Gülsün Karamustafa’nın vadedilmiş resimleri: "Sanat yaşamıma ressam olarak başladım, resimden hiç kopmadım"

Gülsün Karamustafa’nın vadedilmiş resimleri: "Sanat yaşamıma ressam olarak başladım, resimden hiç kopmadım"

"Vadedilmiş resim benim için ikondu. Küçük boyutlu, bir pentür iddiası taşımayan resimler, ama İstanbul’un insanı olduğumdan ve ikonlarla iç içe yaşadığımdan ikon yapma hakkını kendimde buldum"

Gülsün Karamustafa’nın vadedilmiş resimleri: "Sanat yaşamıma ressam olarak başladım, resimden hiç kopmadım"

Büro Sarıgedik, Gülsün Karamustafa’nın son işlerini sergiliyor. Sergi salonunun ön bölümünde 8 ‘sergi içi’ resim, arka bölümünde 14 ‘sergi dışı’ resim var. Bunlar akrilik. Serginin adı da ‘Resim Sergisi’, yani fiyakalı bir başlığı yok... “Aa neden?” diye soruyorum Gülsün Karamustafa’ya, şöyle diyor: “Eskiden sergi açtığımızda başlık falan düşünmezdik. Akademi’den ayrılıp profesyonel olarak sergi açmaya başladığımızda uzun süre başlıklarımız ya ‘Resim Sergisi’ ya da ‘Heykel Sergisi’ idi. Gelenek devam ediyor.”

Gülsün Karamustafa liseyi Ankara Koleji’nde okurken resim hocaları Turgut Zaim ve Eşref Üren’di. Liseden sonra Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde yani bugünkü Mimar Sinan Üniversitesi’nde okudu. Orada da Bedri Rahmi Atölyesi’nde öğrenciydi. Mezuniyetten sonra BBC’nin Türkçe Servisi’nde çalışmak üzere Londra’ya gitti. Dönüşünde 12 Mart 1971 darbesinde eşiyle birlikte aranan bir kişiyi sakladıkları gerekçesiyle hapis cezası aldılar. 2013 yılında Salt’ta açtığı ‘Vadedilmiş Bir Sergi’de, 1998 yılında yaptığı bir dijital baskı görmüştük. Kendisi ve eşi hâkim karşısında ayakta, tepelerinde, hapishanelerdeki projeksiyonu çağrıştıran ‘Rejim, İdeoloji, Kontrol, Sahne’ yazan bir ışık halesi dolaşıyor, onları mercek altına alıyordu. İşte tam da tutukluluk günlerine ait anılarının sanatsal bir ifadesiydi bu iş.

Gülsün Karamustafa şöyle diyor: “Benim bugüne gelen sanatımın karakterini oluşturan sergilerimin en önemlilerinden biri de 1978’de Taksim Sanat Galerisi’nde yine ‘Resim Sergisi’ diye açtığım sergiydi.”

Neler vardı bu sergide? Sanatçı Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nda öğretim görevlisiyken açmıştı ve baskı görmüş hapiste yatmış Sabahattin Ali, Nazım Hikmet, Sevgi Soysal gibi kişilerin portre resimlerine yer vermişti bu galeride. Karamustafa ilave ediyor:

“Ben bugün geçirdiğim bütün güncel sanat serüveninden sonra, kullandığım video filmden enstalasyona, resimden fotoğrafa bütün medyumlarla açtığım sergilerden sonra bugün birdenbire durup bir ‘resim sergisi’ açmak istedim. Sergi hazırlıkları bitip geriye dönüp baktığımda birden kendimin resim eğitimi gördüğümün, ressam olarak hayata başladığımın ve bir ressam olarak düşünmeye alışık olduğumun farkına vardım. Bütün yaptığım işlerin altında da resim geleneğinin olduğunu hissettim. 1978’deki sergimle bir buluşmam bu resim sergim.”

2024 yılında gerçekleşen 60. Venedik Sanat Bienali’nin kavramsal çerçevesi ‘Yabancılar Her Yerde’ idi. Gülsün Karamustafa tam da bu bağlamda işler üretiyordu. İKSV Türkiye’yi temsil etmek için onu seçti. Gülsün Karamustafa da Arsenale’deki Türk Pavyonunda mekâna özel yerleştirmesi ‘Oyuk ve Kırık Dökük: Bir Dünya Hali’ni sergiledi.

Gülsün Karamustafa’nın elli yılı aşkın sanat yaşamında en çok dokunduğu konular zorunlu göçler, zorunsuz göçler, köyden kente göçler, köklerinden koparılma, yerinden edilme, feminist kadınlar, toplumsal cinsiyet oldu. Sanatçı bu konuları resim, enstalasyon, video ve hatta performans sanatları ile ifade etti. Hatta zaman zaman çiçekli pazen kumaşların, kırkyamaların, kâğıt kolajların, bol bol da altın varaklı fırça darbelerinin bu mecralarda boy gösterdiğine tanık oluruz.

Gülsün Karamustafa, “Ben bir ressam olarak başladım sanat yaşamıma” diyor ya, durup denediği, ürettiği birçok mecra daha var. Örneğin, Atıf Yılmaz’ın ‘Bir Yudum Sevgi’sinde ve ‘Gecenin Öteki Yüzü’ TV dizisinde sanat yönetmenliği, Füruzan’ın ‘Benim Sinemalarım’ filminin yönetmenliği gibi. Hatta katıldığı festivallerden ödülle bile döndü. Daha sonra Karamustafa’nın resimlerinde Yeşilçam kadınlarından, karakterlerinden, dekorundan alıntılara bile rastladık.

Karamustafa tüm bu çalışmaları yaptığı süreci şöyle anlattı: “Bütün bu süreç içinde resimden hiç kopmadım. Hatta 1990’larda bir ara sanatta resmin ölümü ilan edildi. Herkes dedi ki artık güncel sanat, çağdaş sanat var. Sanatçılar kendilerini bunların aracılığıyla ifade edecekler. Evet ben de hissettim çünkü güncel sanatın imkanları çok genişti. Kendimi ifade etmek için ben de güncel sanata doğru hareket ettim ama resimden hiç kopmadım. 2000 senesinde bir proje olarak resme devam etmek istedim. Bu projenin ismi de ‘Vadedilmiş Resimler’ idi. Vadedilmiş resim benim için ikondu. Küçük boyutlu, bir pentür iddiası taşımayan resimler, ama İstanbul’un insanı olduğumdan ve ikonlarla iç içe yaşadığımdan ikon yapma hakkını kendimde buldum. Böyle devam ettim.”

Ben, “Dini bir göndermesi var mı? Mor giysilerden Bizans göndermesi de olduğunu anlıyorum” diyorum ve şöyle yanıt veriyor: “Din dışı, gündelik hayatın içinden ikonlar. İkonlar yukarıdan gelen vahiy ile sanatçıyı bir el olarak kullanır. O günden bu yana hiç ne yapacağım diye düşünmedim. Hesap kitap edilerek yapılan şeyler değildi. Bu sergide de gördüğünüz gibi, bir kavgayı bile, anlatılan, susturulan, ağzı kapatılan kızlar, birbirlerini belki bir suçlamayla işaret eden kızlar var. Mor evet Bizans rengi çünkü bu topraklarda onlar da yaşadı, ben de. Durup durup seriler çıkartıyorum ortaya günün koşullarına, dönemlere göre. Bu sergi de bir seri. Var olan dünyadan etkilenme ve ona da tepki var.”

Sergiyi sanatçıyla birlikte geziyoruz. Mor renk, işaret edilen yerler, kişiler, içinde sımsıkı toprak tutan avuçlar, omuzlardaki kuşlar... Tam da bu iş, ‘Kuşadalı bir yar sevdim, kaşı gözü edalı’ diye bir türküye gönderme. Sanatçı diyor ki “Bir dönem yaptığım resimler o kadar savrukça dağıldı ki... Birilerine gitti, ortalıkta dolaştı, dedim ya savrukça. Dergilere yaptığım illüstrasyonlar yırtıldı gitti. Bir gün sokakta el arabasında eski toplayan bir eskiciden bir galerici bir resim almış, benim olup olmadığını sordu. Evet benimdi. Kendi resmimi galericiden satın aldım. Çok sevdiğim bir resmimdi, bugün evimde.”

Çocuklar olan resimlerin önündeyiz. “O kadar çok çocuk haberi duyuyoruz ki… Kaçırılan çocuklar, taciz edilen çocuklar, öldürülen çocuklar... Ben o çocuklara bir alan sunmak istedim bu sergide” diyor sanatçı.

Üç ayrı kız resmi önündeyiz. “Bu kızları yaparken hep İranlı kadınları düşündüm. Susmak için, seslerini çıkartmamak için ağızlarını kapatıyorlar, bu seri bitmedi herhalde devam edecek” diyor.

“Çok şanslıymışsınız, ortaokul ve lisede Turgut Zaim ve Eşref Üren resim hocalarınızmış. Üniversitede de Bedri Rahmi Atölyesi’nden mezun olmuşsunuz. Etkisi altında kaldıklarınız oldu mu?” diye soruyorum. “Kısa süre önce vefat eden Özdemir Altan en sevdiğim, saydığım bize desen yapmayı öğreten galeri hocalarımdandı. Hiçbirinin sanatı benim sanatıma yansımadı ama Bedri Rahmi’nin açtığı yoldan çok etkilendim. ‘Bu memlekette o kadar çok bakıp göreceğin, ilişki kurabileceğin malzeme var ki babanın malı gibi kullan’ derdi. İstediğim her şeyi sanatımla bağdaştırabilme uyarısını öğretti bana.”

“Enstalasyon mu, heykel mi, resim mi, film mi desem kalbinizde yatan ne?” diye soruyorum. “Hepsi geçirgen, benim için resim, tekstil kolaj, resim kolaj, heykel, yerleştirme, çok sayıda video filmi, hepsi geçirgen, hepsine aynı anda başlayıp eş zamanlı devam edebiliyorum, hiçbiri birbirinden ayrılmaz” diyor.

Ben gördüklerimle ilgili bazı yorumlar yapıyorum. Gülsün Karamustafa; “Benden çıktı artık, bunlar sizin; istediğiniz gibi okuyabilirsiniz, yorumlayabilirsiniz” diyor.

Gülsün Karamustafa’nın ‘Resim Sergisi’ 28 Ekim 2026’ya kadar Büro Sarıgedik’te açık.


T24'ten kamuyona - Türkiye’yle dertleşme; T24’e erişim nasıl engellenebildi!

Ne oldu?

Karar tebliğden önce Adalet Bakanlığı'nın WhatsApp gruplarında paylaşıldı

Adalet Bakanlığı, basın gruplarında paylaştığı notla, dünyada da referans gösterilen, Türkiye'nin en büyük bağımsız haber sitesi T24'ün internet ve sosyal medya hesaplarının 'LGBT propagandası' yaptığı suçlamasıyla İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği'nce erişime kapatıldığını duyurdu. Bilgi notunda ayrıca T24'ün LGBTİ+'lar hakkındaki içerikleri de dosya şeklinde gönderildi. Erişim engeli olarak alınan karar, gönderildiği Siber Güvenlik Başkanlığı tarafından akşam saatlerinde e-posta yoluyla T24'e tebliğ edildi. İlgili 118 içerik ile T24’ü erişime kapatma kararının, 29 Eylül'de alındığı öğrenildi. Mahkeme kararında, sulh ceza hâkimliğinin erişim engeli talebini 25 Eylül'de reddettiği, ancak itirazı değerlendiren mahkemenin daha sonra erişim engeli kararı aldığı bilgisi yer aldı. Kararda, T24'ün söz konusu haberleri ve sosyal medya paylaşımlarının "Türk aile yapısını zayıflatmaya yönelik olduğu" ve içeriklerin "gençlerin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konularındaki gelişim süreçlerini olumsuz etkileyebileceği" iddia edildi. Bu iddialarla, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 8/A maddesine dayanarak "suç işlenmesinin önlenmesi ve kamu düzeninin korunması" gerekçesiyle erişim engeli ve içeriğin yayından çıkarılması yönünde karar verildiği bildirildi. Kararın BTK sayfasında yayımlanmasının ardından, 17 yıldır bağımsız gazetecilik yapan T24 haber sitesi 30 Eylül 2026 tarihinde erişime engellendi. 

Dünyada da referans gösterilen Türkiye'nin en büyük bağımsız haber sitesi T24, sosyal medyada başlatılan iftira kampanyası sonrası erişime engellendi!

T24'e erişim engeli dünya basınında: Katıksız gazeteciliğe darbe!

Türkiye’nin dünyada da referans alınan haber mecrası T24 hakkındaki erişim engeli kararı infial yarattı: Türkiye dijital OHAL yaşıyor!

T24 hakkında iftira ve linç kampanyası 

T24 hakkında X'te bir süredir bazı hesaplar tarafından iftira kampanyası yürütülüyordu. Farklı hesaplarca servis edilen aynı video görseli ve aynı metinde, "'Basın özgürlüğü' söylemi üzerinden yürütülen tartışmanın merkezinde bu kez T24’e aktarıldığı belirtilen fonlar var. Söz konusu fonların hangi kaynaklardan geldiği, hangi amaçlarla sağlandığı ve yayın politikasıyla nasıl bir ilişki taşıdığı kamuoyunca sorgulanıyor. Özellikle LGBT içerikleri üzerinden aile yapımızı hedef alan yayınlarla öne çıkan T24’ün asıl niyeti belli" ifadeleri yer alıyordu.


DOĞAN AKIN YAZDI:

T24 17 yaşında: Bir “aynı fikirde olmama hakkı” hikâyesi

Kendinize ve bağımsız gazeteciliğe bir iyilik yapın, reklamsız T24’e abone olun!

‘Haber elemanı’ arkadaşlar; nerede bu Almanya paraları, söyleyin bölüşelim!

Dünyada ve Türkiye’de T24

17 yıldır tek kuruş almadı!

Hiçbir şirket, kişi, kurum, kuruluş, dernek, örgüt, fon ve benzeri oluşumla bir ilişkisi bulunmayan, kendi ürettiği imkânlar dışında hiçbir dış kaynak tüketmeyen bağımsız internet gazetesi T24; 1 Eylül 2009'da yayına başladı.

Aradan geçen 17 yılda hiçbir kişi, kurum, şirket, fon ve benzeri bir yapıdan tek kuruş almadı. T24 hesapları Maliye tarafından defalarca denetlendi, fon aldığına dair hiçbir bulguya rastlanmadı. 

Gazetecilerin en çok bildiği ve düzenli takip ettiği haber sitesi!

Guardian Vakfı ile Norveç Sosyal Bilimler Derneği'nin ortaklığıyla Medya Araştırmaları Derneği tarafından 2018'de yapılan araştırmada T24 "gazetecilerin en çok bildiği ve düzenli takip ettiği haber sitesi" olarak tespit edildi.

Dünyanın önde gelen paylaşım organizasyonlarından TEDX Konuşmaları'nda, kuruluşu ve kazandığı etkiyle hikâyesi sahneye davet edilen Türkiye'deki ilk ve tek haber sitesi T24 oldu.

Yapay zekâ bilgi doğrulamak için en çok T24’e başvuruyor!

Stanford Üniversitesi’nin 12 bin 600 soru yönelterek yaptığı, sonuçları temmuz ayında açıklanan araştırmanın sonuçlarına göre; yapay zekâ platformlarının Türkçe bilgi doğrulama süreçlerinde başvurduğu mecralar arasında T24 birinci sırada çıktı.

T24 17 yaşında: Bir “aynı fikirde olmama hakkı” hikâyesiÇizgi: Selçuk Demirel

Gazetecilik ödüllerinde rekor kırdı

Finansal dayatma ve ideolojik takıntılardan bağımsız gazetecilikte Türkiye’de önemli bir dönemeci ifade eden T24, 2010 yılında, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin çalışmalarını ödüle değer gördüğü tek internet gazetesi oldu.

Muhabirleri ve yazarlarıyla birlikte; sadece 2026 yılının ilk altı ayında dokuz gazetecilik ödülü kazandı ve bu alanda bir rekor kırdı.

Türkiye’de bütün kesimlerin güvendiği mecra

T24; hiçbir görüş ve inancı haberciliğin önüne koymayan; gazeteciler için gazetecilikten daha önemli hiçbir öncelik olamayacağına inanan; insanları, inançları, görüşleri dışlamayan yayın politikası; haberciliği, dosyaları, söyleşileri videoları ile Türkiye’de bütün kesimlerin güvendiği bir mecra olarak 17 yıldır bağımsız gazeteciliğini sürdürüyor.

 

T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

 

İlgili İçerikler