Mersin’de kapı aralığından sızan utanç

Mersin’de kapı aralığından sızan utanç

Mersin’de büyükşehir belediyesine yönelik adli soruşturması sırasında polisin bir eve yaptığı şafak baskınında yapılan görüntü kayıtlarının kamuoyuna yansıması ve tepki çekmesi üzerine gazeteci Levent Gültekin, görüntülerin servis edilmesinde İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’yi bizzat eleştirdi. Sonrasında Gültekin bakanlıktan arandığını belirtirken, “görüntülerin de servis edilmesinin de İçişleri Bakanlığı’yla ilgili durum olmadığını, bu süreçlerdeki yetki ve sorumluluğun kendilerinde olmadığını söylediler” açıklamasını kamuoyuyla paylaştı. Ortaya çıkan tabloya göre sorumluluk, belki Sağlık Bakanlığı’nda. Belki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda. Yoksa Millî Savunma Bakanlığı ya da TOKİ’de mi?!

Mersin’de kapı aralığından sızan utanç

Mersin’de büyükşehir belediyesine yönelik adli soruşturması sırasında polisin bir eve yaptığı şafak baskınında yapılan görüntü kayıtlarının kamuoyuna yansıması büyük tepki çekti.

Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü adli soruşturma dosyasında yer alan şüphelilerin yakalanması ve ev aramaları için Mersin Emniyeti KOM ve Narkotik Şube’den personel görevlendirildi.

Gün doğumuyla birlikte sivil polisler, savcılığın talimatıyla daha önceden tespit edilen şüphelilerin yakalanması ve evlerinde delil aranması amacıyla ekipler halinde şehre dağıldı.

Sonrasında yaşananlar, tartışmaları beraberinde getirdi.

Belirlenen hedef kişilerden birisinin evine gelindiğinde kapıyı açan ev sahibinin “uygun olmadığını” söylemesine rağmen polislerin “içeri dalması”nın görüntüleri, operasyonla ilgili Adalet Bakanlığı’nca yürütülen kamuoyu bilgilendirmesi çerçevesinde tüm ülkeye yayıldı.   

Ve bir anda tepkiler yükseldi. Bu olay, belediye operasyonun önüne geçti.

Ankara’da yaşananlar akıllarda

Görüntülerin yarattığı tablo ilk değil hatırlarsınız.

Suç, suçlu ve soruşturma konumundan bağımsız olmak kaydıyla; Uşak Belediyesi’ne yönelik adli soruşturma çerçevesinde geçen martta dönemin CHP’li Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın yine polis tarafından Ankara’da otel odasında gözaltına alınması sırasındaki görüntüleri, “birileri” aracılığıyla dağıtılarak sosyal medya üzerinden paylaşıldı.

O dönemde CHP Genel Başkanı olan Özgür Özel, görüntülerin sızdırılmasına sert tepki gösterdi. Hatta o günlerdeki bir konuşmasında görüntülerin Ankara Emniyeti’nden dağıtılmadığının belirlendiğini açıklarken İstanbul’dan gelen polis ekibinin faaliyette bulunduğunu ima etti.

Peşinden Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, konuyu Meclis gündemine taşıdı. Adalet Bakanı Akın Gürlek’i “Tapu sızınca ‘devlet’ gibi, görüntü sızınca 'seyirci' gibi davranırsanız, bu adalet değil, zulüm olur” sözleriyle eleştirdi.

Tepkilerin büyümesi üzerine Adalet Bakanı Gürlek, söz konusu görüntünün nasıl sızdığı yönünde araştırma yapıldığını duyurdu yanlış hatırlamıyorsam.

Araştırmanın sonucunun ne olduğuna yönelik herhangi bir resmi bilgilendirme şimdiye kadar yapılmadı!

İçişleri Bakanlığı’nın yapması gerekenler

Mersin’de belediye operasyonunda yaşananlar, Ankara’daki süreci hatırlattı doğal olarak.

Yeri gelmişken, Mersin’de yaşananların iki ayağı var. İlki, polisin eve giriş şekli. İkincisi ise, eve giriş sırasında yaşananların kayda alındığı görüntünün sızdırılması. Diğer deyişle el altından servis edilmesi.

Nedense İçişleri Bakanlığı, her iki aşama konusunda “sessizliğini” koruyor. Hele ki gün içinde en az iki sosyal medya paylaşımı yapan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi henüz bir değerlendirme yapmadı. Keza Emniyet Genel Müdürü Ali Fidan da.

Oysa her iki isim, istemeleri halinde süreci kendi sorumluluk alanları çerçevesinde müfettiş marifetiyle araştırma olanağına ve yetkisine sahip.

Yapılacak müfettiş incelemesinde Mersin’de ortaya çıkan nahoş tablonun sahibi belli olur.

Ama temel koşul, “istemeleri” hali elbette.

Kaldı ki Mersin Valisi Atilla Toros ve Mersin Emniyet Müdürü Fahri Aktaş’ın da sahip oldukları yetki kapsamında yaşananları sonuca bağlamaları mümkün. Üstelik Vali Toros müfettiş kökenli mülki idare amiri. Neyin nasıl yapılacağını gayet iyi bilir.

Anlaşılan onlar da gözlerini Ankara’ya çevirip bekleme konumundalar.

Ayrıca şunu da eklemek gerekir; sonuçta savcılar da insan. Talimatları Allah kelamı değil. Kapının zilinin çalınması sırasında ev sahibesinin konumu savcıya aktarıldığı takdirde savcının da inisiyatifini kullanması mümkün.

Görüntünün servis edilmesi ise ayrı konu. Burada sorumluluk doğrudan Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı ile bağlı olduğu Adalet Bakanlığı’nda.

Bu sorumluluğa karşın savcılığın bilgisi olmaksızın polisin inisiyatif kullanarak görüntüleri servis etmesi hali aslına bakarsanız daha da vahim.

Sonuç olarak İçişleri Bakanlığı veya Emniyet Genel Müdürlüğü’nün müfettiş görevlendirip süreci irdelemesi elzemdir.

Tabii Bakan Çiftçi ve Genel Müdür Fidan’ın “istemesi” gerekiyor.

İçişleri’nin “gayri resmi” açıklamasında dikkat çeken husus

Tepkiler üzerine gazeteci Levent Gültekin, görüntülerin servis edilmesinde İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’yi bizzat eleştirdi.

Sonrasında Gültekin bakanlıktan arandığını belirtirken, “görüntülerin de servis edilmesinin de İçişleri Bakanlığı’yla ilgili durum olmadığını, bu süreçlerdeki yetki ve sorumluluğun kendilerinde olmadığını söylediler” açıklamasını kamuoyuyla paylaştı.

Eleştirisi üzerine Gültekin’i arayıp bilgilendiren ya bizzat Bakan Çiftçi ya da basından sorumlu danışmanı Hasan Öymez olsa gerek.

Tabii burada asıl konuşulması gereken durum, söz konusu görüntülerin kim ya da kimler tarafından, kim ya da kimlerin talimatıyla servis edildiği sorusunun yanıtı.

Ortaya çıkan tabloya göre sorumluluk, belki Sağlık Bakanlığı’nda. Belki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda. Yoksa Millî Savunma Bakanlığı ya da TOKİ’de mi?! Bir olasılık Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’nde! Ya da Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nde bir ihtimal.

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Yalım’ın yaşadığı süreçtekine benzer bir açıklama yaptı.

Özel, doğrudan Adalet Bakanlığı’nı işaret etti. Özel’in işareti sırasında kullandığı tanımı yargı süreci gerekçesi olabileceği için Büyüteç’te yer vermedim. Meraklısı, internetteki arama motorlarından ulaşabilir.

Sonuç olarak savcılık talimatıyla hareket eden adli kolluğun gözaltı ile arama ve el koyma işlemlerinde insan onurunu gözetmek ve korumak gerekiyor.

Devlet, biraz bu konulara önem verse iyi olacak.


T24'ten kamuoyuna - Türkiye’yle dertleşme; T24’e erişim nasıl engellenebildi!

Karar, tebliğden önce Adalet Bakanlığı'nın WhatsApp gruplarında paylaşıldı

Adalet Bakanlığı, basın gruplarında paylaştığı notla, dünyada da referans gösterilen, Türkiye'nin en büyük bağımsız haber sitesi T24'ün internet ve sosyal medya hesaplarının 'LGBT propagandası' yaptığı suçlamasıyla İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği'nce erişime kapatıldığını duyurdu. Bilgi notunda ayrıca T24'ün LGBTİ+'lar hakkındaki içerikleri de dosya şeklinde gönderildi. Erişim engeli olarak alınan karar, gönderildiği Siber Güvenlik Başkanlığı tarafından akşam saatlerinde e-posta yoluyla T24'e tebliğ edildi. İlgili 118 içerik ile T24’ü erişime kapatma kararının, 29 Eylül'de alındığı öğrenildi. Mahkeme kararında, sulh ceza hâkimliğinin erişim engeli talebini 25 Eylül'de reddettiği, ancak itirazı değerlendiren mahkemenin daha sonra erişim engeli kararı aldığı bilgisi yer aldı. Kararda, T24'ün söz konusu haberleri ve sosyal medya paylaşımlarının "Türk aile yapısını zayıflatmaya yönelik olduğu" ve içeriklerin "gençlerin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konularındaki gelişim süreçlerini olumsuz etkileyebileceği" iddia edildi. Bu iddialarla, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 8/A maddesine dayanarak "suç işlenmesinin önlenmesi ve kamu düzeninin korunması" gerekçesiyle erişim engeli ve içeriğin yayından çıkarılması yönünde karar verildiği bildirildi. Kararın BTK sayfasında yayımlanmasının ardından, 17 yıldır bağımsız gazetecilik yapan T24 haber sitesi 30 Eylül 2026 tarihinde erişime engellendi. 

Dünyada da referans gösterilen Türkiye'nin en büyük bağımsız haber sitesi T24, sosyal medyada başlatılan iftira kampanyası sonrası erişime engellendi!

T24'e erişim engeli dünya basınında: Katıksız gazeteciliğe darbe!

Türkiye’nin dünyada da referans alınan haber mecrası T24 hakkındaki erişim engeli kararı infial yarattı: Türkiye dijital OHAL yaşıyor!

T24 hakkında iftira ve linç kampanyası 

T24 hakkında X'te bir süredir bazı hesaplar tarafından iftira kampanyası yürütülüyordu. Farklı hesaplarca servis edilen aynı video görseli ve aynı metinde, "'Basın özgürlüğü' söylemi üzerinden yürütülen tartışmanın merkezinde bu kez T24’e aktarıldığı belirtilen fonlar var. Söz konusu fonların hangi kaynaklardan geldiği, hangi amaçlarla sağlandığı ve yayın politikasıyla nasıl bir ilişki taşıdığı kamuoyunca sorgulanıyor. Özellikle LGBT içerikleri üzerinden aile yapımızı hedef alan yayınlarla öne çıkan T24’ün asıl niyeti belli" ifadeleri yer alıyordu.


DOĞAN AKIN YAZDI:

T24 17 yaşında: Bir “aynı fikirde olmama hakkı” hikâyesi

Kendinize ve bağımsız gazeteciliğe bir iyilik yapın, reklamsız T24’e abone olun!

‘Haber elemanı’ arkadaşlar; nerede bu Almanya paraları, söyleyin bölüşelim!


Dünyada ve Türkiye’de T24

17 yıldır tek kuruş almadı!

Hiçbir şirket, kişi, kurum, kuruluş, dernek, örgüt, fon ve benzeri oluşumla bir ilişkisi bulunmayan, kendi ürettiği imkânlar dışında hiçbir dış kaynak tüketmeyen bağımsız internet gazetesi T24; 1 Eylül 2009'da yayına başladı.

Aradan geçen 17 yılda hiçbir kişi, kurum, şirket, fon ve benzeri bir yapıdan tek kuruş almadı. T24 hesapları Maliye tarafından defalarca denetlendi, fon aldığına dair hiçbir bulguya rastlanmadı. 

Gazetecilerin en çok bildiği ve düzenli takip ettiği haber sitesi!

Guardian Vakfı ile Norveç Sosyal Bilimler Derneği'nin ortaklığıyla Medya Araştırmaları Derneği tarafından 2018'de yapılan araştırmada T24 "gazetecilerin en çok bildiği ve düzenli takip ettiği haber sitesi" olarak tespit edildi.

Dünyanın önde gelen paylaşım organizasyonlarından TEDX Konuşmaları'nda, kuruluşu ve kazandığı etkiyle hikâyesi sahneye davet edilen Türkiye'deki ilk ve tek haber sitesi T24 oldu.

Yapay zekâ bilgi doğrulamak için en çok T24’e başvuruyor!

Stanford Üniversitesi’nin 12 bin 600 soru yönelterek yaptığı, sonuçları temmuz ayında açıklanan araştırmanın sonuçlarına göre; yapay zekâ platformlarının Türkçe bilgi doğrulama süreçlerinde başvurduğu mecralar arasında T24 birinci sırada çıktı.

T24 17 yaşında: Bir “aynı fikirde olmama hakkı” hikâyesiÇizgi: Selçuk Demirel

Gazetecilik ödüllerinde rekor kırdı

Finansal dayatma ve ideolojik takıntılardan bağımsız gazetecilikte Türkiye’de önemli bir dönemeci ifade eden T24, 2010 yılında, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin çalışmalarını ödüle değer gördüğü tek internet gazetesi oldu.

Muhabirleri ve yazarlarıyla birlikte; sadece 2026 yılının ilk altı ayında dokuz gazetecilik ödülü kazandı ve bu alanda bir rekor kırdı.

Türkiye’de bütün kesimlerin güvendiği mecra

T24; hiçbir görüş ve inancı haberciliğin önüne koymayan; gazeteciler için gazetecilikten daha önemli hiçbir öncelik olamayacağına inanan; insanları, inançları, görüşleri dışlamayan yayın politikası; haberciliği, dosyaları, söyleşileri videoları ile Türkiye’de bütün kesimlerin güvendiği bir mecra olarak 17 yıldır bağımsız gazeteciliğini sürdürüyor.


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

 

İlgili İçerikler