Korkmadım dersem yalan olur. Hem de öyle sıradan bir tedirginlik değil bu; iliklerinize kadar işleyen, mesleki hafızanın o soğuk ürpertisi.
Yıllarca mürekkep damlatmış, sahanın çim kokusunu da kulislerin tozunu da solumuş bir futbol emekçisiyim. Bugün T24 kürsüsünden kaleme aldıklarımız birilerini birtakım hülyalara sevk ediyorsa kusura bakmasınlar. Bizim vizyonumuzda futbol, doğası gereği estetiğin, akıl oyunlarının ve o kadim coşkunun sahnesi olmalıdır; tabii o fırsatı bulabildiğimiz nispette. Fakat ne yazık ki o yapıcı parantezi açabilme imkânımız gün geçtikçe irtifa kaybediyor, seyrekleşiyor.
Şimdi önümüzde iki patika var: Ya Vincenzo Montella, kulübede kadro mühendisliği yapmanın o kadim ve incelikli sanatını nihayet idrak edecek; ya da TFF’nin tepe yönetimi, liyakat ve belagat kriterlerine sadık kalarak kurulların başına ehil isimleri getirecek. İkisi de gerçekleşmezse? İşte o noktada Türk futbolunun sür sürüleceği meçhuliyet beni korkutuyor. Ya siz, gerçekten rahat mısınız?
Şu hakikatin altını da kalın çizgilerle çizelim: Hakiki gazetecilik refleksini hiçbir idari kararla, hiçbir baskıyla frenleyemezsiniz. Ben tabelada emekli yazan bir basın mensubuyum belki; ama mesleki dürtülerim hâlâ saha kenarında, ilk günkü dinamizminde. Yasin Kol gözaltına alındığında refleks icabı sosyal medyadan o paylaşımı yaptım. "Sana ne be adam?" diyebilirsiniz; usulen haklısınız da. Fakat bu mesleğin genetiğinde var bu: Siz ondan emekli olursunuz ama o sizden asla emekli olmaz. T24 çatısı altındaki o genç ve pırıl pırıl kadroda da aynı mesleki virüs, aynı kutsal sızı mevcut. Onlar gazeteci. Onları durdurmak? Na-mümkün.
Bakınız, millî takım projeksiyonuyla yola çıktığımız satırlarda kendimizi nerede bulduk... Aslında ay-yıldızlı ekibin nereye savrulduğu da muamma; vizyonumuz katran karası bir sis perdesinin arkasında kaybolmuş durumda.
Tam iki haftadır futbol kamuoyu, bahsi geçen 'FON' krizinin enkazı altından çıkan sarsıcı tablonun şaşkınlığını yaşıyor. O şokun tozu dumanı henüz dağılmamışken, bu kez TFF merkezli yeni bir fay hattı kırıldı. Sürpriz mi? Kesinlikle değil. Sızan ses kayıtları, ortalıkta dolaşan yazışmalar... Tabir yerindeyse kanalizasyon patladı, tuz dahi koktu. İğrenç bir tablo; ne kelimeler yeter tarif etmeye, ne de lügat. İşin en acı tarafı, bu yozlaşmış iklimin ortasında büyüyüp göğsünde o kutsal Ay-Yıldız’ı taşıyan çocuklar, bizim evlatlarımız. Hep aynı eski senaryo, aynı bayat nakarat. Yine aynı kanalizasyon...
Evet, Türk futbolunda foseptik patlamıştır ve ortaya yayılan koku artık semaları kaplamış vaziyette. Belli ki Montella da bu ağır atmosferden bunalmış, zihninde bavullarını çoktan toplamış. Sahadaki taktiksel karmaşası bir yana, niyeti son derece sarih: Bir çıkış kapısı arıyor.
Gelelim saha içi organizasyonundaki o akılalmaz tezatlara. Montella dedikçe, ezberlerimizi zorlayan hamleler silsilesiyle karşılaşıyoruz. İtalya karşısında iç sahada beşli savunma bloku kurup adeta modern bir Çin Seddi örmeye kalkıyorsunuz; hücum hattında ise topu topu dört personelle varlık göstermeye çalışıyorsunuz. Bu reaksiyon hücum etmek midir, yoksa kamuoyuna "hücum ediyormuş gibi" yapmak mı? Ardından Belçika deplasmanına gidiyorsunuz ve savunma çizgisini gözü kapalı 55 metre ileri çekiyorsunuz. Stoper tandeminiz kim? Abdülkerim ve Merih! Kelimelerin kifayetsiz kaldığı, futbol mantığının iflas ettiği an tam olarak burasıdır. İtalyan teknik adam artık taktik tahtasında hamle yapmıyor; basın odasındaki kürsüden avazı çıktığı kadar bağırıyor: "Benim tazminatımı verin ve beni gönderin!" Kamuoyunun da, futbol aklının da talebi zaten bu paralelde. Verin hak edişini, bitsin bu eziyet.
Peki, bu Barış Alper Yılmaz ısrarının ardındaki mantıksal zemin nedir? Akıl ve izam sınırlarını zorlayan bu tercihte oyuncunun doğum yerine göre mi karar veriyoruz? İşin doğrusu Barış’a da yüklenemiyorum; genç adamın burada bir vebali yok. O, çizgiye yakın oynayan, fizik gücüyle koridoru kullanan tipik bir kanat oyuncusu; çok yönlü bir profil değil. Verirsiniz alanını, çizgiden iner, içeri kat eder ya da şutunu atar. Fakat siz bu profili alıp 9 numara pozisyonuna hapsediyorsunuz: "Git orada stoperlerle boğuş, duvar ol, alan aç..." İmkânsız. O bu rolün aktörü değil. Bir kanat oyuncusundan tipik bir santrfor yaratmaya çalışmak, mahalledeki kunduracıyı alıp kuaför koltuğuna oturtmaya benzer. O koltuğa oturan müşterinin başına geleceklere şaşırmayacaksınız.
Bir diğer husus: Ulusal bir takımın tek oyun ezberi geçiş/kontraatak üzerine inşa edilemez. İsmini modern terminolojide "geçiş oyunu" koymanız, işin özündeki kontra gerçeğini değiştirmiyor.
Müsabakanın ikinci yarısında Barış Alper’in yerine Yunus Akgün hamlesi geldi. Yunus, santradan itibaren sahada olması gereken o yaratıcı aklı ve top kullanımını getirdi getirmesine ama hamlesi saman alevi gibi parlayıp söndü. Yunus’un kaptırdığı kritik top, dönüp ağlarımızla buluştu. Doksan dakikalık o koca dramatik tiyatro; Kevin De Bruyne’nin ikinci golüne kadar geçen tek bir sekansa, tek bir perdeye sıkışıp kaldı.
Uzatmaya gerek yok. Koltuğunun altındaki zemin çatırdayan bir federasyonun teknik direktörü, görevden ayrılmak adına elinden gelenin fazlasını yapıyor. Bu kadar iştahla "beni kovun" mesajı veren bir teknik adama az rastlanır. Verin tazminatını, hem o rahatlasın hem bu futbol iklimi. Zira futbol kamuoyu olarak gerçekten çok yorulduk, çok sıkıldık.
T24'ten kamuyona - Türkiye’yle dertleşme; T24’e erişim nasıl engellenebildi!
Ne oldu?
Karar tebliğden önce Adalet Bakanlığı'nın WhatsApp gruplarında paylaşıldı
Adalet Bakanlığı, basın gruplarında paylaştığı notla, dünyada da referans gösterilen, Türkiye'nin en büyük bağımsız haber sitesi T24'ün internet ve sosyal medya hesaplarının 'LGBT propagandası' yaptığı suçlamasıyla İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği'nce erişime kapatıldığını duyurdu. Bilgi notunda ayrıca T24'ün LGBTİ+'lar hakkındaki içerikleri de dosya şeklinde gönderildi. Erişim engeli olarak alınan karar, gönderildiği Siber Güvenlik Başkanlığı tarafından akşam saatlerinde e-posta yoluyla T24'e tebliğ edildi. İlgili 118 içerik ile T24’ü erişime kapatma kararının, 29 Eylül'de alındığı öğrenildi. Mahkeme kararında, sulh ceza hâkimliğinin erişim engeli talebini 25 Eylül'de reddettiği, ancak itirazı değerlendiren mahkemenin daha sonra erişim engeli kararı aldığı bilgisi yer aldı. Kararda, T24'ün söz konusu haberleri ve sosyal medya paylaşımlarının "Türk aile yapısını zayıflatmaya yönelik olduğu" ve içeriklerin "gençlerin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konularındaki gelişim süreçlerini olumsuz etkileyebileceği" iddia edildi. Bu iddialarla, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 8/A maddesine dayanarak "suç işlenmesinin önlenmesi ve kamu düzeninin korunması" gerekçesiyle erişim engeli ve içeriğin yayından çıkarılması yönünde karar verildiği bildirildi. Kararın BTK sayfasında yayımlanmasının ardından, 17 yıldır bağımsız gazetecilik yapan T24 haber sitesi 30 Eylül 2026 tarihinde erişime engellendi.
T24'e erişim engeli dünya basınında: Katıksız gazeteciliğe darbe!
T24 hakkında iftira ve linç kampanyası
T24 hakkında X'te bir süredir bazı hesaplar tarafından iftira kampanyası yürütülüyordu. Farklı hesaplarca servis edilen aynı video görseli ve aynı metinde, "'Basın özgürlüğü' söylemi üzerinden yürütülen tartışmanın merkezinde bu kez T24’e aktarıldığı belirtilen fonlar var. Söz konusu fonların hangi kaynaklardan geldiği, hangi amaçlarla sağlandığı ve yayın politikasıyla nasıl bir ilişki taşıdığı kamuoyunca sorgulanıyor. Özellikle LGBT içerikleri üzerinden aile yapımızı hedef alan yayınlarla öne çıkan T24’ün asıl niyeti belli" ifadeleri yer alıyordu.
DOĞAN AKIN YAZDI:
T24 17 yaşında: Bir “aynı fikirde olmama hakkı” hikâyesi
Kendinize ve bağımsız gazeteciliğe bir iyilik yapın, reklamsız T24’e abone olun!
‘Haber elemanı’ arkadaşlar; nerede bu Almanya paraları, söyleyin bölüşelim!
Dünyada ve Türkiye’de T2417 yıldır tek kuruş almadı!Hiçbir şirket, kişi, kurum, kuruluş, dernek, örgüt, fon ve benzeri oluşumla bir ilişkisi bulunmayan, kendi ürettiği imkânlar dışında hiçbir dış kaynak tüketmeyen bağımsız internet gazetesi T24; 1 Eylül 2009'da yayına başladı. Aradan geçen 17 yılda hiçbir kişi, kurum, şirket, fon ve benzeri bir yapıdan tek kuruş almadı. T24 hesapları Maliye tarafından defalarca denetlendi, fon aldığına dair hiçbir bulguya rastlanmadı. Gazetecilerin en çok bildiği ve düzenli takip ettiği haber sitesi!Guardian Vakfı ile Norveç Sosyal Bilimler Derneği'nin ortaklığıyla Medya Araştırmaları Derneği tarafından 2018'de yapılan araştırmada T24 "gazetecilerin en çok bildiği ve düzenli takip ettiği haber sitesi" olarak tespit edildi. Dünyanın önde gelen paylaşım organizasyonlarından TEDX Konuşmaları'nda, kuruluşu ve kazandığı etkiyle hikâyesi sahneye davet edilen Türkiye'deki ilk ve tek haber sitesi T24 oldu. Yapay zekâ bilgi doğrulamak için en çok T24’e başvuruyor!Stanford Üniversitesi’nin 12 bin 600 soru yönelterek yaptığı, sonuçları temmuz ayında açıklanan araştırmanın sonuçlarına göre; yapay zekâ platformlarının Türkçe bilgi doğrulama süreçlerinde başvurduğu mecralar arasında T24 birinci sırada çıktı.
|
T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN
|
Çizgi: Selçuk Demirel

