrail’in sevineceğine, İran’ın ise üzüleceğine kimse kuşku duymasın. Bunlar bize çıkar sağlayacak sonuçlar mı?

Umalım Mekke Paktı vakit geçirilmeden TBMM’ye sunulur ve buradan ülke yararına bir karar çıkar.


T24'ten kamuoyuna - Türkiye’yle dertleşme; T24’e erişim nasıl engellenebildi!

Karar, tebliğden önce Adalet Bakanlığı'nın WhatsApp gruplarında paylaşıldı

Adalet Bakanlığı, basın gruplarında paylaştığı notla, dünyada da referans gösterilen, Türkiye'nin en büyük bağımsız haber sitesi T24'ün internet ve sosyal medya hesaplarının 'LGBT propagandası' yaptığı suçlamasıyla İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği'nce erişime kapatıldığını duyurdu. Bilgi notunda ayrıca T24'ün LGBTİ+'lar hakkındaki içerikleri de dosya şeklinde gönderildi. Erişim engeli olarak alınan karar, gönderildiği Siber Güvenlik Başkanlığı tarafından akşam saatlerinde e-posta yoluyla T24'e tebliğ edildi. İlgili 118 içerik ile T24’ü erişime kapatma kararının, 29 Eylül'de alındığı öğrenildi. Mahkeme kararında, sulh ceza hâkimliğinin erişim engeli talebini 25 Eylül'de reddettiği, ancak itirazı değerlendiren mahkemenin daha sonra erişim engeli kararı aldığı bilgisi yer aldı. Kararda, T24'ün söz konusu haberleri ve sosyal medya paylaşımlarının "Türk aile yapısını zayıflatmaya yönelik olduğu" ve içeriklerin "gençlerin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konularındaki gelişim süreçlerini olumsuz etkileyebileceği" iddia edildi. Bu iddialarla, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 8/A maddesine dayanarak "suç işlenmesinin önlenmesi ve kamu düzeninin korunması" gerekçesiyle erişim engeli ve içeriğin yayından çıkarılması yönünde karar verildiği bildirildi. Kararın BTK sayfasında yayımlanmasının ardından, 17 yıldır bağımsız gazetecilik yapan T24 haber sitesi 30 Eylül 2026 tarihinde erişime engellendi. 

Dünyada da referans gösterilen Türkiye'nin en büyük bağımsız haber sitesi T24, sosyal medyada başlatılan iftira kampanyası sonrası erişime engellendi!

T24'e erişim engeli dünya basınında: Katıksız gazeteciliğe darbe!

Türkiye’nin dünyada da referans alınan haber mecrası T24 hakkındaki erişim engeli kararı infial yarattı: Türkiye dijital OHAL yaşıyor!

T24 hakkında iftira ve linç kampanyası 

T24 hakkında X'te bir süredir bazı hesaplar tarafından iftira kampanyası yürütülüyordu. Farklı hesaplarca servis edilen aynı video görseli ve aynı metinde, "'Basın özgürlüğü' söylemi üzerinden yürütülen tartışmanın merkezinde bu kez T24’e aktarıldığı belirtilen fonlar var. Söz konusu fonların hangi kaynaklardan geldiği, hangi amaçlarla sağlandığı ve yayın politikasıyla nasıl bir ilişki taşıdığı kamuoyunca sorgulanıyor. Özellikle LGBT içerikleri üzerinden aile yapımızı hedef alan yayınlarla öne çıkan T24’ün asıl niyeti belli" ifadeleri yer alıyordu.


DOĞAN AKIN YAZDI:

T24 17 yaşında: Bir “aynı fikirde olmama hakkı” hikâyesi

Kendinize ve bağımsız gazeteciliğe bir iyilik yapın, reklamsız T24’e abone olun!

‘Haber elemanı’ arkadaşlar; nerede bu Almanya paraları, söyleyin bölüşelim!


Dünyada ve Türkiye’de T24

17 yıldır tek kuruş almadı!

Hiçbir şirket, kişi, kurum, kuruluş, dernek, örgüt, fon ve benzeri oluşumla bir ilişkisi bulunmayan, kendi ürettiği imkânlar dışında hiçbir dış kaynak tüketmeyen bağımsız internet gazetesi T24; 1 Eylül 2009'da yayına başladı.

Aradan geçen 17 yılda hiçbir kişi, kurum, şirket, fon ve benzeri bir yapıdan tek kuruş almadı. T24 hesapları Maliye tarafından defalarca denetlendi, fon aldığına dair hiçbir bulguya rastlanmadı. 

Gazetecilerin en çok bildiği ve düzenli takip ettiği haber sitesi!

Guardian Vakfı ile Norveç Sosyal Bilimler Derneği'nin ortaklığıyla Medya Araştırmaları Derneği tarafından 2018'de yapılan araştırmada T24 "gazetecilerin en çok bildiği ve düzenli takip ettiği haber sitesi" olarak tespit edildi.

Dünyanın önde gelen paylaşım organizasyonlarından TEDX Konuşmaları'nda, kuruluşu ve kazandığı etkiyle hikâyesi sahneye davet edilen Türkiye'deki ilk ve tek haber sitesi T24 oldu.

Yapay zekâ bilgi doğrulamak için en çok T24’e başvuruyor!

Stanford Üniversitesi’nin 12 bin 600 soru yönelterek yaptığı, sonuçları temmuz ayında açıklanan araştırmanın sonuçlarına göre; yapay zekâ platformlarının Türkçe bilgi doğrulama süreçlerinde başvurduğu mecralar arasında T24 birinci sırada çıktı.

T24 17 yaşında: Bir “aynı fikirde olmama hakkı” hikâyesiÇizgi: Selçuk Demirel

Gazetecilik ödüllerinde rekor kırdı

Finansal dayatma ve ideolojik takıntılardan bağımsız gazetecilikte Türkiye’de önemli bir dönemeci ifade eden T24, 2010 yılında, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin çalışmalarını ödüle değer gördüğü tek internet gazetesi oldu.

Muhabirleri ve yazarlarıyla birlikte; sadece 2026 yılının ilk altı ayında dokuz gazetecilik ödülü kazandı ve bu alanda bir rekor kırdı.

Türkiye’de bütün kesimlerin güvendiği mecra

T24; hiçbir görüş ve inancı haberciliğin önüne koymayan; gazeteciler için gazetecilikten daha önemli hiçbir öncelik olamayacağına inanan; insanları, inançları, görüşleri dışlamayan yayın politikası; haberciliği, dosyaları, söyleşileri videoları ile Türkiye’de bütün kesimlerin güvendiği bir mecra olarak 17 yıldır bağımsız gazeteciliğini sürdürüyor.


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

 

 

 

İlgili İçerikler