Hadi o zaten darbeydi… Hani bu da demokrasi!

Hadi o zaten darbeydi… Hani bu da demokrasi!

Bir ülkenin zihninin, muhakemesinin, bilincinin karartılması için her tuşa basıyorlar. Sadece T24’e engel değil tabii; başka mecralara ve gazetecilere de bu “engel” getirildi. Hapis zaten mevcut!

Hadi o zaten darbeydi… Hani bu da demokrasi!

T24’te çalışanların, yazanların, tabii okurlarının da bir kısmı 12 Eylül darbesini yaşamıştır; bazıları daha öncekileri de. Gençler ise çeyrek asırdır bunu yaşıyor tabii.

O, adı üstünde, “darbe”ydi. Bu “demokrasi!”

Darbe dönemi gazete kapatılırdı; belli bir süre için. “Erişim engeli” oydu. Ama süresi vardı. Nitekim, Günaydın ve Güneş’ten sonra, askere gidip döndüğümde, on gazeteden ayrılıp Cumhuriyet’e girmiş, esasen “darbeciler” tarafından yayını süreli durdurulmuş bir gazetede başlamıştım. Kısa süre sonra yeniden çıktı gazete. Ama o darbeydi, adı üstünde; sıkıyönetim vardı, sıkıyönetime inat gazetecilik de vardı!

Bu dönemin adı “demokratik hukuk devleti” ya; şimdi böyle. Sansür için “darbe”ye gerek kalmadı bu “Türkiye Yüzyılı”nda. Darbe otosansüre zorlardı haliyle; şimdi otosansürü korkak ya da gönüllü bir esaretle yapan onca mecra ve sözde gazetecinin arasında, gazeteciliği hakkıyla, halkın haber alma hakkı ve eleştiri hakkıyla da yapmaya çalışanlara “erişim engeli” çakıyorlar.

Bunu darbeyle karşılaştırdım ama daha ziyade Osmanlı’nın son dönemlerine, hatta mütareke ve işgal dönemindeki işgalci İngiliz-Fransız ile Saray sansürlerine daha çok benziyor.

Bir ülkenin zihninin, muhakemesinin, bilincinin karartılması için her tuşa basıyorlar. Sadece T24’e engel değil tabii; başka mecralara ve gazetecilere de bu “engel” getirildi. Hapis zaten mevcut!

Bir iktidar düşünün; bir yandan “geçmişin kanı”nı durdurmak istediği iddiasında. Bir yandan bugünün ve geleceğin canına okuyor.

Bu “sansür” haber-yorum kaynağını engelleme ilk bakışta. Ama esasen toplumun, okuyan, ilgili, bilgilenmek, doğru bilgilenmek isteyen bir kesimine ceza. Belediye gasplarıyla halkın bir kısmının oyunun da çalınması gibi.

Oy veriyorsun, seçiyorsun; çalıyorlar. Haber veriyorsun, yorum, eleştiri yapıyorsun; engelliyorlar.

“LGBTi artı propagandası” imiş sebep! Bunun propagandası olur mu ya! Bu ancak, zaten hayatı, kimliği, kişiliği öyle olan insanların da insan olduğuna, bu ülkede vatandaş olduğuna, insan hakları olduğuna dair bir duyarlılıktır.

New York’un Belediye Başkanı da, fırtınaya, dalgalara, onca güçlere ve güçlülüklere rağmen “Müslüman olduğunu, Filistin yanlısı olduğunu, soykırım bulunduğunu” haykıra haykıra seçildi. Her etnik, dini gruba uzanırken, LGBTi artı topluluklarına da koştu. Sadece seçim öncesi değil, daha geçen gün onlarlaydı. Çünkü insan ve vicdan olursan, demokratlık anlam kazanır. Yoksa başka bir şey oluyorsun!

Şimdi Hollanda Başbakanı’nın demeçlerini versen, ne bileyim buraya ziyarete gelse, “o propaganda”dan mı olacak!

Elbet bu “sansürmanya” her daim oluyor da, çok sayıda gazetecinin kişisel hesapları, bazı mecralar ile nihayetinde T24’e yapılan, “fon lağımı”na denk geldi. Bilhassa herhalde.

Gözaltındakiler, tutuklananlar, cukkalananlar, sözde parayı iade eden ve kollananlar bir şekilde iktidarla ilişkili olmuş, hatta iktidarın parçası olmuş… Ama ne yoksulun sesi çıkmalı ne muhalefetin ne muhalif veya doğru dürüst gazeteciliğin.

Zaten, bir “öcü” ihdas etmişsin; “Ailem Güvende” diye… O çıpayla, o bahaneyle her türlü haberin, yazının, yorumun, eleştirinin, sesin önünü de kesmeye çalışıyorsun.

İnsan önce bir yandan bu fon lağımını açıp kimi anormal nemalanırken çok sayıda insanın içine batmasındaki devlet ve iktidar sorumluluğundan utanır; benzine filan yaptığı zamlardan utanır, kadınların, çocukların, işçilerin seri ölümlerinden utanır. Utanacak olsa, onca şey bulur zaten. Ama pişkinlik, hak ve özgürlüklere saldırganlıkta sınır tanımıyor.

2009’da, yani 17 yıl önce…

 “Farklılıkların kabulü kolay olmamış, kemikleşen ön yargılar, tahammülsüz anlayışlar düşünceyi ağır şekilde cezalandırmış, bedelini ise bütün Türkiye ödemek zorunda kalmıştır… Geriye doğru baktığımızda içimizi burkan acıların çoğu kez üretilmiş vehimlere ve korkulara dayanması bugün bile aşabilmekte güçlük çektiğimiz birçok soruna kaynaklık etmektedir… Eleştirel akıl olmadan, eleştiriye tahammül olmadan yol alamayız. Söz olmadan, yazı ve fikir olmadan uygarlık iddiamızı gerçekleştiremeyiz. Farklı düşünmek asla birbirimizi anlamaya en azından anlama çabasına mani olmamalıdır. Demokrasinin temeli, tahammül duygusudur. Eleştirel aklın, farklılıklar arasında diyaloğun geçerli olmasıdır. Her türlü düşünceye saygı duyulmasıdır. Bugün mutlulukla ifade ediyorum ki Türkiye artık ne Çetin Altan'ı 300 kez mahkeme kapılarına çağıran ve düşünceyi mahkum eden bir Türkiye'dir, ne de Nazım Hikmet'i 12 yıl boyunca hapishanelerde tutan Türkiye'dir. O alıngan, o vehimler üreten Türkiye, artık yerini öz güvene bırakmıştır'' diyebilen bir zihniyetten bugünlere!

O sözler ile zihniyet başka başka olunca… Kendi sözlerinize bile sansür uygulayasınız gelir bir gün!


T24'ten kamuyona - Türkiye’yle dertleşme; T24’e erişim nasıl engellenebildi!

Ne oldu?

Karar tebliğden önce Adalet Bakanlığı'nın WhatsApp gruplarında paylaşıldı

Adalet Bakanlığı, basın gruplarında paylaştığı notla, dünyada da referans gösterilen, Türkiye'nin en büyük bağımsız haber sitesi T24'ün internet ve sosyal medya hesaplarının 'LGBT propagandası' yaptığı suçlamasıyla İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği'nce erişime kapatıldığını duyurdu. Bilgi notunda ayrıca T24'ün LGBTİ+'lar hakkındaki içerikleri de dosya şeklinde gönderildi. Erişim engeli olarak alınan karar, gönderildiği Siber Güvenlik Başkanlığı tarafından akşam saatlerinde e-posta yoluyla T24'e tebliğ edildi. İlgili 118 içerik ile T24’ü erişime kapatma kararının, 29 Eylül'de alındığı öğrenildi. Mahkeme kararında, sulh ceza hâkimliğinin erişim engeli talebini 25 Eylül'de reddettiği, ancak itirazı değerlendiren mahkemenin daha sonra erişim engeli kararı aldığı bilgisi yer aldı. Kararda, T24'ün söz konusu haberleri ve sosyal medya paylaşımlarının "Türk aile yapısını zayıflatmaya yönelik olduğu" ve içeriklerin "gençlerin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konularındaki gelişim süreçlerini olumsuz etkileyebileceği" iddia edildi. Bu iddialarla, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 8/A maddesine dayanarak "suç işlenmesinin önlenmesi ve kamu düzeninin korunması" gerekçesiyle erişim engeli ve içeriğin yayından çıkarılması yönünde karar verildiği bildirildi. Kararın BTK sayfasında yayımlanmasının ardından, 17 yıldır bağımsız gazetecilik yapan T24 haber sitesi 30 Eylül 2026 tarihinde erişime engellendi. 

Dünyada da referans gösterilen Türkiye'nin en büyük bağımsız haber sitesi T24, sosyal medyada başlatılan iftira kampanyası sonrası erişime engellendi!

T24'e erişim engeli dünya basınında: Katıksız gazeteciliğe darbe!

Türkiye’nin dünyada da referans alınan haber mecrası T24 hakkındaki erişim engeli kararı infial yarattı: Türkiye dijital OHAL yaşıyor!

T24 hakkında iftira ve linç kampanyası 

T24 hakkında X'te bir süredir bazı hesaplar tarafından iftira kampanyası yürütülüyordu. Farklı hesaplarca servis edilen aynı video görseli ve aynı metinde, "'Basın özgürlüğü' söylemi üzerinden yürütülen tartışmanın merkezinde bu kez T24’e aktarıldığı belirtilen fonlar var. Söz konusu fonların hangi kaynaklardan geldiği, hangi amaçlarla sağlandığı ve yayın politikasıyla nasıl bir ilişki taşıdığı kamuoyunca sorgulanıyor. Özellikle LGBT içerikleri üzerinden aile yapımızı hedef alan yayınlarla öne çıkan T24’ün asıl niyeti belli" ifadeleri yer alıyordu.


DOĞAN AKIN YAZDI:

T24 17 yaşında: Bir “aynı fikirde olmama hakkı” hikâyesi

Kendinize ve bağımsız gazeteciliğe bir iyilik yapın, reklamsız T24’e abone olun!

‘Haber elemanı’ arkadaşlar; nerede bu Almanya paraları, söyleyin bölüşelim!

Dünyada ve Türkiye’de T24

17 yıldır tek kuruş almadı!

Hiçbir şirket, kişi, kurum, kuruluş, dernek, örgüt, fon ve benzeri oluşumla bir ilişkisi bulunmayan, kendi ürettiği imkânlar dışında hiçbir dış kaynak tüketmeyen bağımsız internet gazetesi T24; 1 Eylül 2009'da yayına başladı.

Aradan geçen 17 yılda hiçbir kişi, kurum, şirket, fon ve benzeri bir yapıdan tek kuruş almadı. T24 hesapları Maliye tarafından defalarca denetlendi, fon aldığına dair hiçbir bulguya rastlanmadı. 

Gazetecilerin en çok bildiği ve düzenli takip ettiği haber sitesi!

Guardian Vakfı ile Norveç Sosyal Bilimler Derneği'nin ortaklığıyla Medya Araştırmaları Derneği tarafından 2018'de yapılan araştırmada T24 "gazetecilerin en çok bildiği ve düzenli takip ettiği haber sitesi" olarak tespit edildi.

Dünyanın önde gelen paylaşım organizasyonlarından TEDX Konuşmaları'nda, kuruluşu ve kazandığı etkiyle hikâyesi sahneye davet edilen Türkiye'deki ilk ve tek haber sitesi T24 oldu.

Yapay zekâ bilgi doğrulamak için en çok T24’e başvuruyor!

Stanford Üniversitesi’nin 12 bin 600 soru yönelterek yaptığı, sonuçları temmuz ayında açıklanan araştırmanın sonuçlarına göre; yapay zekâ platformlarının Türkçe bilgi doğrulama süreçlerinde başvurduğu mecralar arasında T24 birinci sırada çıktı.

T24 17 yaşında: Bir “aynı fikirde olmama hakkı” hikâyesiÇizgi: Selçuk Demirel

Gazetecilik ödüllerinde rekor kırdı

Finansal dayatma ve ideolojik takıntılardan bağımsız gazetecilikte Türkiye’de önemli bir dönemeci ifade eden T24, 2010 yılında, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin çalışmalarını ödüle değer gördüğü tek internet gazetesi oldu.

Muhabirleri ve yazarlarıyla birlikte; sadece 2026 yılının ilk altı ayında dokuz gazetecilik ödülü kazandı ve bu alanda bir rekor kırdı.

Türkiye’de bütün kesimlerin güvendiği mecra

T24; hiçbir görüş ve inancı haberciliğin önüne koymayan; gazeteciler için gazetecilikten daha önemli hiçbir öncelik olamayacağına inanan; insanları, inançları, görüşleri dışlamayan yayın politikası; haberciliği, dosyaları, söyleşileri videoları ile Türkiye’de bütün kesimlerin güvendiği bir mecra olarak 17 yıldır bağımsız gazeteciliğini sürdürüyor.

 

T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

 

 

 

 

 

 

 

İlgili İçerikler